İçinde ur olan 6 harfli 157 kelime var. İçerisinde UR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ur olan kelimeler listesine ya da Sonu ur ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MASTUR

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [sıfat] Mastor

CUMHUR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Halk
  2. Topluluk
    • "Kubben altında bu cumhura bakarken şimdi." (Yahya Kemal Beyatlı)

KURALI

  1. [sıfat] Kurasını çekmiş, askere gitmeyi bekleyen (asker)
    • "Seferberlik başladığı zaman ... dertli analar ... nafakasını yok pahasına tefecilere satıyor ... kuralı çocuklarına yol parası yetiştiriyorlardı." (Ruşen Eşref Ünaydın)

ŞURALI

  1. [sıfat] Şu yerin halkından olan, şu yöreden olan

BURADA

  1. [zarf] Bu yerde
    • "Bu biraz kalın ve çekici sesi ilk defa yine burada duymuştu." (Halide Edip Adıvar)

KURADA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] İşe yaramaz, yıpranmış, eskimiş, bozulmuş (eşya)
  2. Gelişmemiş, cılız
    • "Pencereyi açar açmaz bu karı çarpık bacakları, kurada kolları, porsuk gerdanla karşıma çıkar." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)

MAĞFUR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Affolunmuş, bağışlanmış

VURMAK

  1. [-e] Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak
    • "Masaya vurmak. Birinin başına vurmak."
    • "Komşu konaklarda vur patlasın çal oynasın saz âlemleri devam ediyor, uzak yakın piyano sesleri işitiliyordu." (Ömer Seyfettin)
  2. [-i] Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak
    • "Kapılarını vurmadan, kartını göstermeden, kademeye aldırmadan odalara giriyor." (Refik Halit Karay)
  3. Etkisi bir yere kadar uzanmak, sokulmak, girmek, duyulmak, yansımak, aksetmek
    • "Yıkık damından içeriye parça parça güneş vurur." (Refik Halit Karay)
  4. [-i] Hızla değmek, çarpmak
    • "Kolumu duvara vurmuşum."
  5. Sürmek
    • "Duvara boya, tahtaya cila vurmak. Yakı vurmak."
  6. Takmak, koymak
    • "Seni buradan ellerine kelepçe, ayaklarına zincir vurup öyle götürecekler!" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  7. Bağlama, ilişkilendirmek
    • "Bohçacı ve yazmacı kadınların tuhaflığına vurarak etrafını alırlar." (Refik Halit Karay)
  8. Olduğundan başka biçimde görünmek
  9. [nsz] Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak
    • "Bıçak vurmak. İğne vurmak."
  10. [nsz] Uygulamak, basmak, koymak
    • "Damga vurmak."
  11. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak
  12. [-i] Amaçladığı şeye rast getirmek
  13. [-i] Hızla çarpmak
    • "Ayağını güm güm yere vurarak."
  14. [-i] Silahla yaralamak, öldürmek
    • "Bir gün kızı kurtarmışlar, ayıyı vurmuşlar, kızı saraya götürmüş, padişahın oğluna vermişler." (Halide Edip Adıvar)
  15. Dokunmak, hasta etmek
    • "Kömür başına vurdu."
  16. [nsz] Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek
    • "Sebzeleri soğuk vurdu. Meyveleri dolu vurdu."
  17. [nsz] Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak
    • "Kalbi öylesine kopacakmış gibi vuruyordu." (Haldun Taner)
  18. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek
  19. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek
    • "Ağacın gölgesi duvara vuruyor."
  20. [-i] Desteklemek, dayamak
    • "Akşam olunca kapının desteğini vurduk."
  21. Çıkmak, görünmek
    • "Su dışarı vurdu."
  22. Sırtına, omzuna yerleştirmek
    • "Hamalın biri sırtına koca bir ayna vurmuş götürüyordu." (Haldun Taner)
  23. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak
  24. Tavla oyununda pulu kırmak
  25. Çok etki etmek, yaralamak
  26. İçki içmek
  27. [-i] Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak
    • "Birinin on milyon lirasını vurmak."
  28. [-i] Çarpma işlemini yapmak
    • "İkiyi dörde vurursak sekiz eder."

TAMBUR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Klasik Türk müziğinin başlıca çalgılarından biri olan, yay veya mızrapla çalınan, uzun saplı, telli çalgı
    • "... eczacı İhsan Bey'in tamburundan ağır tınlamalı birtakım sesler geliyordu." (Atilla İlhan)

ETOBUR

  1. [sıfat] Dişleri et yiyecek biçimde olan, omurgalı, memeli (hayvan), etçil, karnivor

OTURUŞ

  1. [isim] Oturma işi veya biçimi
    • "Başta delikanlılar, çoğunun oturuşunda bir büyüklenme var." (Tarık Buğra)

MECBUR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Herhangi bir konuda yükümlü, bir şeyi yapmak zorunda olan
    • "Biz toprağımızdan düşmanı atmaya mecburuz." (Ruşen Eşref Ünaydın)
    • "Ertesi gün beni daireden istifaya mecbur ettiler." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Memleketin büyük menfaati, beni bu yolda harekete mecbur tutuyordu." (Atatürk)
  2. Bağlı, düşkün, tutkun

GURBET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Doğup yaşanılmış olan yerden uzak yer, gurbetlik
    • "Ben gurbette değilim / Gurbet benim içimde." (Kemalettin Kamu)
    • "İçinde gurbet acısına benzer bir sızı duyuyordu." (Haldun Taner)

TEKFUR

Kelime Kökeni : Ermenice

  1. [isim] Bizans İmparatorluğu zamanında vali düzeyinde olan yöneticilerle Anadolu ve Rumeli'deki Hristiyan beylerine verilen ad

URAĞAN

  1. [isim] Beraberinde yağmur getirmeyen güçlü fırtına

URODEL

Kelime Kökeni : Yunanca

  1. [isim] Kuyruklular

HURAFE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Dine sonradan girmiş yanlış inanç

MAHZUR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Sakınca
    • "Ne gibi mahzurlar doğurabileceğini görmemezlikten gelmek mümkün değildi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Engel

BURGAÇ

  1. [isim] Girdap
    • "Güldükçe esmer yanağında açılan gamze, bir burgaç gibi." (Çetin Altan)

CURACI

  1. [isim] Cura yapan veya çalan kimse

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü