İçinde ulu olan 6 harfli 34 kelime var. İçerisinde ULU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ulu olan kelimeler listesine ya da sonu ulu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ULUYUŞ

  1. [isim] Ulumak işi
    • "Topaçlar gibi döne döne yetişen sağanaklar, denizden sorudukları suları paçavralar gibi savuruyorlar, körleyerek geliyorlar, hazin uluyuşlarla birbiri ardında gidiyorlardı." (Halikarnas Balıkçısı)
ULULUK

  1. [isim] Büyüklük, büyük olma durumu; azamet, celal, izzet
    • "Ayın dolun hâli, kutluluk ile ululuğun en yüksek çağı gibi görülmüştü." (Bahaeddin Ögel)
UYKULU

  1. [sıfat] Uyku gereksinimi olan
    • "Gözleri her zaman uykuludur." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Uyku sersemi olan
    • "Uykulu gözlerini kırpıştırarak çöp tepelerine doğru yürüdüler." (Lâtife Tekin)
  3. [zarf] Uyku sersemi olarak
    • "Kayalar, ağaçlar, sular, börtü böcek, geyikler, tilkiler, çakallar, koyunlar, kuzular bir sabah buğusu içinde uykulu geriniyorlardı." (Yaşar Kemal)
ULUTMA

  1. [isim] Ulutmak işi
DOĞULU

  1. [sıfat] Doğu ülkelerinden olan (kimse); Şarklı
  2. Türkiye'nin doğusunda bulunan illerden olan (kimse); Şarklı
  3. Doğu uygarlığını benimsemiş (kimse); Şarklı
ARZULU

  1. [sıfat] Bakınız istekli
    • "Bu harap ülkenin üstünde çakan şimşekler / Çılgın arzulu günahkârlığımın gözleridir" (Enis Behiç Koryürek)
BULUCU

  1. [isim] Bakınız kâşif
  2. Bakınız icatçı
  3. Bakınız dedektör
BOLULU

  1. [isim] Bolu ilinden olan kimse
TULUAT

Kelime Kökeni: Arapça ṭulūʿāt

  1. [isim, tiyatro] Bakınız doğaçlama
    • "Böyle olmakla beraber, gerek orta oyununun gerek tuluatın köylü temsilleri ile bir münasebeti olsa gerek." (Ahmet Kutsi Tecer)
UTKULU

  1. [sıfat] Bakınız muzaffer
    • "Ben eskiden beri bilmiyor muydum sanki, diyen utkulu ama azıcık utangaç bir gülüştü onunki." (Pınar Kür)
TAPULU

  1. [sıfat] Tapusu olan
    • "Tapulu tarla."
  2. [mecaz] Emri altında, maiyetinde olan
    • "Babasının tapulu şoförüymüşüm, peşin para vermiş gibi çıkıştı." (Aka Gündüz)
KURULU

  1. [sıfat] Kurulmuş olan, yerleşmiş, oturmuş
    • "Herkes kendini damlara, kurulu cibinliklerin içine atardı." (Burhan Günel)
SOKULU

  1. [sıfat] Sokulmuş olan
    • "Tokmağın altındaki kilitte bir sarı pirinç anahtar sokulu idi." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. [zarf] Sokulmuş olarak
ULUSAL

  1. [sıfat] Bakınız millî
    • "Evrensel değerlendirmede ise en sağlam ölçü, özgünlük, ulusal renkleri taşıma, kişiliği bulunmaktır." (Metin And)
PERULU

  1. [isim] Peru’da yaşayan halk veya halkın soyundan olan kimse
BORULU

  1. [sıfat] Borusu olan
    • "Kapıya daha yakın bir yerde belki o yüzden girerken farkına varamadığım bir de borulu fonograf." (Attilâ İlhan)
ULUSÇU

  1. [sıfat] Bakınız milliyetçi
    • "Türk yazarı derken ulusçu bir yaklaşımım yok, Türkçe yazanları kastediyorum." (Tomris Uyar)
ORDULU

  1. [isim] Ordu ilinden olan kimse
OYULUŞ

  1. [isim] Oyulmak işi
KOKULU

  1. [sıfat] Kokusu olan
    • "Perilerin kızgınlığını yatıştırmak için ceplerimde birçok kokulu otlar, tohumlar, üzerlikler taşıyordum." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü