İçinde uk olan 6 harfli 105 kelime var. İçerisinde UK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında uk olan kelimeler listesine ya da Sonu uk ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BUNLUK
-
-
[isim]
Bunalım, sıkıntı
-
[isim]
Bunalım, sıkıntı
- SORMUK
-
-
[isim]
Çocuk emziği
-
Tülbent içine lokum, şeker konularak küçük çocuklara verilen emzik biçiminde nesne
-
[isim]
Çocuk emziği
- YUMRUK
-
-
[isim]
Parmakların kapanmasıyla elin aldığı biçim
- "Dişlerini kilitleyerek iki yumruğunu havada salladı." (Peyami Safa)
- "Yemek yemek için kıyı kumsalına çıkmış, orada ona yumruk kadar bir örümcek musallat olmuştu." (Halikarnas Balıkçısı)
-
Elin bu biçimiyle yapılan vuruş
- "Bir karış mesafeden inecek yumrukla, bir metre mesafeden çakılacak yumruğun tesirleri arasında büyük fark vardır." (Aka Gündüz)
- "Yumruk kadar çocukcağızı tek başına trene oturtamaz ya..." (Refik Halit Karay)
-
Baskı
- "Düşman yumruğu altında."
-
[isim]
Parmakların kapanmasıyla elin aldığı biçim
- TORLUK
-
-
[isim]
Toyluk, acemilik
-
[isim]
Toyluk, acemilik
- DUTLUK
-
-
[isim]
Dut ağaçlarının çok olduğu yer, dut bahçesi
-
[isim]
Dut ağaçlarının çok olduğu yer, dut bahçesi
- KUSMUK
-
-
[isim]
Kusulan şey, kusuntu
-
[isim]
Kusulan şey, kusuntu
- TUMŞUK
-
-
[isim]
Papağan, kartal vb. kuşların kemerli gagası
-
[isim]
Papağan, kartal vb. kuşların kemerli gagası
- DULLUK
-
-
[isim]
Dul olma durumu
-
[isim]
Dul olma durumu
- KUYRUK
-
-
[isim]
Hayvanların çoğunda, gövdenin sonunda bulunan, omurganın uzantısı olan uzun ve esnek organ
- "Zehra elinde kalem, gözlerine kuyruk çekiyordu." (Atilla İlhan)
- "Gül gibi yavrusunu bırakıp da evlenecekmiş. Kuyruk sallaya sallaya oğlumu öldürttü." (Yahya Kemal)
- "Ama hâlâ bilet var diye bekleyen en aşağı beş bin kişi güzel bir kuyruk yapmışlar." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)
- "İki kişinin arkasından kuyruğa girdiği sırada, seyis biletlerini alıyordu." (Necati Cumalı)
-
Bu organa benzeyen uzantı
- "Uçağın kuyruğu. Gelinliğin kuyruğu."
-
Kuşlarda gövdenin sonunda bulunan tüy demeti
-
Koyunun bazı türlerinde eritilerek yağı alınan bir uzantısı
-
Başın arkasına toplanmış saç demeti
-
Bir harfin bitiş çizgisine yakın yerde, birden bir dönüş yapan kısa çizgi
-
İnsanların sıra beklemek için art arda durarak oluşturduğu dizi
- "Çoğu yirmi yaş civarında, sürü sepet öğrenci genç, kuyruğa girmiş, sırasını bekliyor." (Atilla İlhan)
-
Birisinin arkasına takılıp ondan ayrılmayan kimse
- "Falanca kuyruğu ile birlikte geliyor."
-
[isim]
Hayvanların çoğunda, gövdenin sonunda bulunan, omurganın uzantısı olan uzun ve esnek organ
- MAŞUKA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Sevilen, âşık olunan kadın
- "Demek hamal Mehmet'in, sürücü Ahmet'in maşukalarına yaptıklarını sen de bana yapacaksın?" (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
[isim]
Sevilen, âşık olunan kadın
- OYUKLU
-
-
[sıfat]
Oyuğu olan, oyukları bulunan
-
[sıfat]
Oyuğu olan, oyukları bulunan
- ABLUKA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Kuşatma
-
[isim]
Kuşatma
- MEŞKUK
- ...
- TOKLUK
-
-
[isim]
Tok olma durumu
-
[isim]
Tok olma durumu
- KARTUK
-
-
[isim]
Büyük tarla tarağı
-
[isim]
Büyük tarla tarağı
- BURKUK
-
-
[sıfat]
Burkulmuş olan
-
[sıfat]
Burkulmuş olan
- KOZLUK
- ...
- AVUKAT
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse
- "Kasabadan Bilal Efendi'yi avukat tuttular." (Memduh Şevket Esendal)
-
Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse
-
[isim]
Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse
- RUMLUK
- ...
- KOYCUK
-
-
[isim]
Küçük koy
- "Deniz ve engin başkadır; bitip tükenmez koycuklarla dolu gibi görünen kıyılar başkadır." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Küçük koy