İçinde ua olan 8 harfli 15 kelime var. İçerisinde UA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ua olan kelimeler listesine ya da sonu ua ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MUAMMALI

  1. [sıfat] Bakınız tekinsiz
    • "Bu muammalı İhsan Efendi'yi İstanbul'un hangi köşesinde aramalı?" (Peyami Safa)
  2. Ayrıntısı bilinmeyen, açık olmayan, anlaşılması zor
  3. Bakınız bilmeceli
    • "Üstelik muammalı şiirlerin, ancak herkesin kolay kolay anlayamacağı sözcüklerden oluşan bir dille yazılabileceğini söyler!" (Sermet Sami Uysal)
BEDDUALI

  1. [sıfat] İçinde beddua barındıran
    • "Muharrir, Kunoş’un külliyatında rastladığı bazı küfürlü, beddualı manzumeleri Türk ninnisi diye takdim etmesini de tenkit ediyor ve bunların ya uydurma veya külhanbeylerden alınmış şeyler olduğunu ileri sürüyor." (Pertev Naili Boratav)
  2. Beddua edilmiş olan
    • "... 1881 yılında mahkeme kararıyla Ayaşlı Esad Muhlis Paşa’ya geçen ve oğlu Sadullah Paşa’nın adıyla anılmaya başlanan yalının beddualı olduğuna ve aileye hiç iyi gelmediğine inanmıştır." (Beşir Ayvazoğlu)
MUAŞERET

Kelime Kökeni: Arapça muʿāşeret

  1. [isim, eskimiş] Birbiriyle toplumsal ilişkiler içinde bulunma
    • "Biz bu farkın muaşeretten üsluba, insan ve zevke kadar derinleştiğine inanıyoruz." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
TULUATÇI

  1. [isim, tiyatro] Tuluat yapan sanatçı
    • "Hasan, bu sefer kendisine ancak seyyar tuluatçıların arasında bir yer bulabildi." (Osman Cemal Kaygılı)
PUANTİYE

Kelime Kökeni: Fransızca pointillé

  1. [sıfat] Noktalı, benekli (kumaş)
    • "Köşeli dev binalar, geniş düzlüklere puantiye kumaş gibi yerleştirilmiş tek tük ağaçlar." (Alev Alatlı)
FRAMBUAZ

Kelime Kökeni: Fransızca framboise

  1. [isim] Bakınız ahududu
MUAFİYET

Kelime Kökeni: Arapça maʿfuviyyet

  1. [isim] Ayrı tutulma, kendisine uygulanmama
MECMUACI

  1. [isim] Dergi işleriyle uğraşan kimse
MUADELET

Kelime Kökeni: Arapça muʿādelet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız eş değerlik
  2. Bakınız eşitlik
AKSESUAR

Kelime Kökeni: Fransızca accessoire

  1. [isim] Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne
    • "Bu pozlar için fotoğrafhanenin kendi özel dekoru ve aksesuarı vardı ki bunlar da çoğunlukla birbirine benzer eşyaydı." (Aziz Nesin)
  2. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya
    • "Fakat pırlanta işlemeli yakut tacı, bülbül yuvaları gibi çarpıcı aksesuarı olup çıkmıştı." (Selim İleri)
  3. [tiyatro] Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya
    • "Mizansen deriz, rejisör deriz, dekor deriz, kostüm deriz, aksesuar deriz." (Pınar Kür)
MUAMELAT

Kelime Kökeni: Arapça muʿāmelāt

  1. [isim, eskimiş] İşlemler
    • "Muamelat müdürü."
  2. Davranışlar
PARAGUAY

  1. [isim] Güney Amerika'da, denize kıyısı olmayan bir ülke; başkenti Asuncion
MUALLİME

Kelime Kökeni: Arapça muʿallime

  1. [isim, eskimiş] Bakınız (kadın) öğretmen
    • "Bir eski muallime olan annem, istese de büyüklük satamazdı, elinden gelmezdi." (Orhan Kemal)
PUANLAMA

  1. [isim] Puanlamak işi
MUAVENET

Kelime Kökeni: Arapça muʿāvenet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yardım
    • "Muavenetine ne kadar muhtacım, vicdan azabından nasıl perişanım, görmüyor musun?" (Attilâ İlhan)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü