İçinde ua olan 8 harfli 15 kelime var. İçerisinde UA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ua olan kelimeler listesine ya da sonu ua ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MUAMMALI
-
- BEDDUALI
-
-
[sıfat]
İçinde beddua barındıran
- "Muharrir, Kunoş’un külliyatında rastladığı bazı küfürlü, beddualı manzumeleri Türk ninnisi diye takdim etmesini de tenkit ediyor ve bunların ya uydurma veya külhanbeylerden alınmış şeyler olduğunu ileri sürüyor."
-
Beddua edilmiş olan
- "... 1881 yılında mahkeme kararıyla Ayaşlı Esad Muhlis Paşa’ya geçen ve oğlu Sadullah Paşa’nın adıyla anılmaya başlanan yalının beddualı olduğuna ve aileye hiç iyi gelmediğine inanmıştır."
-
[sıfat]
İçinde beddua barındıran
- MUAŞERET
-
Kelime Kökeni: Arapça muʿāşeret
-
[isim, eskimiş]
Birbiriyle toplumsal ilişkiler içinde bulunma
- "Biz bu farkın muaşeretten üsluba, insan ve zevke kadar derinleştiğine inanıyoruz."
-
[isim, eskimiş]
Birbiriyle toplumsal ilişkiler içinde bulunma
- TULUATÇI
-
-
[isim, tiyatro]
Tuluat yapan sanatçı
- "Hasan, bu sefer kendisine ancak seyyar tuluatçıların arasında bir yer bulabildi."
-
[isim, tiyatro]
Tuluat yapan sanatçı
- PUANTİYE
-
Kelime Kökeni: Fransızca pointillé
-
[sıfat]
Noktalı, benekli (kumaş)
- "Köşeli dev binalar, geniş düzlüklere puantiye kumaş gibi yerleştirilmiş tek tük ağaçlar."
-
[sıfat]
Noktalı, benekli (kumaş)
- FRAMBUAZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca framboise
-
[isim]
Bakınız ahududu
-
[isim]
Bakınız ahududu
- MUAFİYET
-
Kelime Kökeni: Arapça maʿfuviyyet
-
[isim]
Ayrı tutulma, kendisine uygulanmama
-
[isim]
Ayrı tutulma, kendisine uygulanmama
- MECMUACI
-
-
[isim]
Dergi işleriyle uğraşan kimse
-
[isim]
Dergi işleriyle uğraşan kimse
- MUADELET
-
Kelime Kökeni: Arapça muʿādelet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız eş değerlik
-
Bakınız eşitlik
-
[isim, eskimiş]
Bakınız eş değerlik
- AKSESUAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca accessoire
-
[isim]
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne
- "Bu pozlar için fotoğrafhanenin kendi özel dekoru ve aksesuarı vardı ki bunlar da çoğunlukla birbirine benzer eşyaydı."
-
Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya
- "Fakat pırlanta işlemeli yakut tacı, bülbül yuvaları gibi çarpıcı aksesuarı olup çıkmıştı."
-
[tiyatro]
Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya
- "Mizansen deriz, rejisör deriz, dekor deriz, kostüm deriz, aksesuar deriz."
-
[isim]
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne
- MUAMELAT
-
Kelime Kökeni: Arapça muʿāmelāt
-
[isim, eskimiş]
İşlemler
- "Muamelat müdürü."
-
Davranışlar
-
[isim, eskimiş]
İşlemler
- PARAGUAY
-
-
[isim]
Güney Amerika'da, denize kıyısı olmayan bir ülke; başkenti Asuncion
-
[isim]
Güney Amerika'da, denize kıyısı olmayan bir ülke; başkenti Asuncion
- MUALLİME
-
Kelime Kökeni: Arapça muʿallime
-
[isim, eskimiş]
Bakınız (kadın) öğretmen
- "Bir eski muallime olan annem, istese de büyüklük satamazdı, elinden gelmezdi."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız (kadın) öğretmen
- PUANLAMA
-
-
[isim]
Puanlamak işi
-
[isim]
Puanlamak işi
- MUAVENET
-
Kelime Kökeni: Arapça muʿāvenet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yardım
- "Muavenetine ne kadar muhtacım, vicdan azabından nasıl perişanım, görmüyor musun?"
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yardım