İçinde ua olan 6 harfli 25 kelime var. İçerisinde UA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ua olan kelimeler listesine ya da sonu ua ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- OBUACI
-
-
[isim]
Obua çalan kimse
- "Bir amatör ile profesyonel bir obuacının çaldığı müzik çok farklı olacak."
-
[isim]
Obua çalan kimse
- İGUANA
-
Kelime Kökeni: İngilizce iguana
-
[isim, hayvan bilimi]
İguanagillerden, 1-2 metre boyunda, Amerika'nın tropikal bölgelerinde yaşayan, sırtında dikenli çıkıntılar bulunan, pullu, büyük sürüngen; Hint kertenkelesi (Iguana tuberculara)
- "Pencerelerinizi açık bırakmayın, iguanalar ve başka hayvanlar odanıza dalabilir, uyarıları asılmış her köşeye."
-
[isim, hayvan bilimi]
İguanagillerden, 1-2 metre boyunda, Amerika'nın tropikal bölgelerinde yaşayan, sırtında dikenli çıkıntılar bulunan, pullu, büyük sürüngen; Hint kertenkelesi (Iguana tuberculara)
- DUASIZ
-
-
[sıfat]
Dua okumayan, dua etmeyen
-
[sıfat]
Dua okumayan, dua etmeyen
- TULUAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭulūʿāt
-
[isim, tiyatro]
Bakınız doğaçlama
- "Böyle olmakla beraber, gerek orta oyununun gerek tuluatın köylü temsilleri ile bir münasebeti olsa gerek."
-
[isim, tiyatro]
Bakınız doğaçlama
- MUALLA
-
Kelime Kökeni: Arapça muʿallā
-
[sıfat, eskimiş]
Yüksek, yüce
-
[sıfat, eskimiş]
Yüksek, yüce
- OKTRUA
-
Kelime Kökeni: Fransızca octroi
-
[isim, eskimiş]
Şehre giren bazı mallardan alınan vergi
-
[isim, eskimiş]
Şehre giren bazı mallardan alınan vergi
- FUARCI
-
-
[isim]
Fuar düzenleyen kimse
-
[isim]
Fuar düzenleyen kimse
- MECMUA
-
Kelime Kökeni: Arapça mecmūʿa
-
[isim]
Bakınız dergi
- "Arada sırada bana gazete, kitap, mecmua göndermelerini istedim."
-
[isim]
Bakınız dergi
- LUANDA
-
-
[isim]
Angola'nın başkenti
-
[isim]
Angola'nın başkenti
- SUALLİ
-
-
[sıfat]
Suali olan
-
[sıfat]
Suali olan
- MUADİL
-
Kelime Kökeni: Arapça muʿādil
-
[sıfat]
Bakınız eş değer
-
[sıfat]
Bakınız eş değer
- JAGUAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca jaguar
-
[isim, hayvan bilimi]
Kedigillerden, Orta ve Güney Amerika'da yaşayan, postu iri benekli bir tür memeli (Felis onca)
-
[isim, hayvan bilimi]
Kedigillerden, Orta ve Güney Amerika'da yaşayan, postu iri benekli bir tür memeli (Felis onca)
- MUAVİN
-
Kelime Kökeni: Arapça muʿāvin
-
[isim]
Bakınız yardımcı
- "Kalkmak üzere olan otobüsün muavini seslendi."
-
Bir görevlinin, bir yöneticinin işine yardım eden, yokluğunda yerini ve yetkilerini üzerine alan kimse
-
Bakınız şoför muavini
- "Gidiyoruz be muavin bey ağabey, der."
-
[isim]
Bakınız yardımcı
- MUASIR
-
Kelime Kökeni: Arapça muʿāṣir
-
[sıfat]
Bakınız çağdaş
- "Hatta çok kere muasırlarından Namık Kemal ve Ziya Paşa bu hususta daha muvaffak olmuşlardır."
-
[sıfat]
Bakınız çağdaş
- RUANDA
-
-
[isim]
Orta Afrika'da, denize kıyısı olmayan bir ülke; başkenti Kigali
-
[isim]
Orta Afrika'da, denize kıyısı olmayan bir ülke; başkenti Kigali
- BEDDUA
-
Kelime Kökeni: Farsça bed + Arapça duʿā
-
[isim]
Bir kimsenin kötü bir duruma düşmesini dilemek için söylenen söz; ilenç, kargış
-
[isim]
Bir kimsenin kötü bir duruma düşmesini dilemek için söylenen söz; ilenç, kargış
- DUAYEN
-
Kelime Kökeni: Fransızca doyen
-
[isim]
Bakınız aksakal
-
Kordiplomatikte kıdemlilik bakımından başta gelen diplomat
-
[isim]
Bakınız aksakal
- VUALET
-
Kelime Kökeni: Fransızca vualet
-
[isim]
Kadınların kullandığı, şapka, taç, toka ve benzerlerinde bulunan, yüzü örten, ince hafif tül
- "Bu ince, siyahlı kadın, yüzünü tüller, vualetler gerisine saklamıştır."
-
[isim]
Kadınların kullandığı, şapka, taç, toka ve benzerlerinde bulunan, yüzü örten, ince hafif tül
- MATBUA
-
Kelime Kökeni: Arapça maṭbūʿa
-
[isim, eskimiş]
Bakınız basma
-
[isim, eskimiş]
Bakınız basma
- MUAMMA
-
Kelime Kökeni: Arapça muʿammā
-
[isim]
Bakınız bilmece
- "Eski kadınlar, çocukların zihinlerini bilmek için muammalara başvururlardı."
-
[edebiyat]
Âşıklık geleneğinde manzum bilmece
-
[mecaz]
Anlaşılmayan, bilinmeyen şey
- "Ruhu uykuda farz ettiğim kadın bana pek yaman bir muamma gibi geldi."
-
[sıfat]
Anlaşılmayan, bilinmeyen
- "Bırak muamma konuşmayı / Çıkar ağzından baklayı / Bahtımız aydınlanıversin"
-
[isim]
Bakınız bilmece