İçinde u olan 8 harfli 1400 kelime var. İçerisinde U harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında u harfi olan kelimeler listesine ya da sonu u harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GOCUKSUZ
-
-
[sıfat]
Üzerinde gocuk olmayan
-
[zarf]
Gocuğu olmadan
-
[sıfat]
Üzerinde gocuk olmayan
- KORKUTUŞ
-
-
[isim]
Korkutmak işi
-
[isim]
Korkutmak işi
- DEDİKODU
-
-
[isim]
Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılan konuşma; kov (I), gıybet, kılükal, laf
- "Gazeteler birazcık kendilerini tutmasalar bütün sayfalar dedikodu yazılarıyla dolar."
-
[isim]
Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılan konuşma; kov (I), gıybet, kılükal, laf
- KAVURMAÇ
-
-
[isim, ağızlardan]
Kavrulmuş buğday
-
[isim, ağızlardan]
Kavrulmuş buğday
- KAVUKLUK
-
-
[isim]
Kavuk koymaya yarayan küçük raf
-
[isim]
Kavuk koymaya yarayan küçük raf
- UFALAMAK
-
-
[-i]
Kırarak, ovarak veya ezerek ufak parçalara ayırmak
- "Bahçenin çevresi lavanta çiçekleriyle çevrili. Eğildim, kopardım bir tutam ve avucumda iyice ufaladım."
-
[argo]
Bakınız dövmek
- "Bir kabile adamı gibi, fakat hayat onu ufalamak istemiş, o doğrulup kalkmıştı her defasında..."
-
Ağzının payını vermek
- "Darbeyi sıkça telaffuz onları daha da ufaladı."
-
[argo]
Hakkı olmayan bir şeyi bir kimseden azar azar almak
-
[-i]
Kırarak, ovarak veya ezerek ufak parçalara ayırmak
- MUHASSAS
-
Kelime Kökeni: Arapça muḫaṣṣaṣ
-
[sıfat, eskimiş]
Birine ayrılmış, tahsis olunmuş
-
[sıfat, eskimiş]
Birine ayrılmış, tahsis olunmuş
- ÇOĞURCUK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Sığırcık
-
[isim, hayvan bilimi]
Sığırcık
- OTURACAK
-
-
[isim]
Sandalye, tabure, kanepe gibi üstüne oturulan şey
-
[isim]
Sandalye, tabure, kanepe gibi üstüne oturulan şey
- ŞUNCACIK
-
-
[sıfat]
Şu kadarcık, birazcık
- "Şuncacık kanı olan bir erkek, çeker bıçağını da deh eder, bitti gitti."
-
[sıfat]
Şu kadarcık, birazcık
- KOKOŞLUK
-
-
[isim]
Kokoş olma durumu
-
[isim]
Kokoş olma durumu
- DURAKSIZ
-
-
[zarf]
Otobüs mola vermeden, duraklarda durmadan (gitmek)
- "Günlerdir uykusuz, duraksız yol aldınız."
-
[sıfat]
Hareketli, oynak olan
-
[sıfat]
Herhangi bir durağa bağlı olarak çalışmayan (taksi)
-
[zarf]
Otobüs mola vermeden, duraklarda durmadan (gitmek)
- HUYLULUK
-
-
[isim]
Huylu olma durumu
-
[isim]
Huylu olma durumu
- BULATMAK
-
-
[-e, -i]
Bakınız bulaştırmak
- "Bana bak, elimi kana bulatma benim, yürü!"
-
[-e, -i]
Bakınız bulaştırmak
- KURANDER
-
Kelime Kökeni: Fransızca courant d'air
-
[isim]
Hava akımı, cereyan
- "İçtiğim Fernet'nin serinliği birdenbire kesildi, kuranderini duymaktan başka az evvel poyraz rüzgârı alan kalbim şimdi bir lav akıntısının altında!"
-
[isim]
Hava akımı, cereyan
- KUTLAMAK
-
-
[-i]
Mutlu bir olaya sevinildiğini söz, yazı veya armağanla anlatmak; kutlulamak, tebrik etmek
-
Önemli bir olayın gerçekleşmesinin yıl dönümü dolayısıyla tören yapmak; tesit etmek
- "Ben her sene 11 Mayıs'ta doğum günümü kutlarım."
-
[-i]
Mutlu bir olaya sevinildiğini söz, yazı veya armağanla anlatmak; kutlulamak, tebrik etmek
- SORUNSUZ
-
-
[sıfat]
Sorunu olmayan; meselesiz, problemsiz
-
[zarf]
Sorunu olmayan, meselesiz, problemsiz ve sıkıntısız bir biçimde
- "Her şey sorunsuz bitti."
-
[sıfat]
Sorunu olmayan; meselesiz, problemsiz
- MUKADDEM
-
Kelime Kökeni: Arapça muḳaddem
- AKTİNYUM
-
Kelime Kökeni: Fransızca actinium
-
[isim, kimya]
Atom numarası 89, atom ağırlığı 227 olan radyoaktif bir element (simgesi Ac)
-
[isim, kimya]
Atom numarası 89, atom ağırlığı 227 olan radyoaktif bir element (simgesi Ac)
- ALELUSUL
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿalā'l-uṣūl
-
[zarf, eskimiş]
Yol yordam gereğince, kurala uygun bir biçimde, usulüne uygun olarak
- "Şimdi bunları bırak da bir defa alelusul kardeşine söyle."
-
Bakınız gelişigüzel
- "Polis de askerler de bu adamların 6-7 Eylül olaylarıyla uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmadığını o kadar iyi biliyordu ki değil mahkemeye verilmek, çoğu alelusul sorguya bile çekilmemişti."
-
[zarf, eskimiş]
Yol yordam gereğince, kurala uygun bir biçimde, usulüne uygun olarak