İçinde uş olan 6 harfli 42 kelime var. İçerisinde UŞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında uş olan kelimeler listesine ya da sonu uş ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Uş Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

U Ş

2 Harfli Kelimeler

ŞU

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MATRUŞ

Kelime Kökeni: Arapça maṭrūş

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız tıraşlı
    • "Matruş biri görüldü mü herhâlde ecnebidir diye kestirilir atılırdı." (Haldun Taner)
UNUTUŞ

  1. [isim] Unutmak durumu
    • "Kafamın içinde, belleğimin üzerine dağlarca yığılmış unutuş toprağı birden korkunç bir heyelanla kaymaya başladı." (Yüksel Pazarkaya)
OKUMUŞ

  1. [sıfat] Okuyarak bilgisini genişletmiş, öğrenim görmüş (kimse)
    • "Bizim aramızda en görmüş geçirmişi, en okumuşu sensin." (Azra Erhat)
UYUŞUM

  1. [isim] Uyuşma durumu; uyuşurluk
    • "Bir uyuşuma varmanın tadını çıkara çıkara güneşli kaldırımda yürüyordu." (Mustafa Necati Sepetçioğlu)
  2. [sinema, televizyon] İki çekim arasında hareket, anlam, ışık, dekor, donatım, oyun bakımlarından aykırılık olmama durumu
UYUŞUK

  1. [sıfat] Duymaz ve hareket edemez duruma gelmiş, uyuşmuş
    • "Terli, sıcak, uyuşuk vücudu, yatağın çukuruna yapışmış, kımıldayamıyor bile." (Peyami Safa)
  2. [mecaz] Gevşek, tembel, sünepe olan; uyuntu
    • "Pencerenin önündeki güneşte uyuşuk uyuşuk yatan pamuk kadar beyaz kedi pencereden atlayarak ihtiyar kadının seccadesinin yanına uzandı." (Hasan Mahir)
SERPUŞ

Kelime Kökeni: Farsça serpūş

  1. [isim, eskimiş] Bakınız başlık
TUŞSUZ

  1. [sıfat] Tuşu olmayan
    • "Suna aceleyle tuşsuz siyah telefona ulaştı." (Süreyyya Evren)
BAYKUŞ

  1. [isim, hayvan bilimi] Başında, kulak yerinde iki sorgucu bulunan, yırtıcı gece kuşlarının genel adı
    • "Geri döndüğümde bungalovda bir baykuş buldum, yıllar sonra hayatıma bir kuş giriyor, hoşuma gitti; oturdum, kucağıma koydum baykuşu, alnını okşadım, uyudu, sırtüstü devrildi kucağıma." (Lâtife Tekin)
BERDUŞ

Kelime Kökeni: Farsça berdūş

  1. [isim] Başıboş, serseri kimse
    • "Serseriler, berduşlar, kopuklar başlarını masalara dayayarak sabahlar burada." (Salâh Birsel)
  2. [sıfat, mecaz] Bakınız perişan
    • "Bir büyük mü büyük hangar, bir dağınık, berduş yatak..." (Çetin Altan)
KUŞLUK

  1. [isim] Günün sabahla öğle arasındaki saatleri
    • "Tarhana çorbasıyla birer baş soğan, birer çeyrek ekmekti kuşlukta yedikleri." (Necati Cumalı)
  2. Kuşlara yem verilen zaman
  3. Büyük kuş kafesi
UYUŞMA

  1. [isim] Bakınız uzlaşma
    • "Hayvanlar, bitkiler, böcekler, çocuklar doğa ile uyuşma içindedirler." (Necati Cumalı)
AVUNUŞ

  1. [isim] Avunmak işi
    • "Gerçekten de bu bir avunuş, sığınılan bir yorum değildi." (Tarık Buğra)
DOYMUŞ

  1. [sıfat] Bir şey yiyerek tok duruma gelmiş
  2. [mecaz] İsteği kalmamış, isteği giderilmiş, tatmin olmuş
  3. [kimya, fizik] Doyma durumuna gelmiş (gaz, sıvı veya elektromıknatıs); meşbu
UÇURUŞ

  1. [isim] Uçurmak işi
OLUŞUK

  1. [sıfat] Oluşmuş olan
  2. [isim, jeoloji] Bir jeoloji döneminde meydana gelmiş katmanlar dizisi
    • "Üçüncü Zaman oluşukları."
OKUTUŞ

  1. [isim] Okutmak işi
OLUŞUM

  1. [isim] Oluşmak işi; teşekkül, teşkil
  2. [gök bilimi, jeoloji] Katman, kütle, gök cismi vb.nin biçimlenme süreci
OLUŞMA

  1. [isim] Oluşmak işi; oluş, tekevvün, teşekkül
    • "Meşrutiyet Dönemi'nde tiyatro eserlerinin oluşmasında iki önemli etki buluyoruz." (Metin And)
ULUYUŞ

  1. [isim] Ulumak işi
    • "Topaçlar gibi döne döne yetişen sağanaklar, denizden sorudukları suları paçavralar gibi savuruyorlar, körleyerek geliyorlar, hazin uluyuşlarla birbiri ardında gidiyorlardı." (Halikarnas Balıkçısı)
KUŞLAR

  1. [isim, hayvan bilimi] Çok hücreli hayvanlardan, omurgalıların geniş bir sınıfı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü