İçinde olan 6 harfli 70 kelime var. İçerisinde TÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tü olan kelimeler listesine ya da Sonu tü ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÜTÜLÜK
...
ÖTÜŞME

  1. [isim] Ötüşmek işi

AKTÜEL

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [sıfat] Güncel
  2. Edimsel

TÜREDİ

  1. [sıfat] Kendisinden umulmayan bir biçimde sivrilmiş ve hakkı olmayan bir duruma gelmiş (kimse), yerden bitme, zıpçıktı
    • "Attığı temeller üzerine ancak bir sonradan görme türedi evi kurulabilirdi." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Nereden geldiği, nasıl ortaya çıktığı belirsiz, gerçek bir değeri olmayan
    • "Ama bu türedi akımları sevmemekle kalmaz..." (Abdülhak Şinasi Hisar)

TÜMSEK

  1. [isim] Küçük tepe, tüm (II), tümbek
    • "Sazlarla, kamışlarla örtülü bir tümseği atladım. Kıyıdayım." (Orhan Veli Kanık)
  2. Çıkıntılı yer, kabarıklık, şişkinlik
    • "Bu uzun hayalden birdenbire önümde bir tümsek beni uyandırdı." (Halide Edip Adıvar)

ÖĞÜTÜŞ

  1. [isim] Öğütme işi veya biçimi

TÜYMEK

  1. [nsz] Kaçmak
    • "Bir bahane icadıyla şuradan beş on gün için tüyemez miyiz?" (Ercüment Ekrem Talu)

TÜNMEK

  1. [nsz] Hava kararıp gece olmak

KÜLTÜR

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin
    • "Harf inkılabı, Türk kültür inkılabının temelidir." (Etem İzzet Benice)
  2. Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü
    • "Doğrusu, teknik ve kültür her gün biraz daha ilerlemektedir." (Salâh Birsel)
  3. Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi
  4. Bireyin kazandığı bilgi
    • "Tarih kültürü kuvvetli bir kişi."
  5. Tarım
  6. Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme

SÜRTÜK

  1. [isim] Vaktini çok gezerek geçiren, evinde oturmayan kadın
    • "Bu sürtüğü oğluma almak da sonunda çıkacağı belli olmayan bir felakettir." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Orospu

KOSTÜM

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Ceket, pantolon ve bazen de yelekten oluşan erkek takım giysisi
  2. Çoğunlukla sokakta giyilmek için dikilmiş kadın giysisi
    • "Arkasındaki kostümleri, manken üstünde gibi durur." (Sermet Muhtar Alus)
  3. Sinema ve tiyatroda rol gereği giyilen kıyafetlerin genel adı

ÜTÜLME

  1. [isim] Ütülmek işi

KAKTÜS

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Kaktüsgillerden, yaprakları yayvan ve dikenli, güzel, parlak renkte çiçekler açan bir bitki, atlas çiçeği (Cactus)

SATÜRN
...
TÜMLEÇ

  1. [isim] Tümleyen şey, mütemmim
  2. Genellikle fiilin anlamını çeşitli yönlerden tamamlayan, herhangi bir ad durumunda bulunan, edat alan ad veya tamlama, meful, mütemmim

ÜZÜNTÜ

  1. [isim] Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği, teessür
    • "Sesinde bir üzüntü hatta bir sitem sezdim." (Aka Gündüz)
    • "Üzüntü versin diye ara sıra uydurduğu yalanların tesiri altında kalmıştım." (Refik Halit Karay)

TÜVEYÇ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Çiçek tacı

ÖRTÜLÜ

  1. [sıfat] Örtüsü olan
    • "Orta yaşlı, başı örtülü bir kadın yanımda duruyor." (Refik Halit Karay)
  2. Örtülmüş, bir şey ile kaplanmış
    • "Yerler yemyeşil ve ıslak bir çimenle örtülü." (Ahmet Haşim)
  3. [zarf] Açıklama yapmadan, belli belirsiz bir biçimde, müphem

STÜDYO

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Sanat çalışmaları için düzenlenmiş oda
    • "Üst kattaki tek odayı bir çalışma stüdyosu hâline getirmişti."
  2. Fotoğrafçının çalıştığı oda, alan, fotoğrafçı işliği
  3. Sinema, televizyon ve radyo için film çekilen, ses alınan ve yayın yapılan yer
    • "Yalnız Türk stüdyosunda değil, pek sevdiğin Hollywood stüdyolarında da başka türlü olduğunu zannetme!" (Falih Rıfkı Atay)
  4. Bir odalı daire

ÖĞÜRTÜ

  1. [isim] Öğürmek işi
    • "İnsan rakı masasının başına eğlenelim, iş görelim diye oturur ve ekseriya eğlence öğürtü, iş gürültü ile biter." (Refik Halit Karay)
  2. Öğürürken çıkan ses
    • "Cevap beklemeden hastanın öğürtüleri işitilen odaya koştu." (Peyami Safa)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü