İçinde tutu olan 8 harfli 9 kelime var. İçerisinde TUTU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tutu olan kelimeler listesine ya da sonu tutu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Tutu Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
T T U U
4 Harfli Kelimeler
TUTU
3 Harfli Kelimeler
TUT
2 Harfli Kelimeler
TU, UT
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TUTUKLUK
-
-
[isim]
Tutuk olma durumu
- "Ama bizde bir tutukluk vardı, ses birliğini kuramıyorduk bir türlü."
-
Heyecan, telaş vb. sebeplerle düzgün konuşamama; konuşma korkusu
-
Düzgün işlememe durumu
-
[isim]
Tutuk olma durumu
- TUTUŞMAK
-
-
[-e]
Birbirini tutmak, birbirine ilişip dokunmak
- "İşlerini bitirdikten sonra kerevette oturur, el ele tutuşur, göz göze dalar, Tanrının verdiklerine, kendilerini birleştirmiş olmasına şükrediyorlardı."
-
Bir işe başlamak, girişmek
- "İki ordu bir harbe daha tutuştular."
-
[nesnesiz]
Yanmaya başlamak, ateş almak
- "Bu fenerleri birbirine bağlayan çiçekli askılardaki küçük lambalar tutuştu."
-
[nesnesiz]
Kızarmak, kızıllaşmak
- "Karşı dağlarda tutuşmuş gibi gül bahçeleri / Koyu bir kırmızılık gökten ayırmada yeri"
-
[nesnesiz, mecaz]
Bakınız telaşlanmak
-
[mecaz]
Alev almış olmak, yanmaya başlamak; alışmak
-
[-e]
Birbirini tutmak, birbirine ilişip dokunmak
- TUTUNMAK
-
-
[-e]
Tutup bırakmamak, dayanmak, sarılmak veya asılmak
- "Evinin bahçesinin kapısını açtım ve kapanmayan panjurlarına tutunarak odasına girdim."
-
[nesnesiz]
Aynı yerde ve durumda kalmak, direnmek, dayanmak
- "Düşman ordusu ordumuz karşısında tutunamadı."
-
[nesnesiz]
Kendini kabul ettirmek, kendine bir yer sağlamak
- "Hafif peltek, bozuk diksiyonuyla tiyatroda tutunamazdı."
-
[nesnesiz]
Kendi üzerine koymak, kullanmak
- "Yaşmak tutunmak. Sülük tutunmak."
-
Uyum sağlayıp kalmak
-
[mecaz]
Dayanmak, güvenmek
-
[-e]
Tutup bırakmamak, dayanmak, sarılmak veya asılmak
- TUTULMUŞ
-
-
[sıfat]
Engellenmiş
-
Ele geçirilmiş
-
[sıfat]
Engellenmiş
- TUTULMAZ
-
-
[sıfat]
Yakalanmaz, ele avuca gelmez
-
[sıfat]
Yakalanmaz, ele avuca gelmez
- TUTULMAK
-
-
[nesnesiz]
Tutma işi yapılmak veya tutma işine konu olmak
- "Ömer Abit Hanı'nda bir yazıhane kiralanmış, aylıkla bir otomobil tutulmuştu."
-
Ay ve Güneş, tutulma olayına uğramak
-
Ünlü olmak, meşhur olmak
-
Tutuk duruma gelmek
-
Kapatılmak, sarılmak
- "Kaçmayı düşündüklerinde sokağın iki çıkışının da tutulduğunu gördüler."
-
Bir organ veya bir şey hareket edemez olmak
- "Barba Manol kafayı iyice dumanladıktan sonra, iki bacağının nasıl tutulduğunu anlattı."
-
[-e]
Birine tutkun olmak, sevmek
-
[-e]
Bakınız yakalanmak
- "Hastalığa tutulduğu sıralarda bir sabun fabrikasında çalışıyordu."
-
[spor]
Bazı takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncu tarafından hareketine ayakla veya vücutla engel olunmak; markaja alınmak
-
[nesnesiz]
Tutma işi yapılmak veya tutma işine konu olmak
- TUTUMSUZ
-
-
[sıfat]
Aşırı harcamalar yapan; idaresiz, savruk, savurgan, hesapsız, müsrif
-
[sıfat]
Aşırı harcamalar yapan; idaresiz, savruk, savurgan, hesapsız, müsrif
- TUTUKEVİ
-
-
[isim]
Tutukluların kapatıldığı yer; tomruk, tevkifhane
-
[isim]
Tutukluların kapatıldığı yer; tomruk, tevkifhane
- TUTUKSUZ
-
-
[sıfat, hukuk]
Tutuklanmadan yargılanan
-
[zarf]
Tutuklanmadan
- "Eski davaları tutuksuz sürecek."
-
[sıfat, hukuk]
Tutuklanmadan yargılanan