İçinde tur olan 6 harfli 22 kelime var. İçerisinde TUR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tur olan kelimeler listesine ya da sonu tur ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Tur Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
TUR
2 Harfli Kelimeler
TU, UR, UT
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DÜSTUR
-
Kelime Kökeni: Arapça dustūr
-
[isim]
Genel kural
-
[eskimiş]
Yasaları içine alan kitap
-
[isim]
Genel kural
- ŞAHTUR
-
-
[isim, denizcilik]
İnce donanma gemilerinden biri
-
[isim, denizcilik]
İnce donanma gemilerinden biri
- OTURMA
-
-
[isim]
Oturmak işi; kuut
- "Bu saat, kendimi bildim bileli sofraya oturma saatimizdir."
-
Kısa süre için konukluğa gitme
- "Yemeğini yedikten sonra gece Vehbi dedeye oturmaya gitti."
-
[isim]
Oturmak işi; kuut
- TURANİ
-
Kelime Kökeni: Farsça tūrān + Arapça -ī
-
[isim, eskimiş]
Bakınız Turanlı
-
[sıfat]
Turan’a ait, Turan’a özgü olan
- "Macar antropolog ve Türkolog Vambery, Türklerin Turani ırkların bir parçası olduğunu öne sürmüştü."
-
[sıfat]
Turancılıkla ilgili, Turancılığa özgü olan
-
[isim, eskimiş]
Bakınız Turanlı
- MESTUR
-
Kelime Kökeni: Arapça mestūr
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız gizli
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız gizli
- KONTUR
-
Kelime Kökeni: Fransızca contour
-
[isim]
Resimde nesneyi belirgin gösteren çevre çizgisi
- "Bu ışık onların olanca konturlarını, ayrıntılarını ortaya çıkarır."
-
[isim]
Resimde nesneyi belirgin gösteren çevre çizgisi
- DESTUR
-
Kelime Kökeni: Farsça destūr
-
[isim, eskimiş]
Bakınız izin
-
[ünlem]
"Yol verin, savulun, izin verin" anlamlarında kullanılan bir söz
-
[ünlem]
Karanlık, ıssız yerlere pis veya atık su dökerken cin çarpmasın diye yüksek sesle söylenen bir söz
-
[ünlem]
Tarikat geleneğinde bir işe başlanırken söylenen bir söz
- "Zor bir işe girişilirken evliyanın ruhaniyetinden güç almak için de ‘Destur!’, ‘Destur ya pir!’ veya ‘Destur ya Ali!’ denir."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız izin
- FATURA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca fattura
-
[isim, ticaret]
Satılan bir malın cinsini, miktarını ve fiyatını bildirmek için satıcının alıcıya verdiği hesap pusulası
- "Camın arkasında oturmuş, ha babam fatura damgalayıp para üstü veriyor."
-
[isim, ticaret]
Satılan bir malın cinsini, miktarını ve fiyatını bildirmek için satıcının alıcıya verdiği hesap pusulası
- TURGAY
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız tarla kuşu
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız tarla kuşu
- TAMTUR
-
-
[isim]
Çepeçevre değerli taşlarla kaplanmış yüzük
-
[isim]
Çepeçevre değerli taşlarla kaplanmış yüzük
- TURGOR
-
Kelime Kökeni: Latince
-
[isim, biyoloji]
Hücrenin çok su çekerek şişmesi, öz suyunun kıvamının azalması
-
[isim, biyoloji]
Hücrenin çok su çekerek şişmesi, öz suyunun kıvamının azalması
- USTURA
-
Kelime Kökeni: Farsça usture
-
[isim]
Tıraş için kullanılan, açılır kapanır, çok keskin bıçak; baş bıçağı, tıraş bıçağı, yülgü
- "Tayyar ile kalfaları tertemiz giyinmişler, boyuna ellerindeki yepyeni usturaları kılağılıyorlar."
-
[isim]
Tıraş için kullanılan, açılır kapanır, çok keskin bıçak; baş bıçağı, tıraş bıçağı, yülgü
- OTURUŞ
-
-
[isim]
Oturmak işi
- "Başta delikanlılar, çoğunun oturuşunda bir büyüklenme var."
-
[isim]
Oturmak işi
- TURUNÇ
-
Kelime Kökeni: Farsça turunc
-
[isim, bitki bilimi]
Turunçgillerden, bütün Akdeniz ülkelerinde yetişen, kışın yaprağını dökmeyen bir ağaç; narenç (Citrus aurantium amara)
-
Bu ağacın portakala benzeyen, suyu acımtırak meyvesi
- "Lübnan portakal, turunç, hurma ve muz memleketiydi."
-
[isim, bitki bilimi]
Turunçgillerden, bütün Akdeniz ülkelerinde yetişen, kışın yaprağını dökmeyen bir ağaç; narenç (Citrus aurantium amara)
- OTURUM
-
-
[isim]
Bir meclis veya kurulun çözümlenmesi gereken sorunları görüşüp tartışmak için yaptığı birleşimlerden her biri; celse
- "Onun adaylığı konuşulurken kıdemli doçent olarak ben de oturuma katılmıştım."
-
Bilimsel toplantıların aynı anda veya art arda gerçekleştirilen bölümlerinden her biri; seksiyon
-
Bakınız seans
-
[isim]
Bir meclis veya kurulun çözümlenmesi gereken sorunları görüşüp tartışmak için yaptığı birleşimlerden her biri; celse
- OTURAK
-
-
[isim]
Oturulacak yer veya şey
-
Alçak iskemle
- "Üstüne konulan tandır oturağı çok kalın ve çok sağlam tahtadan fırınlanarak yapılmıştı."
-
Bir şeyin yere gelen tarafı; taban (I)
-
Bakınız ördek
-
İçkili, çalgılı eğlence
-
Boru mengenesinin tezgâha oturduğu ve vidalandığı bölüm
-
[sıfat]
Bacaklarında veya başka bir yerinde, gezmesine engel olacak bir özrü olduğundan hep evde oturan (kimse); kötürüm
-
[denizcilik]
Kürekli teknelerde kürekçilerin oturduğu enli tahta
-
[sıfat]
Konargöçer olmayan, yerleşik olan
- "Seyhun boylarındaki şehirlerde ve köylerde yaşayan oturak Oğuzların da bilhassa Moğol kılıcı altında can vermemek, onlara tutsak düşmemek..."
-
[isim]
Oturulacak yer veya şey
- MASTUR
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[sıfat, argo]
Bakınız mastor
-
[sıfat, argo]
Bakınız mastor
- TURHAL
-
-
[isim]
Tokat iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Tokat iline bağlı ilçelerden biri
- TURİZM
-
Kelime Kökeni: Fransızca tourisme
-
[isim]
Dinlenme, eğlenme, görme, tanıma vb. amaçlarla yapılan gezi
-
Bir ülkeye veya bir bölgeye turist çekmek için alınan ekonomik, kültürel, teknik önlemlerin, yapılan çalışmaların tümü
-
[isim]
Dinlenme, eğlenme, görme, tanıma vb. amaçlarla yapılan gezi
- SANTUR
-
Kelime Kökeni: Farsça sentūr
-
[isim, müzik]
Kanuna benzeyen, tokmaklarla çalınan bir tür telli çalgı
- "Saz takımında cızgara denilen ensiz, dikdörtgen bir kemanla santur da yer alır."
-
[isim, müzik]
Kanuna benzeyen, tokmaklarla çalınan bir tür telli çalgı