İçinde tmek olan 9 harfli 189 kelime var. İçerisinde TMEK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tmek olan kelimeler listesine ya da sonu tmek ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Tmek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KEM, KET, MET, TEK, TEM
2 Harfli Kelimeler
EK, EM, ET, KE, ME, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- CEVRETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça cevr + Türkçe etmek
-
[-e, eskimiş]
Eziyet etmek
- "Yol ortasında bir kıza sataşmak, cevretmek, yangından mal kaçırır gibi kapıp kaçıvermek kadar küstahlık olmaz."
-
[-e, eskimiş]
Eziyet etmek
- DEVİRTMEK
-
-
[-i]
Devirme işini yaptırmak
-
[-i]
Devirme işini yaptırmak
- NAKŞETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça naḳş + Türkçe etmek
-
[-e, -i]
Süslemek, bezemek, nakış yapmak
-
[mecaz]
Kalıcı ve etkili olmasını sağlamak; işlemek
- "Yüzünü hayalime nakşetmek için kalbimin bütün kuvvetiyle bakıyordum."
-
[-e, -i]
Süslemek, bezemek, nakış yapmak
- ŞİŞİRTMEK
-
-
[-e, -i]
Şişirme işini yaptırmak
-
Şişmesine sebep olmak
- "Takkesinin yırtığı kulağında, rüzgârın şişirttiği entari bir ikinci karın gibi göbeğinin üstünde..."
-
[-e, -i]
Şişirme işini yaptırmak
- ŞENELTMEK
-
-
[-i]
Şenelmiş duruma getirmek, meskûn kılmak
- "Fakat bu havalar böyle giderse zor şeneltiriz biz bu sergiyi. Şu anda dışarıda lapa lapa kar yağıyor."
-
[-i]
Şenelmiş duruma getirmek, meskûn kılmak
- İKİLETMEK
-
-
[-i]
İkilemesine yol açmak
- "Aliciğim, sen alttaki girişi kontrol et. Biz buradan girelim. İkiletmedi Ali."
-
[-i]
İkilemesine yol açmak
- DEDİRTMEK
-
-
[-e, -i]
Demek zorunda bıraktırmak
- "Kendime deli dedirtinceye kadar neler çektiğimi ben bilirim."
-
[-e, -i]
Demek zorunda bıraktırmak
- GÜMLETMEK
-
-
[-i]
Güm diye ses çıkmasına neden olmak
- "Yumruklar kürsüyü ve rahleleri gümletiyor, yüzler kıpkırmızı kesiliyor, dişler gıcırdatılıyordu."
-
[-i]
Güm diye ses çıkmasına neden olmak
- HACZETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥacz + Türkçe etmek
-
[-i, hukuk]
Bir alacağın ödenmesi için borçlunun geçim ve mesleğinde gerekli olan şeyler dışında kalan para, aylık veya malına icra dairesi el koymak
-
[-i, hukuk]
Bir alacağın ödenmesi için borçlunun geçim ve mesleğinde gerekli olan şeyler dışında kalan para, aylık veya malına icra dairesi el koymak
- TERLETMEK
-
-
[-i]
Terlemesine sebep olmak
- "Hastayı terletmek için ne yaparsın?"
-
[mecaz]
Sıkıntıya düşürmek, çokça yormak
- "Bu iş beni terletti."
-
[-i]
Terlemesine sebep olmak
- EMZİRTMEK
-
-
[-e, -i]
Emzirme işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Emzirme işini yaptırmak
- BUĞZETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça buġż + Türkçe etmek
-
[-e, nesnesiz]
Kin beslemek, nefret etmek
- "Ekmek vermese, bir gün unutsa da hemen buğzetmem."
-
[-e, nesnesiz]
Kin beslemek, nefret etmek
- ŞİŞLETMEK
-
-
[-i]
Şişleme işini yaptırmak
-
[-i]
Şişleme işini yaptırmak
- GEVRETMEK
-
-
[-i]
Bir şeyin gevremesini sağlamak
-
[-i]
Bir şeyin gevremesini sağlamak
- SEYRETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça seyr + Türkçe etmek
-
[nesnesiz]
Bir şeyin durumunu, oluşumunu gözlemek, bakmak
-
[-i]
Bir olaya karışmadan bakmak
- "Rabia biraz şaşkın, salapuryada arkadaş olduğu çocuklu tazenin kocasıyla buluşmasını seyrediyordu."
-
Eğlenmek, görmek, öğrenmek vb. için bakmak, izlemek
- "Ben, çok güzel bir şey seyrediyorsam tiyatroda, daha ne kadar sürecek piyes diye aklıma getirmem."
-
Taşıt, ilerlemek, yol almak
- "İnsanlar, seyreden araçlara aldırmadan karşıdan karşıya sorumsuzca geçiyorlardı."
-
Hastalık vb. sürmek, devam etmek
- "Gözlerini yumdu ve kendini ağır aksak seyreden bir rüyanın içinde buldu."
-
[nesnesiz]
Bir şeyin durumunu, oluşumunu gözlemek, bakmak
- TİTRETMEK
-
-
[-i]
Titremesine yol açmak
- "Ellerini büsbütün titretiyordu."
-
[mecaz]
Korku salmak
-
[-i]
Titremesine yol açmak
- KEŞFETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça keşf + Türkçe etmek
-
[-i]
Var olmasına rağmen kimsenin görmediği, bilmediği bir yeri veya bir şeyi ortaya çıkarmak; bulmak
- "İki genç kadın, birbirlerini keşfeden iki yalnız çocuk gibi memnundular."
-
[-i]
Var olmasına rağmen kimsenin görmediği, bilmediği bir yeri veya bir şeyi ortaya çıkarmak; bulmak
- GÖTÜRTMEK
-
-
[-e, -i, -den]
Götürülmesini sağlamak
-
[-e, -i, -den]
Götürülmesini sağlamak
- GUSLETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça ġusl + Türkçe etmek
-
[nesnesiz]
Gusül abdesti almak
-
[nesnesiz]
Gusül abdesti almak
- HATMETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫatm + Türkçe etmek
-
[-i]
Kur'an'ın tamamını okumak
-
Herhangi bir kitabı baştan sona kadar tekrar tekrar okumak
- "Kim bilir kaç haftadır yüzlerce sayfayı hatmedip durdu."
-
[eskimiş]
Sona erdirmek, bitirmek
-
[-i]
Kur'an'ın tamamını okumak