İçinde tmek olan 8 harfli 63 kelime var. İçerisinde TMEK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tmek olan kelimeler listesine ya da sonu tmek ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Tmek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KEM, KET, MET, TEK, TEM
2 Harfli Kelimeler
EK, EM, ET, KE, ME, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TÜKETMEK
-
-
[-i]
Kullanarak, harcayarak yok etmek, bitirmek; yoğaltmak
- "Titreyen elleri baş ucundaki sürahiye gide gele içindeki suyu tüketmişti."
-
[mecaz]
Güçsüzleştirmek, bezdirmek
-
Yürüyerek aşmak, bitirmek
-
[-i]
Kullanarak, harcayarak yok etmek, bitirmek; yoğaltmak
- TÜRETMEK
-
-
[-i]
Oluşturmak, ortaya çıkarmak, yaratmak, meydana çıkarmak
-
[dil bilgisi]
Türetme yoluyla kelime yapmak
- "Sıfatlara ve yön gösteren bazı adlara gelen +IA- eki, genellikle o niteliği üzerinde bulunduran ve ‘olma’ bildiren geçişsiz fiiller türetir."
-
[-i]
Oluşturmak, ortaya çıkarmak, yaratmak, meydana çıkarmak
- ESKİTMEK
-
-
[-i]
Çok kullanarak eskimiş duruma getirmek
- "Çocuk, pantolonunu eskitti."
-
[mecaz]
Etkisini sürdürememek
- "Yunus Emre'yi yüzyıllar eskitemedi."
-
[mecaz]
Bakınız yaşlandırmak
- "Alkol, tütün ve aşk eskitti beni."
-
Daha eski görünmesi için herhangi bir eşya üzerinde boya vb. ile işlem yapmak
-
[-i]
Çok kullanarak eskimiş duruma getirmek
- DİRETMEK
-
-
[nesnesiz]
Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda ayak diremek
- "Annesi ile ablası adamın kaçırılacak bir kısmet olmadığını öne sürerek evlenmesi için diretiyorlardı."
-
[nesnesiz]
Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda ayak diremek
- ESNETMEK
-
-
[-i]
Esnemesine sebep olmak
-
[-i]
Esnemesine sebep olmak
- ÖZLETMEK
-
-
[-e, -i]
Özlemesine yol açmak
-
[-e, -i]
Özlemesine yol açmak
- AHDETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿahd + Türkçe etmek
-
[-e]
Bir şeyi yapmak için kendi kendine söz vermek
- "Daha İstanbul'da iken buna ahdetmiş, bu yolda ölümü göze alarak Anadolu'ya çıkmıştı."
-
[-e]
Bir şeyi yapmak için kendi kendine söz vermek
- AKSETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaks + Türkçe etmek
-
[-e, -den]
Bakınız yansımak
- "Ve aynaya akseden alın kırışığında / Ölümü hatırlarız solgun mum ışığında"
-
Bakınız yankılanmak
- "Aksetti uyanmış tepelerden sırasıyla / Dağ dağ o güzel ses bütün etrafı gezindi"
-
[-e, mecaz]
Birileri aracılığıyla duyulmak
- "Zaptiye ve hafiye vakalarına dair havadisler bize, âdeta, efsaneleşmiş olarak aksetmez miydi?"
-
[-e, -den]
Bakınız yansımak
- İÇİRTMEK
-
-
[-e, -i]
İçmesine sebep olmak
-
[-e, -i]
İçmesine sebep olmak
- AZMETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿazm + Türkçe etmek
-
[-e]
Bir işi yapmak için kararlılıkla gayret etmek, bir işte azim göstermek
- "En azından yirmi beş yıl daha yaşamaya azmettim."
-
[eskimiş]
Bir yere gitmek için hareket etmek
-
[-e]
Bir işi yapmak için kararlılıkla gayret etmek, bir işte azim göstermek
- KATETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳaṭʿ + Türkçe etmek
-
[-i]
Bir yeri aşarak geçmek
- "Yolumuz bir dereyi katedecekti."
-
[eskimiş]
Bakınız kesmek
-
[-i]
Bir yeri aşarak geçmek
- DENETMEK
-
-
[-i]
Denemesini sağlamak
-
[-i]
Denemesini sağlamak
- ÜRKÜTMEK
-
-
[-i]
Ürküntü vermek
-
Korkutup kaçırmak
- "Avcı, elinde ipi silkeleyerek hafif, sanki balıklarını ürkütmek istemiyormuş gibi yavaş yavaş ağını çekiyordu."
-
Herhangi bir etkiyle bitkinin gelişmesini engellemek
-
[mecaz]
Bir şeye karşı korkutmak
- "Karşılarındaki müthiş manzara onları bir saniye bile ürkütmemiştir."
-
[mecaz]
Bir şeye karşı kuşkulandırmak
- "Ali Rıza Bey hemen kendini topladı. Münasebetsiz bir şey yaparak arkadaşını ürkütmekte mana yoktu."
-
[-i]
Ürküntü vermek
- GÖZETMEK
-
-
[-i]
Korumak, bakmak, özen göstermek; himaye etmek
- "Büyük kardeşler küçükleri gözetir."
-
Önem vermek, göz önünde bulundurmak, ayrı tutmak; kovmak
-
[nesnesiz]
Kollamak, beklemek
- "Fırsat gözetmek. Uygun bir zamanı gözetmek."
-
Bir sonuca giderken bütün ayrıntı ve etkenleri dikkate almak
-
Bakınız kayırmak
-
[-i]
Korumak, bakmak, özen göstermek; himaye etmek
- İNLETMEK
-
-
[-i]
İnlemesine yol açmak
-
[mecaz]
Çok eziyet vermek, eziyet çektirmek
-
[-i]
İnlemesine yol açmak
- DEVİTMEK
-
-
[-i]
Hareket durumuna getirmek
-
[-i]
Hareket durumuna getirmek
- İSTETMEK
-
-
[-i]
İstemesini sağlamak; arzulatmak
- "Dilerse istetir, öyle verir."
-
[-i]
İstemesini sağlamak; arzulatmak
- VADETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça vaʿd + Türkçe etmek
-
[-e]
Bir işi yerine getireceğine söz vermek
- "Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk'ın / Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın"
-
[nesnesiz]
Davranışıyla, tutumuyla bir işi yapacağı duygusunu uyandırmak, umudunu vermek
- "İlmin tatbikatında başarılar sağlayışı insanoğluna pek çok şey vadediyor."
-
[-e]
Bir işi yerine getireceğine söz vermek
- KAYETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳayʾ + Türkçe etmek
-
[-i]
Bakınız kusmak
-
[-i]
Bakınız kusmak
- İNCİTMEK
-
-
[-i]
İncinmesine yol açmak
- "Sol ayağımı geçen gün biraz incitmiştim."
-
[mecaz]
Kötü söz veya davranışla birini kırmak, üzmek; kıtlamak
- "Bu gibi işlerin halkı incitmeyeceğini söylediler."
-
[-i]
İncinmesine yol açmak