İçinde tmak olan 8 harfli 74 kelime var. İçerisinde TMAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tmak olan kelimeler listesine ya da sonu tmak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Tmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K M T

3 Harfli Kelimeler

KAM, KAT, MAT, TAK, TAM

2 Harfli Kelimeler

AK, AM, AT, MA, TA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YAŞATMAK

  1. [-i] Yaşamasını sağlamak veya yaşamasına imkân vermek
    • "Mükrimin Hoca, İslam tarihini sade öğretmez, yaşatırdı." (Haldun Taner)
  2. [mecaz] Daha iyi ve zengin bir hayat sürmesini sağlamak
    • "Son derece lüks olanaklarla yaşatıyordu yeni ailesini." (Ayla Kutlu)
  3. [nesnesiz, mecaz] Keyiflendirmek, mutlu etmek
    • "Onu sanki yeniden yaşatan sesinizle okur musunuz?" (Ahmet Kabaklı)
  4. [mecaz] Sürdürmek, devam ettirmek
    • "Bir millet, varlığını, her şeyden çok dilinde yaşatır." (Orhan Veli Kanık)
AYILTMAK

  1. [-i] Ayılmasını sağlamak
    • "Ağaçlar arasından sızan ikindi güneşi ve minarelerden ilahi sesleniş onları ayılttı." (Ahmet Kabaklı)
YIKATMAK

  1. [-e, -i] Yıkama işini yaptırmak
ONARTMAK

  1. [-i] Onarma işini birine yaptırmak, tamir ettirmek
    • "Fatih Sultan Mehmet onu onarttığı gibi III. Murat da 1582 yılında yenilemiştir." (Salâh Birsel)
ISLATMAK

  1. [-i] Islak duruma getirmek; ıslamak
  2. [mecaz] Mutlu bir olayı yeme içme ile kutlamak
  3. [argo] Dayak atmak veya ağır hakarette bulunmak
    • "Müfettiş, gazete sahibini iyice ıslattıktan sonra bastonunu, şapkasını aldı, küfrederek kapıdan çıktı." (Reşat Nuri Güntekin)
ANIRTMAK

  1. [-i] Anırmasını sağlamak
SULATMAK

  1. [-e, -i] Sulama işini yaptırmak
    • "Belediye bahçeleri sulatıyor, yangın söndürmenin yedek sularını da kullanıyormuş." (Memduh Şevket Esendal)
BOŞATMAK

  1. [-den] Boşama işini yaptırmak
    • "Bir banka memurundan boşattığı kızını bana yamamayı kafasına koymuştur." (Reşat Nuri Güntekin)
KOCATMAK

  1. [-i] Bakınız kocaltmak
SIRITMAK

  1. [nesnesiz] Dişlerini göstererek aptallık, şaşkınlık, kurnazlık veya alay belirtir biçimde gülmek; sırtarmak (I)
  2. Yorgan, şilte vb.ni iri ve aralıklı diktirmek
  3. [mecaz] Bütün çirkinliği ve kusuru ortaya çıkmak
    • "İşi biraz karıştırınca bütün pürüzler sırıttı."
  4. [mecaz] Göze batmak
KURUTMAK

  1. [-i] Suyunu ve ıslaklığını giderip kuru duruma getirmek
    • "Gözyaşlarını kurut, dedi, bilirsin ki kader değişmez." (Cemil Meriç)
  2. Bitkileri susuz bırakıp kurumasına sebep olmak
    • "Tek başına dolaştığın derin, yeşil ormanlarda / Yaprakları kurutacak sonbaharı düşündün mü?" (Enis Behiç Koryürek)
  3. Bazı sebze ve meyvelerin buharlaştırılmasıyla kuru bir durum almasını sağlamak
  4. [mecaz] Cılız duruma getirmek, zayıflatmak
    • "Bu hastalık onu kurutmuş."
  5. [mecaz] Yiyecek ve içecekleri yiyip bitirmek
  6. [mecaz] Uğursuzluk getirmek, yok etmek
    • "Dâhilde bütün millî kuvvetlerimizi dağıttılar, bütün kabiliyetlerimizi kuruttular." (Peyami Safa)
AĞLATMAK

  1. [-i] Ağlamasına yol açmak
    • "Meşrutiyet onun için ölümdür; o zulmetmeden, öldürtmeden, ağlatmadan, kan ve gözyaşı döktürmeden yaşayamaz, ölür." (Ömer Seyfettin)
YAMATMAK

  1. [-e, -i] Yamama işini yaptırmak
UYARTMAK

  1. [-i] Uyarma işini yaptırmak
    • "Kaygısız aydınlara ve zenginlere acıma duygusu telkin ederek topluluğun vicdanını uyartmak ister." (Ahmet Kabaklı)
KOKUTMAK

  1. [-i] Hoş olmayan bir koku bırakmak
    • "Bütün ovayı, bütün mor kelebekleri, yeri göğü kokuttu Murtaza'nın ölüsü." (Yaşar Kemal)
  2. Bozulup kokmasına neden olmak, kokuşturmak
    • "Eti kokutmak."
  3. [mecaz] Bir işi uzatarak çıkmaza sokmak
BOYATMAK

  1. [-i] Boyama işini yaptırmak, boya sürdürmek
    • "Kunduralarımı boyatmak istemiştim." (Burhan Felek)
DOKUTMAK

  1. [-e, -i] Dokuma işini yaptırmak
AĞRITMAK

  1. [-i] Ağrımasına yol açmak
    • "Evvela o sizi o kadar yoran, gözlerinizi ağrıtan kitaplar kalkacak." (Ömer Seyfettin)
YARATMAK

  1. [-i, din bilimi] Allah, olmayan bir şeyi var etmek
    • "Allah, mutlaka dünyayı kullarına sevdirmek için baharı yaratmış olacaktı." (Ömer Seyfettin)
  2. [nesnesiz, mecaz] Zekâ, düşünce ve hayal gücünden yararlanarak o zamana kadar görülmeyen yeni bir şey ortaya koymak, yapmak
  3. [nesnesiz, mecaz] Olmasına, ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak
    • "Bu haber sinirli bir hava yarattı. Yangın büyük tehlike yarattı."
ATLATMAK

  1. [-i] Atlama işini yaptırmak
  2. Basında başka ilgililerden önce bir haberin yayımlanmasını sağlamak
  3. [mecaz] Kötü bir durumu geçiştirmek, savmak
    • "Bana sorarsanız işin en güç tarafını atlattık." (Tarık Buğra)
  4. [mecaz] Görüşmek, konuşmaktan kaçmak
  5. [mecaz] Bir işi savsaklamak
  6. [mecaz] Birini aldatmak
    • "Onları da ara sıra atlatanlar bulunur." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  7. Bakınız ekmek (II)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü