İçinde tm olan 5 harfli 29 kelime var. İçerisinde TM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tm olan kelimeler listesine ya da sonu tm ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BİTME
-
-
[isim]
Bitmek işi; finiş
- "Romanların son anda bir şaşırtmacayla bitmesi zordur, oysa öykülerde buna çok sık rastlarız."
-
[isim]
Bitmek işi; finiş
- HATMİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫaṭmī
-
[isim, bitki bilimi]
Ebegümecigillerden, bazı cinslerinin kök ve çiçekleri hekimlikte kullanılan, çok yıllık otsu bir süs bitkisi; ağaçküpesi (Althaea officinalis)
- "Ey tahta perdenin üzerinden aşan hatmi."
-
[isim, bitki bilimi]
Ebegümecigillerden, bazı cinslerinin kök ve çiçekleri hekimlikte kullanılan, çok yıllık otsu bir süs bitkisi; ağaçküpesi (Althaea officinalis)
- GÜTME
-
-
[isim]
Gütmek işi
- "Oğlan okula gitmeden davar gütmeye başlar."
-
[isim]
Gütmek işi
- KATMA
-
-
[isim]
Katmak işi
-
[sıfat]
Katılmış, eklenmiş, ulanmış; zammetme
-
[ağızlardan]
Kıldan veya yünden yapılmış ip
-
[isim]
Katmak işi
- GİTME
-
-
[isim]
Gitmek işi
- "Uykusuzluğu ertesi gün ve daha sonraki günler de devam edince bir hekime gitme kararı aldı."
-
[isim]
Gitmek işi
- ÖTMEK
-
-
[nesnesiz]
Kuş veya bazı böcekler, değişik tonda ses çıkarmak
- "Gelmiş o yaylanın baharı / Öter bülbüller hoştur avazı"
-
Herhangi bir nesne, sürekli ses çıkarmak
-
Üflemeli çalgıların sesi çıkmak
- "Bu flüt ötmüyor."
-
[argo]
Anlamsız, boş konuşmak
- "Onlar saçma sapan ötüp dururken ben içimden şöyle düşünüyordum."
-
[argo]
Sarhoş kusmak
-
[argo]
Gizli bir şeyi söylemek
-
[nesnesiz]
Kuş veya bazı böcekler, değişik tonda ses çıkarmak
- İTMEK
-
-
[-i]
Bir şeyi güç uygulayarak ileri götürmek
- "Erzak yüklü arabayı arkadan iten iki uşak, sırtı tırmandılar."
-
Kapı, pencere vb.ni güç uygulayarak açmak veya kapamak
- "Yavaşça kapıyı itti, elinde yoğurt bakracıyla girdi."
-
Bulunduğu yerden aşağı düşürmek
- "Suya itmek. Havuza itmek."
-
Birini bir şeye sürüklemek, sevk etmek
- "Bu oğlanı amcama itmek doğru değil, bir ara gönlünü almalı."
-
[mecaz]
Kendinden uzaklaştırmak
-
[fizik]
Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisinden uzaklaşmaya zorlamak, çekmek karşıtı
- "Aynı cins elektrikli iki cisim birbirini iter."
-
[-i]
Bir şeyi güç uygulayarak ileri götürmek
- ARTMA
-
-
[isim]
Artmak işi; tezayüt
- "Tiyatrolar sayıca arttı, bunun sonucu seyirci sayısında da artma oldu."
-
[isim]
Artmak işi; tezayüt
- SITMA
-
-
[isim, tıp]
Anofel türü sivrisineğin sokmasıyla insandan insana bulaşan, titreme, ateş ve ter nöbetleriyle kendini gösteren bir hastalık; ısıtma, malarya
- "Sıtma, bir on beş gün içinde beni, çocuğa döndürmüştü."
-
[isim, tıp]
Anofel türü sivrisineğin sokmasıyla insandan insana bulaşan, titreme, ateş ve ter nöbetleriyle kendini gösteren bir hastalık; ısıtma, malarya
- BATMA
-
-
[isim]
Batmak işi
- "Balık baştan kokar, bilmez değilsin a! Hayriye tüccarının batmasına bizim saray sebep olmuştur."
-
[sıfat]
Batırılmış
- "Nerelere toplanıp saklandığı belirsiz; altın suyuna batma değerli sofra takımları, mercan saplı çorba kaşıkları…"
-
[isim]
Batmak işi
- UTMAK
-
-
[-i, eskimiş]
Bakınız yenmek (I)
-
[-i, eskimiş]
Bakınız yenmek (I)
- ÇİTME
-
-
[isim]
Çitmek işi; çitime
-
[isim]
Çitmek işi; çitime
- TÜTME
-
-
[isim]
Tütmek işi
- "Birini bulup da evlenirsem birkaç yıl içinde, yeniden bir ocak tütmeye başlar diye düşünüyordum."
-
[isim]
Tütmek işi
- DİTME
-
-
[isim]
Ditmek işi
-
[isim]
Ditmek işi
- TATMA
-
-
[isim]
Tatmak işi
- "O zaman Türkiye, dünya önündeki cakayla fiyakanın bir gıdım da olsa tadını tatmaya başlayacaktır."
-
[isim]
Tatmak işi
- TUTMA
-
-
[isim]
Tutmak işi
- "Daha çatal ve bıçağı tutmasına eli yatmamıştı, ikide bir düşürürdü."
-
Bakınız destekleme
-
Bakınız yanaşma
-
[spor]
Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma; markaj
-
[isim]
Tutmak işi
- ÇATMA
-
-
[isim]
Çatmak işi
-
Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça
-
Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılan yayla evi
-
Bir tür döşemelik kumaş
- "Sonra o çatma örtülü minderin üstüne oturmuş, albayın İstanbul hakkındaki suallerine kısa kısa cevap vermişti."
-
Ahşap yapılarda ağaç iskeletin temel parçaları
-
Semerin ağaç kısmı
-
Heykel yapımında çamuru ayakta tutan tel iskelet
-
Bakınız Yörük çadırı
-
[isim]
Çatmak işi
- ÖRTME
-
-
[isim]
Örtmek işi
-
[ağızlardan]
Bakınız başörtüsü
- "Kızlığında, başlarına soluk örtmelerini alır, yünlerini sırtlar, ırmak boyuna yün boyamaya giderdi."
-
[ağızlardan]
Üstü kapalı, önü açık yer
- "Damın örtmesinin altında hasta koyunlara bakıyordu bir adamla beraber."
-
[isim]
Örtmek işi
- YİTME
-
-
[isim]
Yitmek işi
-
[isim]
Yitmek işi
- ÜTMEK
-
-
[-i, ağızlardan]
Bir şeyi, tüylerini yakmak için alevden geçirmek
-
Taze buğday veya mısırı ateşe tutup alazlamak
-
[-i, ağızlardan]
Bir şeyi, tüylerini yakmak için alevden geçirmek