İçinde tlı olan 8 harfli 41 kelime var. İçerisinde TLI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tlı olan kelimeler listesine ya da sonu tlı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SANATLIK
-
-
[sıfat]
Bakınız sanatsal
- "Turan’ın anılarıyla ilintili olarak eklemek istediğim bir iki şey daha var: Bu anıların kendiliğinden sanatlık değer taşıdığına inanıyorum..."
-
[sıfat]
Bakınız sanatsal
- EVLATLIK
-
-
[isim]
Evlat olma durumu
-
Küçük yaşta aileye alınıp yetiştirilen kimse
- "Dilinin epeyce düzgün olduğuna bakılırsa herhâlde şehirde bir efendi yanında evlatlık kalmış olacaktı."
-
[hukuk]
Birinin yasalara uygun olarak evlat edindiği kimse; manevi evlat
-
[isim]
Evlat olma durumu
- KRAVATLI
-
-
[sıfat]
Kravatı olan, kravat takmış olan
-
[sıfat]
Kravatı olan, kravat takmış olan
- KAVATLIK
-
-
[isim]
Bakınız pezevenklik
-
[isim]
Bakınız pezevenklik
- TATLIMSI
-
-
[sıfat]
Tatlıyı andıran, tatlıya benzeyen, tatlı gibi
- "Hanımelinden gelen tatlımsı koku, balkonu iyice doldurmuştu."
-
[sıfat]
Tatlıyı andıran, tatlıya benzeyen, tatlı gibi
- KESATLIK
-
-
[isim]
Kesat olma durumu
-
Kıtlık zamanı
-
[isim]
Kesat olma durumu
- SATLICAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕāt + cenb
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız zatülcenp
- "Kayıkla gelip kurtarmasalardı satlıcandan geberecektim."
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız zatülcenp
- ÇAŞITLIK
-
-
[isim]
Çaşıt olma durumu
-
Bakınız casusluk
-
[isim]
Çaşıt olma durumu
- KARŞITLI
-
-
[sıfat]
Birbirinin karşıtı olan; tezatlı
- "Düşünmez ki bu karşıtlı çelişkiler yeni kurulmuş sosyalist toplumda devam etmek zorundadır."
-
[sıfat]
Birbirinin karşıtı olan; tezatlı
- İTİKATLI
-
- ÜSTATLIK
-
-
[isim]
Üstat olma durumu
-
[isim]
Üstat olma durumu
- TABİATLI
-
-
[sıfat]
Herhangi bir yaradılışta, huyda olan
- "Hırant, erkek tabiatlı bir adamdı."
-
[sıfat]
Herhangi bir yaradılışta, huyda olan
- BAYATLIK
-
-
[isim]
Bayat olma durumu
- "Sofra beziyle koştu. Yere yaydı. Bayat somunu ince ince dilimledi. Kocasından öğrenmişti. Beyrut’tayken annesi bayat ekmekleri böyle dilimlermiş. Bayatlığı daha az belli olurmuş."
-
[isim]
Bayat olma durumu
- KOKARTLI
-
-
[sıfat]
Kokart takmış olan (kimse)
-
[sıfat]
Kokart takmış olan (kimse)
- KIRATLIK
-
-
[sıfat]
Herhangi bir kırat değerinde olan (taş)
- "… temiz, ekstra, beş kıratlık pırlantayı otuz beş bin liraya alamazsın…"
-
[mecaz]
Herhangi bir nitelikte, değerde olan
-
[sıfat]
Herhangi bir kırat değerinde olan (taş)
- DAMATLIK
-
-
[isim]
Damat olma durumu; güveyilik
- "… ama Hayriye Hanım doktoru da damatlığa uygun bulmuyordu."
-
Damat için yapılan giysi
- "Damatlıklarını giyinmiş."
-
[sıfat]
Damatken kullanılan veya yapılan
- "Damatlık elbise. Damatlık tıraş."
-
[isim]
Damat olma durumu; güveyilik
- NİTRATLI
-
-
[sıfat]
Temel maddesi nitrat olan
- "Nitratlı patlayıcı madde."
-
Nitrat emdirilmiş
- "Nitratlı kâğıt."
-
[sıfat]
Temel maddesi nitrat olan
- FOSFATLI
-
-
[sıfat]
İçinde fosfat olan
- "Fosfatlı yapay gübre."
-
[sıfat]
İçinde fosfat olan
- HİDRATLI
-
-
[sıfat]
İçinde hidrat bulunan
-
[sıfat]
İçinde hidrat bulunan
- SAKATLIK
-
-
[isim]
Sakat olma durumu; malullük, maluliyet
- "Sakatlığımı öne sürerek emekliye ayrılmamı isteyebilirim."
-
Kaza, terslik
- "Elinden bir sakatlık çıkmasın."
-
[mecaz]
Yanlış, kusur, hata
- "Sakatlığın sebebini gayet iyi görmüştür. Bunun nasıl tamir edileceğini biliyor."
-
[isim]
Sakat olma durumu; malullük, maluliyet