İçinde tlı olan 8 harfli 41 kelime var. İçerisinde TLI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tlı olan kelimeler listesine ya da sonu tlı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SANATLIK

  1. [sıfat] Bakınız sanatsal
    • "Turan’ın anılarıyla ilintili olarak eklemek istediğim bir iki şey daha var: Bu anıların kendiliğinden sanatlık değer taşıdığına inanıyorum..." (Selim İleri)
EVLATLIK

  1. [isim] Evlat olma durumu
  2. Küçük yaşta aileye alınıp yetiştirilen kimse
    • "Dilinin epeyce düzgün olduğuna bakılırsa herhâlde şehirde bir efendi yanında evlatlık kalmış olacaktı." (Sabahattin Ali)
  3. [hukuk] Birinin yasalara uygun olarak evlat edindiği kimse; manevi evlat
KRAVATLI

  1. [sıfat] Kravatı olan, kravat takmış olan
KAVATLIK

  1. [isim] Bakınız pezevenklik
TATLIMSI

  1. [sıfat] Tatlıyı andıran, tatlıya benzeyen, tatlı gibi
    • "Hanımelinden gelen tatlımsı koku, balkonu iyice doldurmuştu." (Nazlı Eray)
KESATLIK

  1. [isim] Kesat olma durumu
  2. Kıtlık zamanı
SATLICAN

Kelime Kökeni: Arapça ẕāt + cenb

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız zatülcenp
    • "Kayıkla gelip kurtarmasalardı satlıcandan geberecektim." (Sait Faik Abasıyanık)
ÇAŞITLIK

  1. [isim] Çaşıt olma durumu
  2. Bakınız casusluk
KARŞITLI

  1. [sıfat] Birbirinin karşıtı olan; tezatlı
    • "Düşünmez ki bu karşıtlı çelişkiler yeni kurulmuş sosyalist toplumda devam etmek zorundadır." (Berna Moran)
İTİKATLI

  1. [sıfat] Bakınız inançlı
  2. Bakınız imanlı
ÜSTATLIK

  1. [isim] Üstat olma durumu
TABİATLI

  1. [sıfat] Herhangi bir yaradılışta, huyda olan
    • "Hırant, erkek tabiatlı bir adamdı." (Sait Faik Abasıyanık)
BAYATLIK

  1. [isim] Bayat olma durumu
    • "Sofra beziyle koştu. Yere yaydı. Bayat somunu ince ince dilimledi. Kocasından öğrenmişti. Beyrut’tayken annesi bayat ekmekleri böyle dilimlermiş. Bayatlığı daha az belli olurmuş." (Orhan Kemal)
KOKARTLI

  1. [sıfat] Kokart takmış olan (kimse)
KIRATLIK

  1. [sıfat] Herhangi bir kırat değerinde olan (taş)
    • "… temiz, ekstra, beş kıratlık pırlantayı otuz beş bin liraya alamazsın…" (Reşat Enis Aygen)
  2. [mecaz] Herhangi bir nitelikte, değerde olan
DAMATLIK

  1. [isim] Damat olma durumu; güveyilik
    • "… ama Hayriye Hanım doktoru da damatlığa uygun bulmuyordu." (Tarık Buğra)
  2. Damat için yapılan giysi
    • "Damatlıklarını giyinmiş."
  3. [sıfat] Damatken kullanılan veya yapılan
    • "Damatlık elbise. Damatlık tıraş."
NİTRATLI

  1. [sıfat] Temel maddesi nitrat olan
    • "Nitratlı patlayıcı madde."
  2. Nitrat emdirilmiş
    • "Nitratlı kâğıt."
FOSFATLI

  1. [sıfat] İçinde fosfat olan
    • "Fosfatlı yapay gübre."
HİDRATLI

  1. [sıfat] İçinde hidrat bulunan
SAKATLIK

  1. [isim] Sakat olma durumu; malullük, maluliyet
    • "Sakatlığımı öne sürerek emekliye ayrılmamı isteyebilirim." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Kaza, terslik
    • "Elinden bir sakatlık çıkmasın."
  3. [mecaz] Yanlış, kusur, hata
    • "Sakatlığın sebebini gayet iyi görmüştür. Bunun nasıl tamir edileceğini biliyor." (Reşat Nuri Güntekin)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü