İçinde tik olan 6 harfli 28 kelime var. İçerisinde TİK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tik olan kelimeler listesine ya da sonu tik ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Tik Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KİT, TİK
2 Harfli Kelimeler
İT, Kİ, Tİ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KERTİK
-
-
[isim]
Bakınız çentik
-
[sıfat]
Çentilmiş olan
-
[isim]
Bakınız çentik
- ANTİKA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca antico
-
[sıfat]
Tarihsel bir döneme ait olan
- "Sofadaki antika yerli saat, ihtiyar göğsü hırlaya hırlaya ağır ölçülü vuruşlarla gece yarısını çaldı."
-
[tarih]
Bakınız antik
-
[isim]
Eski çağlardan kalma eser
-
[isim]
Bakınız antika işi
-
[mecaz]
Genele, olağana, geleneğe aykırı
- "Hasılı antika bir herif."
-
[sıfat]
Tarihsel bir döneme ait olan
- TAKTİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca tactique
-
[isim]
İstenen sonuca ulaşmak için izlenen yol; tabiye
-
[askerlik]
Türlü savaş araçlarını belli bir sonuca ulaşmak amacıyla etkili biçimde birleştirerek ve kullanarak kara, deniz veya hava savaşını yönetme sanatı; tabiye
-
[spor]
Oyunlarda oyuncunun veya takımlardan herhangi birinin uygulayacağı oyun yöntemi
-
[mecaz]
İstenen sonuca ulaşmak amacıyla izlenen yol ve kullanılan yöntemlerin tümü
- "Hayatında ilk ve son defa başvurduğu taktik de bu oldu."
-
[isim]
İstenen sonuca ulaşmak için izlenen yol; tabiye
- LASTİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca élastique
-
[isim]
Ayakkabı üzerine giyilen kauçuktan pabuç
- "Lastikleri ayağında, bastonu koluna asılı, erkenciydi yine."
-
Kauçuktan yapılmış ayakkabı
-
Kauçuktan yazı silgisi
-
Taşıtların jantlarına yerleştirilen elastiki tekerlek bandajı
- "Şoförle bahçıvan arabanın ön sol lastiğini pompalıyorlar."
-
Esnek, ince kauçuk veya kauçuklu şerit
-
Bir tür esnek örgü
-
Uzun konçlu çorabın düşmesini önlemek için üst kısmına gelecek biçimde bacağa geçirilen esnek şerit
-
[sıfat]
Kauçuktan yapılmış
- "Rıza, lastik yakalığı fırlamış, gözleri dönmüş, kan ter içinde içeriye düşer."
-
[isim]
Ayakkabı üzerine giyilen kauçuktan pabuç
- İSTİKA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca stecca
-
[isim]
Ayakkabıların altını parlatmak için kunduracıların kullandığı kemik; isteka
-
[isim]
Ayakkabıların altını parlatmak için kunduracıların kullandığı kemik; isteka
- TELTİK
-
-
[isim, ağızlardan]
Hata, kusur içerme
-
[isim, ağızlardan]
Hata, kusur içerme
- RUSTİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca rustique
-
[isim]
Duvara sabitlenerek üzerine perde takılan, ahşap, metal ve benzeri malzemeden yapılmış korniş
-
[sıfat]
Köy evi veya köy görünüşü veren
- "Rustik barlarda her şey sıcacık ve tahtadır."
-
[isim]
Duvara sabitlenerek üzerine perde takılan, ahşap, metal ve benzeri malzemeden yapılmış korniş
- ÇELTİK
-
Kelime Kökeni: Farsça ṣeltūk
-
[isim]
Kabuğu ayıklanmamış pirinç
- "Pamuk tutarsa ne âlâ! Ama bu yıl bir de çeltiği deneyelim, demişler."
-
[isim]
Kabuğu ayıklanmamış pirinç
- KAOTİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca chaotique
-
[sıfat]
Kargaşa içinde olan
- "Bu kaotik şehrin en fazla, zaman tanımayan solumasını seviyordu."
-
[sıfat]
Kargaşa içinde olan
- SEPTİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca sceptique
-
[sıfat, felsefe]
Bakınız kuşkucu
-
[sıfat, felsefe]
Bakınız kuşkucu
- İTİKAT
-
Kelime Kökeni: Arapça iʿtiḳād
-
[isim]
Bakınız inanç
- "Şüphe, fena bir kurt gibi ruhunu kemirmeye, masum itikadını yavaş yavaş yıkmaya başlamıştı."
-
[din bilimi]
Bir dinin ibadet dışında kalan inanç kısmı
-
[isim]
Bakınız inanç
- ÇENTİK
-
-
[isim]
Bir şeyin kenarından ufak bir parçanın kopması veya bıçakla koparılmasıyla meydana gelen küçük oyuk; kertik, tırtık
- "Bıçağın ağzında çentik var."
-
Küçük oyuk
- "İhtiyarın uzun şakaklarında, gözlerinin altında bıçak yaraları gibi ince çizgiler, çukurlar, oyuklar, çentikler, yenikler görünüyor."
-
[sıfat]
Kertiği olan
- "Çentik bıçakla iş yapılamıyor."
-
[sinema]
Basım sırasında basım aletinin diyaframını belirli bir açıklığa getirecek düzeni işletmek için filmin kenarına yapılan çukurluk
-
[isim]
Bir şeyin kenarından ufak bir parçanın kopması veya bıçakla koparılmasıyla meydana gelen küçük oyuk; kertik, tırtık
- İTİKAF
-
Kelime Kökeni: Arapça iʿtikāf
-
[isim, eskimiş]
Bir kenara çekilme, ortalıkta görünmeme
-
[din bilimi]
Genelde ramazan ayının son on gününde ibadet niyetiyle camide kalmak
-
[isim, eskimiş]
Bir kenara çekilme, ortalıkta görünmeme
- EROTİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca érotique
-
[sıfat]
Cinsel duyumlar veya onlara bağlı olan duyumların uyandırdığı duygu ve coşkularla ilgili olan; kösnül, şehvani, şehevi, erosal
-
[sıfat]
Cinsel duyumlar veya onlara bağlı olan duyumların uyandırdığı duygu ve coşkularla ilgili olan; kösnül, şehvani, şehevi, erosal
- İTİKAL
-
Kelime Kökeni: Arapça iʿtikāl
-
[isim, eskimiş, jeoloji]
Bakınız erozyon
-
[isim, eskimiş, jeoloji]
Bakınız erozyon
- PRATİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca pratique
-
[sıfat]
Kolaylıkla uygulanabilir, kullanışlı olan
-
[isim]
Kişide bir işi kolaylıkla yapabilme, bir şeyi uygulayabilme deneyimi, becerisi veya eğilimi bulunma
-
Bakınız uygulamalı
-
[isim]
Bakınız uygulama
-
[isim]
Bir şeyi yapma yöntemi veya biçimi; teamül
-
[mecaz]
Sorunlara kolay ve hızlı çözüm bulan
- "Çok görmüş halk adamlarına mahsus pratik bir zekâsı vardı."
-
[sıfat]
Kolaylıkla uygulanabilir, kullanışlı olan
- MİSTİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca mystique
- TİFTİK
-
Kelime Kökeni: Arapça teftīk
-
[isim]
Tiftik keçisinin ince, yumuşak, parlak yünü; moher
- "Otuz senedir tiftik ticaretiyle iştigal ederim."
-
[sıfat]
Bu yünden yapılan
-
[isim]
Tiftik keçisinin ince, yumuşak, parlak yünü; moher
- STATİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca statique
-
[isim, fizik]
Bakınız duruk
-
[sıfat, mecaz]
Gelişme, ilerleme göstermeyen
-
[isim, fizik]
Bakınız duruk
- POETİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca poétique
-
[sıfat]
Bir şairin sanat anlayışının açıklandığı metin
- "Her üçü de şiirde musikiyi gözetmiş, mükemmeliyet fikrine inanmış olsalar da aralarında şiir poetikaları açısından önemli farklar vardır."
-
[sıfat]
Bir şairin sanat anlayışının açıklandığı metin