İçinde tik olan 6 harfli 28 kelime var. İçerisinde TİK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tik olan kelimeler listesine ya da sonu tik ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Tik Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

K T İ

3 Harfli Kelimeler

KİT, TİK

2 Harfli Kelimeler

İT, Kİ, Tİ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KERTİK

  1. [isim] Bakınız çentik
  2. [sıfat] Çentilmiş olan
ANTİKA

Kelime Kökeni: İtalyanca antico

  1. [sıfat] Tarihsel bir döneme ait olan
    • "Sofadaki antika yerli saat, ihtiyar göğsü hırlaya hırlaya ağır ölçülü vuruşlarla gece yarısını çaldı." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. [tarih] Bakınız antik
  3. [isim] Eski çağlardan kalma eser
  4. [isim] Bakınız antika işi
  5. [mecaz] Genele, olağana, geleneğe aykırı
    • "Hasılı antika bir herif." (Ömer Seyfettin)
TAKTİK

Kelime Kökeni: Fransızca tactique

  1. [isim] İstenen sonuca ulaşmak için izlenen yol; tabiye
  2. [askerlik] Türlü savaş araçlarını belli bir sonuca ulaşmak amacıyla etkili biçimde birleştirerek ve kullanarak kara, deniz veya hava savaşını yönetme sanatı; tabiye
  3. [spor] Oyunlarda oyuncunun veya takımlardan herhangi birinin uygulayacağı oyun yöntemi
  4. [mecaz] İstenen sonuca ulaşmak amacıyla izlenen yol ve kullanılan yöntemlerin tümü
    • "Hayatında ilk ve son defa başvurduğu taktik de bu oldu." (Tarık Buğra)
LASTİK

Kelime Kökeni: Fransızca élastique

  1. [isim] Ayakkabı üzerine giyilen kauçuktan pabuç
    • "Lastikleri ayağında, bastonu koluna asılı, erkenciydi yine." (Necati Cumalı)
  2. Kauçuktan yapılmış ayakkabı
  3. Kauçuktan yazı silgisi
  4. Taşıtların jantlarına yerleştirilen elastiki tekerlek bandajı
    • "Şoförle bahçıvan arabanın ön sol lastiğini pompalıyorlar." (Haldun Taner)
  5. Esnek, ince kauçuk veya kauçuklu şerit
  6. Bir tür esnek örgü
  7. Uzun konçlu çorabın düşmesini önlemek için üst kısmına gelecek biçimde bacağa geçirilen esnek şerit
  8. [sıfat] Kauçuktan yapılmış
    • "Rıza, lastik yakalığı fırlamış, gözleri dönmüş, kan ter içinde içeriye düşer." (Reşat Nuri Güntekin)
İSTİKA

Kelime Kökeni: İtalyanca stecca

  1. [isim] Ayakkabıların altını parlatmak için kunduracıların kullandığı kemik; isteka
TELTİK

  1. [isim, ağızlardan] Hata, kusur içerme
RUSTİK

Kelime Kökeni: Fransızca rustique

  1. [isim] Duvara sabitlenerek üzerine perde takılan, ahşap, metal ve benzeri malzemeden yapılmış korniş
  2. [sıfat] Köy evi veya köy görünüşü veren
    • "Rustik barlarda her şey sıcacık ve tahtadır." (Çetin Altan)
ÇELTİK

Kelime Kökeni: Farsça ṣeltūk

  1. [isim] Kabuğu ayıklanmamış pirinç
    • "Pamuk tutarsa ne âlâ! Ama bu yıl bir de çeltiği deneyelim, demişler." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
KAOTİK

Kelime Kökeni: Fransızca chaotique

  1. [sıfat] Kargaşa içinde olan
    • "Bu kaotik şehrin en fazla, zaman tanımayan solumasını seviyordu." (Nermin Bezmen)
SEPTİK

Kelime Kökeni: Fransızca sceptique

  1. [sıfat, felsefe] Bakınız kuşkucu
İTİKAT

Kelime Kökeni: Arapça iʿtiḳād

  1. [isim] Bakınız inanç
    • "Şüphe, fena bir kurt gibi ruhunu kemirmeye, masum itikadını yavaş yavaş yıkmaya başlamıştı." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [din bilimi] Bir dinin ibadet dışında kalan inanç kısmı
ÇENTİK

  1. [isim] Bir şeyin kenarından ufak bir parçanın kopması veya bıçakla koparılmasıyla meydana gelen küçük oyuk; kertik, tırtık
    • "Bıçağın ağzında çentik var."
  2. Küçük oyuk
    • "İhtiyarın uzun şakaklarında, gözlerinin altında bıçak yaraları gibi ince çizgiler, çukurlar, oyuklar, çentikler, yenikler görünüyor." (Peyami Safa)
  3. [sıfat] Kertiği olan
    • "Çentik bıçakla iş yapılamıyor."
  4. [sinema] Basım sırasında basım aletinin diyaframını belirli bir açıklığa getirecek düzeni işletmek için filmin kenarına yapılan çukurluk
İTİKAF

Kelime Kökeni: Arapça iʿtikāf

  1. [isim, eskimiş] Bir kenara çekilme, ortalıkta görünmeme
  2. [din bilimi] Genelde ramazan ayının son on gününde ibadet niyetiyle camide kalmak
EROTİK

Kelime Kökeni: Fransızca érotique

  1. [sıfat] Cinsel duyumlar veya onlara bağlı olan duyumların uyandırdığı duygu ve coşkularla ilgili olan; kösnül, şehvani, şehevi, erosal
İTİKAL

Kelime Kökeni: Arapça iʿtikāl

  1. [isim, eskimiş, jeoloji] Bakınız erozyon
PRATİK

Kelime Kökeni: Fransızca pratique

  1. [sıfat] Kolaylıkla uygulanabilir, kullanışlı olan
  2. [isim] Kişide bir işi kolaylıkla yapabilme, bir şeyi uygulayabilme deneyimi, becerisi veya eğilimi bulunma
  3. Bakınız uygulamalı
  4. [isim] Bakınız uygulama
  5. [isim] Bir şeyi yapma yöntemi veya biçimi; teamül
  6. [mecaz] Sorunlara kolay ve hızlı çözüm bulan
    • "Çok görmüş halk adamlarına mahsus pratik bir zekâsı vardı." (Reşat Nuri Güntekin)
MİSTİK

Kelime Kökeni: Fransızca mystique

  1. [sıfat, felsefe] Bakınız gizemci
  2. Bakınız gizemsel
    • "Gaipten sesler duyuyor, ruhuna fısıldanan mistik şiirler yazıyordu artık." (Yusuf Ziya Ortaç)
TİFTİK

Kelime Kökeni: Arapça teftīk

  1. [isim] Tiftik keçisinin ince, yumuşak, parlak yünü; moher
    • "Otuz senedir tiftik ticaretiyle iştigal ederim." (Haldun Taner)
  2. [sıfat] Bu yünden yapılan
STATİK

Kelime Kökeni: Fransızca statique

  1. [isim, fizik] Bakınız duruk
  2. [sıfat, mecaz] Gelişme, ilerleme göstermeyen
POETİK

Kelime Kökeni: Fransızca poétique

  1. [sıfat] Bir şairin sanat anlayışının açıklandığı metin
    • "Her üçü de şiirde musikiyi gözetmiş, mükemmeliyet fikrine inanmış olsalar da aralarında şiir poetikaları açısından önemli farklar vardır." (Sevinç Ergiydiren)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü