İçinde te olan 5 harfli 158 kelime var. İçerisinde TE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında te olan kelimeler listesine ya da Sonu te ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
E T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
ET, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ENTEL
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Entelektüel olmaya özenen ancak bunun için gerekli olan niteliği kazanmamış (kimse)
-
[isim]
Sahte aydın
- "Gençlerin bazıları entellerle birlikte olmaktan gurur duyduklarını söylüyorlar." (Tomris Uyar)
-
[sıfat]
Entelektüel olmaya özenen ancak bunun için gerekli olan niteliği kazanmamış (kimse)
- ORTEZ
-
Kelime Kökeni : Yunanca
-
[isim]
Kemikteki biçim bozukluğunu düzelten, bozukluğun ekleme vereceği yükü azaltan veya felçli kasa destek veren araç
-
[isim]
Kemikteki biçim bozukluğunu düzelten, bozukluğun ekleme vereceği yükü azaltan veya felçli kasa destek veren araç
- TERFİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Derece, makam bakımından yükselme
-
Yükseltme
- "Zafer üzerine orduda terfiler yapılmıştı." (Falih Rıfkı Atay)
-
[isim]
Derece, makam bakımından yükselme
- TEMPO
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Bir müzik parçasındaki bölümlerin hızlarını belirtmek için kullanılan kelime, vuruş
- "Bu melodinin temposu çok ağır, biraz daha hızlı çalınmalı."
- "Sonra kafasındaki bir şarkıya parmaklarıyla candan tempo tutmaya başladı." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Gidiş, ilerleyiş, gelişme hızı, tarz
- "Maiyetindekiler onun çalışma temposuna yetişemezlerdi." (Haldun Taner)
-
Vücut alıştırmalarının belirli süre içinde tekrarlanma hızı
-
[isim]
Bir müzik parçasındaki bölümlerin hızlarını belirtmek için kullanılan kelime, vuruş
- TERİM
-
-
[isim]
Bir bilim, sanat, meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime, ıstılah
- "Bazıları ise terimlerimizi milletlerarası esaslara bağlamak davasındadırlar." (Falih Rıfkı Atay)
-
Geleneksel mantıkta özne veya yüklem
-
Cebirsel bir anlatımda + veya - işaretleri arasında bulunan parçalardan her biri
-
Bir denklemde = işaretinin iki yanındaki anlatımlardan her biri
-
Bir kesrin pay ve paydasından her biri, had
-
[isim]
Bir bilim, sanat, meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime, ıstılah
- TEKST
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Metin
- "Holdinglere reklam teksti yazan benden kat kat fazla kazanıyor." (Haldun Taner)
-
[isim]
Metin
- TEŞNE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Susamış
- "Güngörmüş varlıklı bir ailenin kültüre teşne zeki bir kızıdır." (Haldun Taner)
- "Şiirde şan ve şerefe teşne olan şairlerimizden biri ismini Nedim'in kasidesinde görseydi başı dönerdi." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
Çok istekli
- "Ne kadar da teşne imiş askerliğe..." (Haldun Taner)
-
[sıfat]
Susamış
- TEALİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Yükselme, yücelme
-
[isim]
Yükselme, yücelme
- TEVEK
-
-
[isim]
Asma, kavun, karpuz vb. bitkilerin sürgünü veya dalı
-
Üzüm kütüğü, çotuk
-
[isim]
Asma, kavun, karpuz vb. bitkilerin sürgünü veya dalı
- TELVE
-
-
[isim]
Fincanın dibine çöken kahve tortusu
- "Fincanını çalkalayıp çalkalayıp diker, dibinde hiç telve bırakmamacasına!" (Atilla İlhan)
-
[isim]
Fincanın dibine çöken kahve tortusu
- TETİR
-
-
[isim]
Cevizin yeşil kabuğu ve yaprağı
-
Yeşil ceviz kabuğu, nar vb. bitkilerin bıraktığı kalıcı boya lekesi
-
[isim]
Cevizin yeşil kabuğu ve yaprağı
- BİTEY
-
-
[isim]
Bitki örtüsü
-
[isim]
Bitki örtüsü
- SAHTE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Bir şeyin aslına benzetilerek yapılan, düzme, düzmece
- "Köylü kadınlar boyunlarında sıra sıra sahte altınlar... taşırlardı." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
İçten olmayan, yapmacık
- "Öteki çocuklar sahte bir sessizlikle sahte bir hamaratlık gösterisi içinde birer disiplin modeli olmuşlardı." (Çetin Altan)
-
[sıfat]
Bir şeyin aslına benzetilerek yapılan, düzme, düzmece
- ANTEN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Boşlukta yayılan elektromanyetik dalgaları toplayarak bu dalgaların transmisyon hatları içerisinde yayılmasını sağlayan cihaz
-
Duyarga
-
Olta şamandırasının alt ve üst kısmında bulunan ince uçlar
-
[isim]
Boşlukta yayılan elektromanyetik dalgaları toplayarak bu dalgaların transmisyon hatları içerisinde yayılmasını sağlayan cihaz
- ÜNİTE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Birlik, birleşmiş olma durumu
-
Bir kümenin her elemanı veya bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, birim
-
Dersin bölümlerinden her biri
-
Birim
-
[isim]
Birlik, birleşmiş olma durumu
- TEVSİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Genişletme, yayma
-
[isim]
Genişletme, yayma
- MONTE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Montaj
-
[isim]
Montaj
- TEYZE
-
-
[isim]
Annenin kız kardeşi, ana yarısı
- "İhtiyar halaların, teyzelerin, bütün bu hısım akrabanın fikrini sorduk." (Memduh Şevket Esendal)
-
[ünlem]
Anne yaşıtı kadınlara söylenen bir seslenme sözü
-
[isim]
Annenin kız kardeşi, ana yarısı
- AJİTE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
"Kışkırtmak" anlamındaki ajite etmek ve "çırpıntıya uğramak" anlamındaki ajite olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz
-
[isim]
"Kışkırtmak" anlamındaki ajite etmek ve "çırpıntıya uğramak" anlamındaki ajite olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz
- YETER
-
-
[sıfat]
İhtiyacı karşılayacak kadar olan, kâfi
- "Salonu yeter derecede dolmuş bulursa başlardı ıslıklar, tepinmeler." (Tarık Buğra)
-
ünl. “Kâfi, yetişir, yeterli” anlamlarında bir söz
-
[sıfat]
İhtiyacı karşılayacak kadar olan, kâfi