İçinde tar olan 8 harfli 81 kelime var. İçerisinde TAR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tar olan kelimeler listesine ya da Sonu tar ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A R T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ART, TAR
2 Harfli Kelimeler
AR, AT, RA, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İBRİKTAR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Sarayın leğen, ibrik vb. eşyalarından sorumlu olan görevli
- "Büyük kâhya, kahveci, ibriktar sofa ile selamlık odalarında." (Ahmet Rasim)
-
[isim]
Sarayın leğen, ibrik vb. eşyalarından sorumlu olan görevli
- AKTARİYE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Aktarın sattığı şeyler
-
[isim]
Aktarın sattığı şeyler
- TARANMAK
-
-
[nsz]
Tarama işi yapılmak
- "Yünler yıkandıktan sonra tarandı."
-
Kendi başını taramak
- "Bugün bu tarağımla taranmıştım." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Dikkatlice bir şey aramak
- "Kalkarlarken tütün kesesini kuşağına sokan İboş arandı, tarandı" (Ömer Seyfettin)
-
[nsz]
Tarama işi yapılmak
- MEGASTAR
- ...
- AKTARMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek
-
[-i]
Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek
-
[-den]
Bir dilden başka bir dile çevirmek, tercüme etmek
-
Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak
-
Toprağı altı üstüne gelecek biçimde iyice bellemek
-
İletmek, bildirmek
- "Derdini size aktarıp arınmış, sizi zehirleyip bırakmıştır." (Haldun Taner)
-
Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak
-
Bir kitabı başından sonuna kadar okumak
-
[-i]
Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak
- "Kiremitleri aktarmak."
-
[-i]
Alıntılamak
- "Onun yerine Salah Birsel'in bir şiirini aktaracağız." (Salâh Birsel)
-
[-i]
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek
- MUTARİZA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Yay ayraç
-
[isim]
Yay ayraç
- ALEYHTAR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Karşı olan, karşıtçı
-
[sıfat]
Karşı olan, karşıtçı
- TARATMAK
-
-
[-i]
Tarama işini yaptırmak
-
[-i]
Tarama işini yaptırmak
- MÜTAREKE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Ateşkes
-
[isim]
Ateşkes
- MUSTARİP
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Istırap ve acı çeken
- "Büyük bir millet, gururunda, haklarında, tarihinde mağdur ve mustaripti." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
- "Adada bulundukları haberi beni ne kadar heyecana düşürdüyse gitmeleri ihtimali de o derece mustarip etti." (Aka Gündüz)
-
[sıfat]
Istırap ve acı çeken
- ASTARSIZ
-
-
[sıfat]
Astarı olmayan
-
[sıfat]
Astarı olmayan
- TARTIŞMA
-
-
[isim]
Birbirine karşıt düşünceleri karşılıklı savunma
- "Karşısındakilerin tartışmaları çabuk bıraktıklarına da dikkat etmedi." (Tarık Buğra)
- "İki yandan gelen arabaların orada yolu tıkadığı tartışma götürmez." (Salâh Birsel)
- "Ateşli tartışmalara girdiği zaman bile ölçüyü kaçırmazdı." (Haldun Taner)
-
Ağız kavgası, münakaşa
- "Belki de komşulardan çekindiğinden tartışmayı kesmek gereğini duyuyor." (Haldun Taner)
-
Bir sorun üzerine sözle veya yazılı olarak karşılıklı, bazen de sertçe savunma
- "Bir yazarın eserini anlamak için onun kişiliği üzerine bilgi edinmek gerekir mi sorunu öteden beri edebiyatçılar arasında geniş tartışmalara yol açmıştır." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
[isim]
Birbirine karşıt düşünceleri karşılıklı savunma
- KAYTARMA
-
-
[isim]
Kaytarmak işi
- "Kaytarmaya kalkıştım mı öfkeleniyor, çıkışıyor bana." (Tomris Uyar)
-
[isim]
Kaytarmak işi
- TARİFSİZ
-
-
[sıfat]
Tarifi olmayan
-
Tarif edilemeyen, tarif edilemez
- "İstanbul'da Boğaziçi'nde / Bir fakir Orhan Veli'yim / Veli'nin oğluyum / Tarifsiz kederler içinde." (Orhan Veli Kanık)
-
[sıfat]
Tarifi olmayan
- TARÇINLI
- ...
- TARTARİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Yapısında iki alkol ve iki asit bulunan (madde)
-
[sıfat]
Yapısında iki alkol ve iki asit bulunan (madde)
- MUHATARA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Korku verici durum, tehlike
-
Zarar, ziyan
-
[isim]
Korku verici durum, tehlike
- BASGİTAR
- ...
- MAKASTAR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kumaş biçen, prova yapan, parçaları patrona göre ayarlayan, iş dağıtımını yapan usta
-
[isim]
Kumaş biçen, prova yapan, parçaları patrona göre ayarlayan, iş dağıtımını yapan usta
- AKTARLIK
-
-
[isim]
Aktarın yaptığı iş
-
[isim]
Aktarın yaptığı iş