İçinde tan olan 8 harfli 73 kelime var. İçerisinde TAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tan olan kelimeler listesine ya da Sonu tan ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A N T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ANT, TAN
2 Harfli Kelimeler
AN, AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KAYTANLI
-
-
[sıfat]
Kaytanı olan, kaytanla dikilmiş
- "Sonunda, koynundan kaytanlı bir muska çıkardı." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
[sıfat]
Kaytanı olan, kaytanla dikilmiş
- SAPTANIM
-
-
[isim]
Saptanma işi
-
[isim]
Saptanma işi
- SATANİZM
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Şeytana tapma
-
[isim]
Şeytana tapma
- SAPTANIŞ
-
-
[isim]
Saptanma işi veya biçimi
-
[isim]
Saptanma işi veya biçimi
- TANELEME
-
-
[isim]
Tanelemek işi
-
[isim]
Tanelemek işi
- TOPTANCI
-
-
[isim]
Toptan satış yapan tüccar
-
[isim]
Toptan satış yapan tüccar
- LANTANİT
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Birbirine çok yakın kimyasal özellikler gösteren, atom numarası 57-71 arasında olan, seyrek bulunan elementlerin genel adı
-
[isim]
Birbirine çok yakın kimyasal özellikler gösteren, atom numarası 57-71 arasında olan, seyrek bulunan elementlerin genel adı
- ŞEYTANSI
-
-
[sıfat]
Şeytanı andıran, şeytana benzeyen, şeytan gibi, şeytanımsı
-
[sıfat]
Şeytanı andıran, şeytana benzeyen, şeytan gibi, şeytanımsı
- SPONTANE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Anında yapılan
- "Spontane çeviri."
-
Kendiliğinden
-
[sıfat]
Anında yapılan
- BOSTANCI
-
-
[isim]
Bostan işleriyle uğraşan kimse
-
Osmanlılarda sarayın korunmasına ve şehrin güvenliğine bakmakla görevli olan erlerden her biri
-
[isim]
Bostan işleriyle uğraşan kimse
- SEKSTANT
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Güneşin, yıldızların açısal yüksekliğini ölçmeye yarayan bir alet
-
[isim]
Güneşin, yıldızların açısal yüksekliğini ölçmeye yarayan bir alet
- DESTANCI
-
-
[isim]
Destan yazan veya anlatan kimse
-
[isim]
Destan yazan veya anlatan kimse
- KULAKTAN
-
-
[zarf]
Sadece duyarak, dinleyerek
- "Fırat sultan bu okçu şehzadeye kulaktan âşık olmuş." (Refik Halit Karay)
-
[zarf]
Sadece duyarak, dinleyerek
- TANGIRTI
-
-
[isim]
Madenî şeylerin çıkardığı kuru ve gürültülü ses
-
[isim]
Madenî şeylerin çıkardığı kuru ve gürültülü ses
- DOĞUŞTAN
-
-
Yaradılıştan
- "İnsan doğuştan medenidir, cemiyet içinde yaşamak için yaratılmıştır." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[sıfat]
Kişinin doğduğu andan beri var olan, doğuşla birlikte gelen, fıtri
-
Yaradılıştan
- İNTANİYE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Mikropla bulaşan hastalıklar
-
[isim]
Mikropla bulaşan hastalıklar
- TANRISIZ
-
-
[sıfat]
Tanrısı olmayan, tanrı tanımayan, mülhit
-
[sıfat]
Tanrısı olmayan, tanrı tanımayan, mülhit
- TANASSUR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Hristiyanlaşma
-
[isim]
Hristiyanlaşma
- TANIŞMAK
-
-
[nsz]
Birbirini tanır duruma gelmek
- "Bu sefer, bir sürü aktör ve tiyatroseverle tanıştı." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[nsz]
Birbirini tanır duruma gelmek
- TARLATAN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bazı giyeceklere sertlik vermek için kullanılan bir tür kumaş
-
[isim]
Bazı giyeceklere sertlik vermek için kullanılan bir tür kumaş