İçinde tı olan 7 harfli 280 kelime var. İçerisinde TI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tı olan kelimeler listesine ya da sonu tı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SIKINTI

  1. [isim] İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal huzursuzluk; bun, bungunluk, ezgi, ezginlik, çile (I), dert, kasavet, zor
    • "İçinin sıkıntısını ondan mümkün mertebe gizlemeye çalışarak, dereden tepeden konuşarak oyalandı." (Peyami Safa)
  2. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli ruhsal huzursuzluk; ağırlık, karanlık, kasavet, mihnet
    • "Sıkıntı ve ızdırapla sağa sola döndüm." (Aka Gündüz)
  3. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı
    • "İhtiyarın bir para sıkıntısı içinde olduğunu o söylemeden ben keşfetmiştim." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. Bulunmama durumu
    • "Yüklü servetini cömertçe harcamaması nedeniyle piyasada para sıkıntısı baş gösterdi." (İhsan Oktay Anar)
  5. [mecaz] Bakınız sorun
    • "Atatürk öldüğü zaman Türkiye'nin ufak tefek sıkıntılar dışında hiçbir büyük problemi yoktu." (Burhan Felek)
KITIRCI

  1. [isim, argo] Çok yalan söyleyen kimse
ASKINTI

  1. [sıfat] Başkalarının sırtından geçinen (kimse)
  2. [argo] Karşı cinsi rahatsız eden (kimse)
TAŞINTI

  1. [isim, coğrafya] Sel ile taşınmış taş, toprak
ÇIKINTI

  1. [isim] Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm
    • "Gırtlağının çıkıntısı, hiddetli bir adamın yumruğu gibi titriyordu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bir metni düzeltmek veya ona bir şey eklemek için satır dışına yazılan yazı; çıkma
  3. [argo] Bakınız kambur
  4. [mecaz] Her şeye itiraz eden, huzursuzluk çıkaran (kimse)
ARTIMLI

  1. [sıfat] Pişince şiştiği için miktarı artmış gibi görünen; artağan
    • "Artımlı pirinç."
  2. Çoğalma özelliği olan
YATIRMA

  1. [isim] Yatırmak işi
KITIRTI

  1. [isim] Kıtırdama sırasında çıkan sesin adı
TIKAMAK

  1. [-e, nesnesiz] Bir şeyin ağzını, deliğini, içine konulan veya dışarıdan uygulanan bir nesneyle kapamak; berkitmek
    • "Ahmet kızın ağzına bir mendil tıkadı." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. [-i] Yol, su, geçit vb. şeyleri bir engelle işlemez, akmaz, geçilmez duruma getirmek
TIRPANA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, hayvan bilimi] Öz kedi balığıgillerden, yan kanatları vücuduna yapışık, uzun kuyruklu, iri bir balık; rina (Raja batis)
TELETIP

Kelime Kökeni: Fransızca télé + Arapça ṭibb

  1. [isim, tıp] Hastanın yaşamsal verilerinin mobil cihazlar kullanılarak sağlık kuruluşuna gönderilmesiyle gerçek zamanlı tanı, tedavi, takip ve değerlendirme yapılabilmesini sağlayan sağlık hizmeti
ÇITIRTI

  1. [isim] Çıtırdama sırasında çıkan sesin adı
    • "Arkasından çıtırtılar, kısık sesler geliyordu." (Yusuf Atılgan)
TARATIŞ

  1. [isim] Taratmak işi
KALITIM

  1. [isim, biyoloji] Çevre etkileriyle köklü olarak değiştirilemeyen özelliklerin, döllenme sırasında, dişi ve erkeğin kromozomları aracılığıyla bir kuşaktan ötekine geçmesi; soya çekim, irs, irsiyet, veraset
    • "Bir ülkenin tarihsel varlığı, onun sahip olduğu ölçülemez bir değerler kalıtımıdır." (Melih Cevdet Anday)
KANATIŞ

  1. [isim] Kanatmak işi
TIPIRTI

  1. [isim] Tıpırdayan bir şeyin çıkardığı sesin adı
    • "Ürkek ayak tıpırtıları kesilip hepsi de çıktıktan sonra Küçük Ağa belli belirsiz 'of' çekerek doğruldu." (Tarık Buğra)
YATIRIM

  1. [isim] Yatırmak işi
  2. [ekonomi] Parayı, gelir getirici, taşınır veya taşınmaz bir mala yatırma; mevduat, plasman
  3. [ekonomi] Millî ekonominin veya bir ticaret kuruluşunun üretim ve hizmet gücünü artırıcı nitelikte olan aktif değerlerine yapılan yeni eklemeler; envestisman
  4. [mecaz] Bir çıkar veya kazanç sağlamak için yapılan davranış
SIVATIŞ

  1. [isim] Sıvatmak işi
ALTINLI

  1. [sıfat] Altına sahip olan (kimse)
  2. İçinde altın bulunan, altından yapılmış olan
    • "Parlak zırhlı, tüylü tolgalarının etrafında altınlı siperleri göze çarpan cesur şövalyeler, gümüş tokalı kemerler bağlamış zengin asilzadeler bir tarafa toplandılar." (Ömer Seyfettin)
DAYATIŞ

  1. [isim] Dayatmak işi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü