İçinde tı olan 5 harfli 63 kelime var. İçerisinde TI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tı olan kelimeler listesine ya da sonu tı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BATIL
-
Kelime Kökeni: Arapça bāṭil
-
[sıfat]
İnançlar bakımından gerçek olmayan
-
Çürük, temelsiz, asılsız olan
-
Bakınız geçersiz
- "Bütün kıymet hükümlerinin batıl ve bütün ölçülerin bozuk olduğunu ispat yolunda birbiriyle müsabaka eden muharrir ve mütefekkirlerin adedi, o devirde, sayılmayacak kadar çoktu."
-
[sıfat]
İnançlar bakımından gerçek olmayan
- PIHTI
-
Kelime Kökeni: Farsça piḫtī, puḫtī
-
[isim]
Koyulaşarak yarı katı duruma gelmiş sıvı
- "Topla parçalanmış, taşlarında kan pıhtıları duran bir siper önünde sırayla şehit mezarlarına kadar gelmişim."
-
[isim]
Koyulaşarak yarı katı duruma gelmiş sıvı
- TIPKI
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭıbḳ + Türkçe -ı
-
[isim]
Bakınız aynı
-
[zarf]
Tam olarak; tam
- "Saffet Hanım tıpkı kendisini görmeden tahmin etmiş olduğum gibiydi."
-
[isim]
Bakınız aynı
- BATIN
-
Kelime Kökeni: Arapça baṭn
- ARTIN
-
-
[isim, kimya]
Bakınız katyon
-
[isim, kimya]
Bakınız katyon
- ARTIM
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız artış
- "Şarkılı, çalgılı oyun özelliklerini de bozmadan tiyatro salonundan çıktığında seyirciyi bırakmayan, ona bir değer artımı ekleyen bir oyun yazılamaz mı?"
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız artış
- ARTIK
-
-
[sıfat]
İçildikten, yenildikten veya kullanıldıktan sonra geriye kalan
-
[isim]
Bir şeyin harcandıktan veya kullanıldıktan sonra artan bölümü; çıktı
- "Dibinde bir yudumluk kararmış çay artığı vardı."
-
Daha çok, daha fazla
-
[zarf]
Bakınız bundan böyle
- "Artık onlar en lüks gazino ve barlara gidiyorlar, gecelerini oralarda geçiriyorlardı."
-
[isim, müzik]
Büyük ve tam aralıkların yarım ses artmış hâli
-
[isim, tarih]
Geriye kalmış, arkaya kalmış kimse
- "... Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan'ın az fakat disiplinli ordusunun kılıç artığı olmaktan kendilerini kurtaramamışlardı."
-
[sıfat]
İçildikten, yenildikten veya kullanıldıktan sonra geriye kalan
- MANTI
-
Kelime Kökeni: Çince
-
[isim]
İçine tuz, karabiber vb. ilave edilmiş kıyma konularak küçük bohçalar biçiminde kapatılan hamur parçaları
-
Bu hamur bohçalarıyla hazırlanan, salçalı sos ve yoğurtla sunulan yemek
- "Güveçten sonra bir koca sini mantı gelmiş."
-
[isim]
İçine tuz, karabiber vb. ilave edilmiş kıyma konularak küçük bohçalar biçiminde kapatılan hamur parçaları
- ALTIK
-
-
[isim]
Konusu ile yüklemi aynı olan, biri tümel olumlu, biri tikel olumlu; biri tümel olumsuz, biri tikel olumsuz iki önerme arasındaki bağlantı durumu
- "“Kimi insanlar fânidir” önermesi “Bütün insanlar fânidir” önermesinin altığı olur."
-
[isim]
Konusu ile yüklemi aynı olan, biri tümel olumlu, biri tikel olumlu; biri tümel olumsuz, biri tikel olumsuz iki önerme arasındaki bağlantı durumu
- ALTIN
-
-
[isim, kimya]
Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element; zer (simgesi Au)
-
[sıfat]
Bu elementten yapılmış
- "Kolundaki altın künye, okuduğu kâğıdın üzerine sürtünüyor."
-
Altından yapılmış sikke
- "Çocuğa bir altın taktı."
-
[sıfat, mecaz]
Üstün nitelikli, değerli olan
- "Altın ses."
-
[isim, kimya]
Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element; zer (simgesi Au)
- ARTIŞ
-
-
[isim]
Artmak işi; artım
- "Bu artış nicelik bakımından olduğu kadar nitelikte de görüldü."
-
[isim]
Artmak işi; artım
- ALTIZ
-
-
[sıfat]
Altısı bir arada doğan (çocuk)
-
[sıfat]
Altısı bir arada doğan (çocuk)
- TIFIL
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭifl
-
[isim]
Küçük çocuk
-
[sıfat, mecaz]
Acemi, toy
-
[sıfat, ağızlardan]
Zayıf, ufak tefek
-
[isim]
Küçük çocuk
- TINMA
-
-
[isim]
Tınmak durumu
-
[isim]
Tınmak durumu
- ASTIM
-
Kelime Kökeni: Fransızca asthme tıp
-
[isim]
Bronşların daralmasından ileri gelen nefes darlığı
- "Astım hastası olduğunu bilmiyordum. Alerjik mi ?"
-
[isim]
Bronşların daralmasından ileri gelen nefes darlığı
- ÇITIR
-
-
[sıfat]
Kızarmış, gevrek, dişlenince çıtırdayan
-
[sıfat]
Kızarmış, gevrek, dişlenince çıtırdayan
- IŞTIR
-
Kelime Kökeni: Bulgarca
-
[isim, bitki bilimi]
Pancargillerden, 30-70 santimetre yüksekliğinde, yapraklı dalları pişirilerek yenen bir yıllık otsu bitki; yaban pazısı (Chenopodium urbicum)
-
[isim, bitki bilimi]
Pancargillerden, 30-70 santimetre yüksekliğinde, yapraklı dalları pişirilerek yenen bir yıllık otsu bitki; yaban pazısı (Chenopodium urbicum)
- PIRTI
-
-
[isim]
Değersiz şey, eşya
-
Eskimiş giysi
- "Aktör, o her günkü pırtısını giyip de sahneye çıkarsa, ağzıyla kuş tutsa seyirciye Demirhane Müdürü olduğunu yutturamaz."
-
[ağızlardan]
Ufak tefek ev eşyası
-
[ağızlardan]
Basma ve ketenden yatak, yorgan yüzü, giysilik kumaş
-
[isim]
Değersiz şey, eşya
- ATILI
-
-
[sıfat]
Ertelenmiş olan
-
Atılmış olan
- "Koridora açılan kapının kenarına atılı alçak kürsünün üzerindeki telefonun zili çaldı."
-
[sıfat]
Ertelenmiş olan
- NATIR
-
Kelime Kökeni: Arapça nāṭir
-
[isim]
Kadınlar hamamında hizmet eden ve müşterileri yıkayan kadın
-
[isim]
Kadınlar hamamında hizmet eden ve müşterileri yıkayan kadın