İçinde tı olan 5 harfli 63 kelime var. İçerisinde TI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tı olan kelimeler listesine ya da sonu tı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BATIL

Kelime Kökeni: Arapça bāṭil

  1. [sıfat] İnançlar bakımından gerçek olmayan
  2. Çürük, temelsiz, asılsız olan
  3. Bakınız geçersiz
    • "Bütün kıymet hükümlerinin batıl ve bütün ölçülerin bozuk olduğunu ispat yolunda birbiriyle müsabaka eden muharrir ve mütefekkirlerin adedi, o devirde, sayılmayacak kadar çoktu."
PIHTI

Kelime Kökeni: Farsça piḫtī, puḫtī

  1. [isim] Koyulaşarak yarı katı duruma gelmiş sıvı
    • "Topla parçalanmış, taşlarında kan pıhtıları duran bir siper önünde sırayla şehit mezarlarına kadar gelmişim." (Halide Edip Adıvar)
TIPKI

Kelime Kökeni: Arapça ṭıbḳ + Türkçe -ı

  1. [isim] Bakınız aynı
  2. [zarf] Tam olarak; tam
    • "Saffet Hanım tıpkı kendisini görmeden tahmin etmiş olduğum gibiydi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
BATIN

Kelime Kökeni: Arapça baṭn

  1. [isim, eskimiş] Bakınız karın
  2. [toplum bilimi] Bakınız kuşak
    • "O, dördüncü batından dedesi oluyor."
ARTIN

  1. [isim, kimya] Bakınız katyon
ARTIM

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız artış
    • "Şarkılı, çalgılı oyun özelliklerini de bozmadan tiyatro salonundan çıktığında seyirciyi bırakmayan, ona bir değer artımı ekleyen bir oyun yazılamaz mı?" (Aziz Nesin)
ARTIK

  1. [sıfat] İçildikten, yenildikten veya kullanıldıktan sonra geriye kalan
  2. [isim] Bir şeyin harcandıktan veya kullanıldıktan sonra artan bölümü; çıktı
    • "Dibinde bir yudumluk kararmış çay artığı vardı." (Yusuf Atılgan)
  3. Daha çok, daha fazla
  4. [zarf] Bakınız bundan böyle
    • "Artık onlar en lüks gazino ve barlara gidiyorlar, gecelerini oralarda geçiriyorlardı." (Tarık Buğra)
  5. [isim, müzik] Büyük ve tam aralıkların yarım ses artmış hâli
  6. [isim, tarih] Geriye kalmış, arkaya kalmış kimse
    • "... Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan'ın az fakat disiplinli ordusunun kılıç artığı olmaktan kendilerini kurtaramamışlardı." (Fevzi Samuk)
MANTI

Kelime Kökeni: Çince

  1. [isim] İçine tuz, karabiber vb. ilave edilmiş kıyma konularak küçük bohçalar biçiminde kapatılan hamur parçaları
  2. Bu hamur bohçalarıyla hazırlanan, salçalı sos ve yoğurtla sunulan yemek
    • "Güveçten sonra bir koca sini mantı gelmiş." (Çetin Altan)
ALTIK

  1. [isim] Konusu ile yüklemi aynı olan, biri tümel olumlu, biri tikel olumlu; biri tümel olumsuz, biri tikel olumsuz iki önerme arasındaki bağlantı durumu
    • "“Kimi insanlar fânidir” önermesi “Bütün insanlar fânidir” önermesinin altığı olur."
ALTIN

  1. [isim, kimya] Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element; zer (simgesi Au)
  2. [sıfat] Bu elementten yapılmış
    • "Kolundaki altın künye, okuduğu kâğıdın üzerine sürtünüyor." (Ahmet Ümit)
  3. Altından yapılmış sikke
    • "Çocuğa bir altın taktı."
  4. [sıfat, mecaz] Üstün nitelikli, değerli olan
    • "Altın ses."
ARTIŞ

  1. [isim] Artmak işi; artım
    • "Bu artış nicelik bakımından olduğu kadar nitelikte de görüldü." (Metin And)
ALTIZ

  1. [sıfat] Altısı bir arada doğan (çocuk)
TIFIL

Kelime Kökeni: Arapça ṭifl

  1. [isim] Küçük çocuk
  2. [sıfat, mecaz] Acemi, toy
  3. [sıfat, ağızlardan] Zayıf, ufak tefek
TINMA

  1. [isim] Tınmak durumu
ASTIM

Kelime Kökeni: Fransızca asthme tıp

  1. [isim] Bronşların daralmasından ileri gelen nefes darlığı
    • "Astım hastası olduğunu bilmiyordum. Alerjik mi ?" (Ayşe Kulin)
ÇITIR

  1. [sıfat] Kızarmış, gevrek, dişlenince çıtırdayan
IŞTIR

Kelime Kökeni: Bulgarca

  1. [isim, bitki bilimi] Pancargillerden, 30-70 santimetre yüksekliğinde, yapraklı dalları pişirilerek yenen bir yıllık otsu bitki; yaban pazısı (Chenopodium urbicum)
PIRTI

  1. [isim] Değersiz şey, eşya
  2. Eskimiş giysi
    • "Aktör, o her günkü pırtısını giyip de sahneye çıkarsa, ağzıyla kuş tutsa seyirciye Demirhane Müdürü olduğunu yutturamaz." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. [ağızlardan] Ufak tefek ev eşyası
  4. [ağızlardan] Basma ve ketenden yatak, yorgan yüzü, giysilik kumaş
ATILI

  1. [sıfat] Ertelenmiş olan
  2. Atılmış olan
    • "Koridora açılan kapının kenarına atılı alçak kürsünün üzerindeki telefonun zili çaldı." (Cengiz Dağcı)
NATIR

Kelime Kökeni: Arapça nāṭir

  1. [isim] Kadınlar hamamında hizmet eden ve müşterileri yıkayan kadın
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü