İçinde tü olan 8 harfli 124 kelime var. İçerisinde TÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tü olan kelimeler listesine ya da sonu tü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÖĞÜTÜLME
-
-
[isim]
Öğütülmek işi
-
[isim]
Öğütülmek işi
- KÖPÜRTÜŞ
-
-
[isim]
Köpürtmek işi
-
[isim]
Köpürtmek işi
- TÜLLENME
-
-
[isim]
Tüllenmek işi
-
[isim]
Tüllenmek işi
- BÜTÜNLÜK
-
-
[isim]
Bütün olma durumu; tümlük
- "Ulusal birlik adına dış politikadaki bütünlük tam olmalıydı."
-
[isim]
Bütün olma durumu; tümlük
- ÖTTÜRMEK
-
-
[-i]
Ötmesini sağlamak veya ses çıkarttırmak
- "Uyuma be Şahin Ağa, öttür şu zurnayı!"
-
[-i]
Ötmesini sağlamak veya ses çıkarttırmak
- FÜTÜVVET
-
Kelime Kökeni: Arapça futuvvet
-
[isim, eskimiş]
Dinî ve mesleki birlik, esnaf teşkilatı
-
[isim, eskimiş]
Dinî ve mesleki birlik, esnaf teşkilatı
- BÖRTÜLME
-
-
[isim]
Börtülmek işi
-
[isim]
Börtülmek işi
- TEVETTÜR
-
Kelime Kökeni: Arapça tevettur
- NATÜRİZM
-
Kelime Kökeni: Fransızca naturisme
-
[isim, felsefe]
Bakınız doğacılık
-
[isim, felsefe]
Bakınız doğacılık
- TÜKETİCİ
-
-
[isim]
Mal ve hizmetlerden yararlanan, satın alıp kullanan, tüketen kimse; müstehlik, üretici karşıtı
- "Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder."
-
[sıfat, mecaz]
Bitiren, mahveden
-
[isim]
Mal ve hizmetlerden yararlanan, satın alıp kullanan, tüketen kimse; müstehlik, üretici karşıtı
- ÖTÜRÜKLÜ
-
-
[sıfat]
İshalli, amel olmuş (insan veya hayvan)
-
[sıfat]
İshalli, amel olmuş (insan veya hayvan)
- TÜMSELME
-
-
[isim]
Bakınız tümsekleşme
-
[isim]
Bakınız tümsekleşme
- TÜYLENME
-
-
[isim]
Tüylenmek işi
-
[isim]
Tüylenmek işi
- SÜPRÜNTÜ
-
-
[isim]
Temizlik yapıldığında toplanan toz ve çöp; çer çöp
- "Elinde tuttuğu, içi süprüntü dolu faraşı merdivenlerin dibine boşalttı."
-
[mecaz]
Bayağı, aşağılık şey veya kimse
-
[isim]
Temizlik yapıldığında toplanan toz ve çöp; çer çöp
- BÜTÜNLER
-
-
[sıfat, matematik]
Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen; tümler, mütemmim
-
[sıfat, matematik]
Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen; tümler, mütemmim
- TÜTÜNLÜK
-
-
[isim]
Tütün ekilen yer, tütün tarlası
-
Hayvanın sırt bölgesinden çıkarılan pastırmalık et
-
Sırtın kuyruğa yakın yerinden yapılmış en gevrek pastırma
-
[ağızlardan]
Kadınların iş yaparken giydiği genellikle eskimiş olan giysi
- "Değirmen başında vurdular beni / Kirli tütünlüğe sardılar beni"
-
[isim]
Tütün ekilen yer, tütün tarlası
- ÖRTÜNMEK
-
-
[nesnesiz]
Kendi üzerine bir şey örtmek
- "Üşümem merak etme / Sıcak tutar yün fanila / Olmazsa örtünürüm / Battaniyeyi iki katlı"
-
Kadın, dinî açıdan görünmesi sakıncalı olan yerlerini örtmek
-
[nesnesiz]
Kendi üzerine bir şey örtmek
- GÖTÜRMEK
-
-
[-i]
Taşımak, ulaştırmak veya koymak
- "Yemeği götürmek için o an en uygun kişiydim."
-
[-e, -i]
Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek
-
Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek
- "Bir mermi bacağını götürdü. Duvarı su götürdü."
-
[-i, nesnesiz]
Bakınız öldürmek
- "Hastalık çok insan götürdü."
-
[-e]
Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek
-
[-e, -i]
Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek; bırakmak
- "Beni evime kadar götürdü."
-
[-e]
Bir sonuca vardırmak
- "Bitirmeden şunu da söyleyeyim, ahlaka, gerçek ahlaka götüren başlıca yollardan biri de aşktır."
-
Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak
- "Eksiler artıları götürdü."
-
Bakınız vardırmak
-
[mecaz]
Herhangi bir yiyeceği tek başına ve hızlı bir biçimde yemek
-
[argo]
Tümüyle sahip olmak
-
[argo]
Haksız kazanç sağlamak, mal veya para sahibi olmak
-
[-i]
Taşımak, ulaştırmak veya koymak
- ÜTÜLENİŞ
-
-
[isim]
Ütülenmek işi
-
[isim]
Ütülenmek işi
- DUYUÜSTÜ
-
-
[sıfat, felsefe]
Duyularla verilmeyen
-
Algılama yoluyla değil, düşünme ile kavranan
-
[sıfat, felsefe]
Duyularla verilmeyen