İçinde tü olan 7 harfli 107 kelime var. İçerisinde TÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tü olan kelimeler listesine ya da sonu tü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- NATÜREL
-
Kelime Kökeni: Fransızca naturel
-
[sıfat]
Bakınız doğal
- "Ortada bir Türkiye vardır, bu natürel Türkiye’dir"
-
[sıfat]
Bakınız doğal
- TÜFEKLİ
-
-
[sıfat]
Tüfeği olan
- "Tüfekli ve cembiyeli nöbetçiler arasında içeri girdi."
-
[sıfat]
Tüfeği olan
- SUÇÜSTÜ
-
-
[isim, hukuk]
Birini suç işlerken yakalama; cürmümeşhut, meşhut suç
-
[zarf]
Suç işlerken
- "Oynadığı kumlukta suçüstü yakalanan bir çocuk ürkekliğiyle kaçıvermiş, ortadan kayboluvermiştir."
-
[isim, hukuk]
Birini suç işlerken yakalama; cürmümeşhut, meşhut suç
- SÖKÜNTÜ
-
-
[isim]
Sökülen şeyin parçası
-
Ağaçlık yerden açılan tarla
-
[isim]
Sökülen şeyin parçası
- KÜMÜLTÜ
-
-
[isim, ağızlardan]
Kırlarda, ormanlarda eğreti olarak yapılmış bekçi veya avcı kulübesi
-
[isim, ağızlardan]
Kırlarda, ormanlarda eğreti olarak yapılmış bekçi veya avcı kulübesi
- ÖPTÜRME
-
-
[isim]
Öptürmek işi
-
[isim]
Öptürmek işi
- SÜTÜMSÜ
-
-
[sıfat]
Bakınız sütsü
-
[sıfat]
Bakınız sütsü
- ÜTÜLMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Oyunda, yenilmek, kaybetmek
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Oyunda, yenilmek, kaybetmek
- GÖKTÜRK
-
-
[isim, tarih]
Bakınız Köktürk
-
[isim, tarih]
Bakınız Köktürk
- TÜTSÜCÜ
-
-
[isim]
Tütsü yapan (kimse)
- "Sevim’i bir tütsücü bacı bulup tütsüleyelim, ben de pencereden bir kömür parçası atayım."
-
[isim]
Tütsü yapan (kimse)
- DİZÜSTÜ
-
-
[isim]
Bakınız dizüstü bilgisayar
- "Yarın yola çıkıyoruz. Dizüstümü yanıma alıyorum. Raporlarım aksamayacak."
-
[isim]
Bakınız dizüstü bilgisayar
- TÜFEKÇİ
-
-
[isim]
Tüfek yapan, onaran veya satan kimse
- "Tüfekçiye gelmişken, baruttur, saçmadır, onları da alıvereyim, dedim."
-
[tarih]
Padişah ve sarayı korumakla görevli olan
-
[tarih]
Savaş gereçleri, silah yapımı ve onarımı ile uğraşan asker sınıfından olan kimse
-
[isim]
Tüfek yapan, onaran veya satan kimse
- KÜÇÜLTÜ
-
-
[isim]
Küçük gibi görünme veya olma
- "Dar sokaklar, meydansız şehirler, bir daraltı, bir küçültü içine gömmüştü insanlarımızı."
-
[isim]
Küçük gibi görünme veya olma
- TÜLBENT
-
Kelime Kökeni: Farsça dulbend
-
[isim]
İnce ve seyrek dokunmuş, hafif ve yumuşak pamuklu bez
- "Orta hâlli hanımlar renkli yeldirmeler giyerler ve beyaz tülbent başörtüleri örtünürlerdi."
-
Bu bezden yapılmış başörtüsü
- "Mürüvvet Bacı, limon küfü tülbendini düşmesin diye bir ucundan ısırmış, elinde süzgeçle çıkageldi."
-
[isim]
İnce ve seyrek dokunmuş, hafif ve yumuşak pamuklu bez
- BÜTÜNCE
-
-
[isim]
Bakınız derlem
-
[isim]
Bakınız derlem
- ÖĞÜTÜCÜ
-
-
[sıfat]
Öğütme özelliği olan
-
[isim]
Öğütme işini yapan makine
-
[isim]
Kâğıtçılıkta gerekli özelliklerdeki kâğıt veya karton hamuruna istenen bazı özellikleri kazandırmak için sulu ortamda elyaflı maddelerin işlenmesinde kullanılan diskli veya konik rotor ve statoru olan makine
-
[sıfat]
Öğütme özelliği olan
- DÖKÜNTÜ
-
-
[isim]
Dökülmüş, saçılmış şeyler
- "Onlar kendi küfleri, kendi yırtık pırtıkları, kendi döküntüleriyle yaşayabiliyorlar."
-
Bir topluluktan geri kalmış kimseler
-
Bakınız bozuntu
-
Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi
-
Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı
-
[mecaz]
Değersiz, bayağı, ayaktakımından olan kimse
- "Meşrutiyete uygun yönetim, yurt hainlerinin döküntüleriyle kurulamaz."
-
[sıfat, mecaz]
İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat olan
- "Şoföre önce kentin en döküntü mahallelerinin adını söylediler."
-
[tıp]
Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti
-
[coğrafya]
Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer
-
[isim]
Dökülmüş, saçılmış şeyler
- YOLÜSTÜ
-
-
[isim]
Yolun hemen kenarı
- "Yolüstü yedi yüz metrelik bir arsada basık bir damları var ki utanırlar konu komşudan."
-
[isim]
Yolun hemen kenarı
- TÜRKELİ
-
-
[isim]
Sinop iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Sinop iline bağlı ilçelerden biri
- TEMETTÜ
-
Kelime Kökeni: Arapça temettuʿ
-
[isim, eskimiş, ticaret]
Bakınız kazanç
-
[isim, eskimiş, ticaret]
Bakınız kazanç