İçinde tü olan 7 harfli 107 kelime var. İçerisinde TÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tü olan kelimeler listesine ya da sonu tü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

NATÜREL

Kelime Kökeni: Fransızca naturel

  1. [sıfat] Bakınız doğal
    • "Ortada bir Türkiye vardır, bu natürel Türkiye’dir" (Sezai Karakoç)
TÜFEKLİ

  1. [sıfat] Tüfeği olan
    • "Tüfekli ve cembiyeli nöbetçiler arasında içeri girdi." (Falih Rıfkı Atay)
SUÇÜSTÜ

  1. [isim, hukuk] Birini suç işlerken yakalama; cürmümeşhut, meşhut suç
  2. [zarf] Suç işlerken
    • "Oynadığı kumlukta suçüstü yakalanan bir çocuk ürkekliğiyle kaçıvermiş, ortadan kayboluvermiştir." (Necip Fazıl Kısakürek)
SÖKÜNTÜ

  1. [isim] Sökülen şeyin parçası
  2. Ağaçlık yerden açılan tarla
KÜMÜLTÜ

  1. [isim, ağızlardan] Kırlarda, ormanlarda eğreti olarak yapılmış bekçi veya avcı kulübesi
ÖPTÜRME

  1. [isim] Öptürmek işi
SÜTÜMSÜ

  1. [sıfat] Bakınız sütsü
ÜTÜLMEK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Oyunda, yenilmek, kaybetmek
GÖKTÜRK

  1. [isim, tarih] Bakınız Köktürk
TÜTSÜCÜ

  1. [isim] Tütsü yapan (kimse)
    • "Sevim’i bir tütsücü bacı bulup tütsüleyelim, ben de pencereden bir kömür parçası atayım." (Reşat Nuri Güntekin)
DİZÜSTÜ

  1. [isim] Bakınız dizüstü bilgisayar
    • "Yarın yola çıkıyoruz. Dizüstümü yanıma alıyorum. Raporlarım aksamayacak." (Refik Erduran)
TÜFEKÇİ

  1. [isim] Tüfek yapan, onaran veya satan kimse
    • "Tüfekçiye gelmişken, baruttur, saçmadır, onları da alıvereyim, dedim." (Fakir Baykurt)
  2. [tarih] Padişah ve sarayı korumakla görevli olan
  3. [tarih] Savaş gereçleri, silah yapımı ve onarımı ile uğraşan asker sınıfından olan kimse
KÜÇÜLTÜ

  1. [isim] Küçük gibi görünme veya olma
    • "Dar sokaklar, meydansız şehirler, bir daraltı, bir küçültü içine gömmüştü insanlarımızı." (Vedat Günyol)
TÜLBENT

Kelime Kökeni: Farsça dulbend

  1. [isim] İnce ve seyrek dokunmuş, hafif ve yumuşak pamuklu bez
    • "Orta hâlli hanımlar renkli yeldirmeler giyerler ve beyaz tülbent başörtüleri örtünürlerdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Bu bezden yapılmış başörtüsü
    • "Mürüvvet Bacı, limon küfü tülbendini düşmesin diye bir ucundan ısırmış, elinde süzgeçle çıkageldi." (Attilâ İlhan)
BÜTÜNCE

  1. [isim] Bakınız derlem
ÖĞÜTÜCÜ

  1. [sıfat] Öğütme özelliği olan
  2. [isim] Öğütme işini yapan makine
  3. [isim] Kâğıtçılıkta gerekli özelliklerdeki kâğıt veya karton hamuruna istenen bazı özellikleri kazandırmak için sulu ortamda elyaflı maddelerin işlenmesinde kullanılan diskli veya konik rotor ve statoru olan makine
DÖKÜNTÜ

  1. [isim] Dökülmüş, saçılmış şeyler
    • "Onlar kendi küfleri, kendi yırtık pırtıkları, kendi döküntüleriyle yaşayabiliyorlar." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Bir topluluktan geri kalmış kimseler
  3. Bakınız bozuntu
  4. Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi
  5. Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı
  6. [mecaz] Değersiz, bayağı, ayaktakımından olan kimse
    • "Meşrutiyete uygun yönetim, yurt hainlerinin döküntüleriyle kurulamaz." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  7. [sıfat, mecaz] İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat olan
    • "Şoföre önce kentin en döküntü mahallelerinin adını söylediler." (Çetin Altan)
  8. [tıp] Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti
  9. [coğrafya] Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer
YOLÜSTÜ

  1. [isim] Yolun hemen kenarı
    • "Yolüstü yedi yüz metrelik bir arsada basık bir damları var ki utanırlar konu komşudan." (Oktay Rifat)
TÜRKELİ

  1. [isim] Sinop iline bağlı ilçelerden biri
TEMETTÜ

Kelime Kökeni: Arapça temettuʿ

  1. [isim, eskimiş, ticaret] Bakınız kazanç
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü