İçinde tü olan 6 harfli 70 kelime var. İçerisinde TÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tü olan kelimeler listesine ya da sonu tü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÖTÜŞME
-
-
[isim]
Ötüşmek işi
-
[isim]
Ötüşmek işi
- ÖĞÜTÜŞ
-
-
[isim]
Öğütmek işi
-
[isim]
Öğütmek işi
- TÜCCAR
-
Kelime Kökeni: Arapça tuccār
-
[isim]
Ticaret yapan, ticaretle uğraşan kimse; tacir, tecimen, bezirgân
- "Ova köylerinde sözü geçen bir koyun tüccarı ile orada buluşacaktı."
-
[isim]
Ticaret yapan, ticaretle uğraşan kimse; tacir, tecimen, bezirgân
- TÜRDEŞ
-
-
[isim]
Türleri bir olanlardan her biri
- "Siyasal tarihimiz, türdeş olmayan iktidarlar karşısında, bunları yıkmak için çığlaşmış muhalefetlerin devri hareketleri şemasını çizer."
-
[isim]
Türleri bir olanlardan her biri
- KÜRTÜN
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız palan
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız palan
- BÖRTÜK
-
-
[sıfat]
Haşlanarak veya ateşte biraz kızartılarak pişmiş olan
-
[sıfat]
Haşlanarak veya ateşte biraz kızartılarak pişmiş olan
- TÜZECİ
-
-
[isim]
Bakınız hukukçu
-
[isim]
Bakınız hukukçu
- PÜRTÜK
-
-
[isim]
Herhangi bir şeyin üzerindeki çıkıntı biçiminde küçük kabarcık
-
[isim]
Herhangi bir şeyin üzerindeki çıkıntı biçiminde küçük kabarcık
- TÜMSEK
-
-
[isim]
Küçük tepe; tüm (II), tümbek, yükselti
- "Sazlarla, kamışlarla örtülü bir tümseği atladım. Kıyıdayım."
-
Çıkıntılı yer, kabarıklık, şişkinlik
- "Bu uzun hayalden birdenbire önümde bir tümsek beni uyandırdı."
-
[isim]
Küçük tepe; tüm (II), tümbek, yükselti
- ÜTÜLÜK
-
-
[sıfat]
Ütülenecek olan, ütüye ayrılmış olan
- "Kuruyan çamaşırlar katlanıp kaldırılacak, ütülükler ayrılacak."
-
[sıfat]
Ütülenecek olan, ütüye ayrılmış olan
- ÖTÜRÜK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız ishal
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız ishal
- SATÜRN
-
Kelime Kökeni: Fransızca saturne
-
[isim, gök bilimi]
Güneş'e yakınlık bakımından altıncı sırada olan gezegen; Sekendiz, Zühal
-
[isim, gök bilimi]
Güneş'e yakınlık bakımından altıncı sırada olan gezegen; Sekendiz, Zühal
- STÜDYO
-
Kelime Kökeni: Fransızca studio
-
[isim]
Sanat çalışmaları için düzenlenmiş oda
- "Üst kattaki tek odayı bir çalışma stüdyosu hâline getirmişti."
-
Fotoğrafçının çalıştığı oda, alan, fotoğrafçı işliği
-
Sinema, televizyon ve radyo için film çekilen, ses alınan ve yayın yapılan yer
- "O, büyük aktörlüğün gölgesine yatmış, günlerini stüdyolara telefon etmekle geçiriyor."
-
Bir odalı daire
-
[isim]
Sanat çalışmaları için düzenlenmiş oda
- ÜŞÜTÜK
-
-
[sıfat, argo]
Aklını yitirmiş, delirmiş (kimse)
-
[sıfat, argo]
Aklını yitirmiş, delirmiş (kimse)
- TÜRBAN
-
Kelime Kökeni: Fransızca turban
-
[isim]
İnce kumaştan yapılmış, başı sıkıca kavrayan bir tür başörtüsü
- "Osmanlı kadınının ev içinde giydiği başörtülerden yapılan süslü başlıklar Fransa’daki şapka modasını etkiler, kadınlar arasında türban modası yaygınlaşır."
-
[isim]
İnce kumaştan yapılmış, başı sıkıca kavrayan bir tür başörtüsü
- TÜRBİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca turbine
-
[isim, fizik]
Su, buhar, gaz gibi herhangi bir akışkanın hareket enerjisiyle ve birtakım özel düzenekler yardımıyla dönerek çalışan, genellikle elektrik üretmede kullanılan araç
-
[isim, fizik]
Su, buhar, gaz gibi herhangi bir akışkanın hareket enerjisiyle ve birtakım özel düzenekler yardımıyla dönerek çalışan, genellikle elektrik üretmede kullanılan araç
- TÜYSÜZ
-
-
[sıfat]
Tüyü olmayan
- "Tüysüz kollarında bir adale hareketi görülüyordu."
-
Henüz bıyığı, sakalı çıkmamış
- "...ama üç buçuk tüysüzün yarattığı şu dalgaya benzer nelerle karşılaşmadık ki biz."
-
[mecaz]
Gençlik sebebiyle tecrübesiz olan
-
[sıfat]
Tüyü olmayan
- ALTÜST
-
-
[sıfat]
Çok karışık ve dağınık
-
[sıfat]
Çok karışık ve dağınık
- TÜTMEK
-
-
[nesnesiz]
Duman veya buhar çıkarmak
- "Dumanı tütmekte olan bir vapuru görerek artık yerine dönmeyi akıl etti."
-
Ocak veya sobanın bacası dumanı çekmeyip geri vermek
- "Kahvelerin içi, tüten ocakla göz gözü görmez bir hâldeydi."
-
[mecaz]
Yaşamak, varlığını sürdürmek
- "Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak"
-
[ağızlardan]
İyi veya kötü kokmak
-
[nesnesiz]
Duman veya buhar çıkarmak
- KOSTÜM
-
Kelime Kökeni: Fransızca costume
-
[isim]
Ceket, pantolon ve bazen de yelekten oluşan erkek takım giysisi
-
Çoğunlukla sokakta giyilmek için dikilmiş kadın giysisi
- "Arkasındaki kostümleri, manken üstünde gibi durur."
-
Sinema ve tiyatroda rol gereği giyilen kıyafetlerin genel adı
-
[isim]
Ceket, pantolon ve bazen de yelekten oluşan erkek takım giysisi