İçinde tü olan 5 harfli 50 kelime var. İçerisinde TÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tü olan kelimeler listesine ya da sonu tü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DÜRTÜ

  1. [isim, ruh bilimi] Bedensel veya ruhsal dengenin değişmesi sonucu ortaya çıkan ve canlıyı türlü tepkilere sürükleyebilen içten gelen gerilim
    • "Sevgi bir dürtüdür."
TÜYME

  1. [isim] Tüymek işi
FETÜS

  1. [isim, biyoloji] Bakınız cenin
TÜTME

  1. [isim] Tütmek işi
    • "Birini bulup da evlenirsem birkaç yıl içinde, yeniden bir ocak tütmeye başlar diye düşünüyordum." (Memduh Şevket Esendal)
TÜVİT

Kelime Kökeni: (Tweed yer adından)

  1. [isim] Taranmış yünden yapılan, çoğu iki renkte, spor giyecekler yapımında kullanılan kumaş türü
  2. [sıfat] Bu kumaştan yapılmış
    • "Siyah pantolon ve tüvit ceket giymiş." (İnci Aral)
TÜMCE

  1. [isim, dil bilgisi] Bakınız cümle
    • "Her şey bütün bağlantılarıyla anlaşılmadan o tek tümceyi çevirtmek istemiyordu." (Adalet Ağaoğlu)
TÜRÜM

  1. [isim] Varlıkların oluşumu
  2. [felsefe] Bütün var olanların Tanrı'dan, ondan hiçbir şey eksiltmeksizin çıkması
MÜFTÜ

Kelime Kökeni: Arapça muftī

  1. [isim] İl ve ilçelerde din görevlilerinin amiri olan ve dinî konularda fetva verme yetkisi bulunan devlet memuru
    • "Müftü bunu işitince çatkın bir çehre ile geldi." (Reşat Nuri Güntekin)
NATÜR

Kelime Kökeni: Fransızca nature

  1. [isim] Bakınız doğa
BÜTÜN

  1. [sıfat] Bakınız tam
    • "Size bütün bir kış için kuru ot temin edecek." (Nâzım Hikmet)
  2. Bir şeyin hepsi; kamu, bilcümle, bilumum, cümle, cemi, tamam, umum
    • "Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. Bozuk olmayan (para)
    • "Bütün para."
  4. Parçalara ayrılmamış, tek parçadan oluşan; tüm (I), yekpare
  5. [isim] Parçalara ayrılmamış olan şey; kül (II)
  6. [isim] Tek parça olma durumu
    • "Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder." (Orhan Veli Kanık)
ÜSTÜN

  1. [sıfat] Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan
    • "Bu nazire gazeller muhakkak ki onlardan çok üstündü." (Asaf Halet Çelebi)
  2. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan; yeğin, faik
KÜTÜK

  1. [isim] Kalın ağaç gövdesi
  2. Kesilmiş ağaç gövdesi
    • "Kenara iri zeytin kütükleri istif edilmişti." (Refik Halit Karay)
  3. Kesimden sonra ağaç gövdesinin toprakta kalan bölümü
    • "Çamlıkları yarıyoruz, ağaçların kütüklerinden atlıyoruz, ne bir köy ne bir ses var." (Memduh Şevket Esendal)
  4. Üzüm teveğinin gövdesi
    • "Kütüklerin üstündeki koruklara otlar tırmanan bahçeyi bir daha geçiyoruz." (Falih Rıfkı Atay)
  5. Resmî kayıt defteri
  6. Bakınız nüfus kütüğü
  7. [bilişim] Birbirleriyle ilgili olan verilerin tümü
  8. [bilişim] Verilerin işlemci içinde yazıldığı yer
  9. [madencilik] Bakınız kütük demir
  10. [mecaz] Görgüsüz, kaba kimse
    • "Biraz sonra bizim kütük, kanepenin üstüne oturmuş, ayaklarıyla yerdeki yaprakları eziyordu." (Halide Edip Adıvar)
  11. Kum, odun, kömür vb. taşımakta kullanılan hafif tekne
  12. [tarih] Osmanlı'da kullanılan, mavnadan küçük, altı nispeten düz, başı kalkık ve içeriye bükük, sığ sularda ve çıkarma işlerinde kullanılan, tek kürekli yelkenli gemi
TÜFEK

Kelime Kökeni: Farsça tufeng

  1. [isim] Savaş veya avda kullanılan, uzun namlulu ateşli silah; delikli demir
    • "Kılıç şakırtılarının yerini tüfek sesleri doldurdu. Kısa zamanda hepsi tüfek ustası oldu..." (Ekrem Bektaş)
KÜTÜR

  1. "Kütür kütür" ikilemesinde kullanılır: tazeliğinden dolayı kütür sesi çıkaran
ÖRTÜŞ

  1. [isim] Örtmek işi
ÖRTÜK

  1. [sıfat] Örtülü, kapalı
    • "İsyankâr sitemlerle dolu, örtük çığlıklar olarak değerlendirilen şiirler yazdığı söyleniyordu." (Reha Mağden)
PÜTÜR

  1. [isim] Küçük kabarcık
    • "Ovuşturduğu ellerinden hamur pütürleri, darı taneleri dökülüyordu." (Mustafa Necati Sepetçioğlu)
TÜYSÜ

  1. [sıfat] Tüye benzeyen
    • "Göğün donuk mavisiyle insanda üfleme arzusu uyandıran tüysü bulutlar, sıcak geçecek günün habercisiydi." (Tuna Kiremitçi)
TÜREM

  1. [isim] Türemek işi
    • "Nihayet dil bakımından uygun ve gramer kaidesine muhalif olmayan bir türem vardır." (Arif Erkan)
TÜREL

  1. [sıfat] Adalet ile ilgili olan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü