İçinde tü olan 5 harfli 50 kelime var. İçerisinde TÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tü olan kelimeler listesine ya da sonu tü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DÜRTÜ
-
-
[isim, ruh bilimi]
Bedensel veya ruhsal dengenin değişmesi sonucu ortaya çıkan ve canlıyı türlü tepkilere sürükleyebilen içten gelen gerilim
- "Sevgi bir dürtüdür."
-
[isim, ruh bilimi]
Bedensel veya ruhsal dengenin değişmesi sonucu ortaya çıkan ve canlıyı türlü tepkilere sürükleyebilen içten gelen gerilim
- TÜYME
-
-
[isim]
Tüymek işi
-
[isim]
Tüymek işi
- FETÜS
-
-
[isim, biyoloji]
Bakınız cenin
-
[isim, biyoloji]
Bakınız cenin
- TÜTME
-
-
[isim]
Tütmek işi
- "Birini bulup da evlenirsem birkaç yıl içinde, yeniden bir ocak tütmeye başlar diye düşünüyordum."
-
[isim]
Tütmek işi
- TÜVİT
-
Kelime Kökeni: (Tweed yer adından)
-
[isim]
Taranmış yünden yapılan, çoğu iki renkte, spor giyecekler yapımında kullanılan kumaş türü
-
[sıfat]
Bu kumaştan yapılmış
- "Siyah pantolon ve tüvit ceket giymiş."
-
[isim]
Taranmış yünden yapılan, çoğu iki renkte, spor giyecekler yapımında kullanılan kumaş türü
- TÜMCE
-
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız cümle
- "Her şey bütün bağlantılarıyla anlaşılmadan o tek tümceyi çevirtmek istemiyordu."
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız cümle
- TÜRÜM
-
-
[isim]
Varlıkların oluşumu
-
[felsefe]
Bütün var olanların Tanrı'dan, ondan hiçbir şey eksiltmeksizin çıkması
-
[isim]
Varlıkların oluşumu
- MÜFTÜ
-
Kelime Kökeni: Arapça muftī
-
[isim]
İl ve ilçelerde din görevlilerinin amiri olan ve dinî konularda fetva verme yetkisi bulunan devlet memuru
- "Müftü bunu işitince çatkın bir çehre ile geldi."
-
[isim]
İl ve ilçelerde din görevlilerinin amiri olan ve dinî konularda fetva verme yetkisi bulunan devlet memuru
- NATÜR
-
Kelime Kökeni: Fransızca nature
-
[isim]
Bakınız doğa
-
[isim]
Bakınız doğa
- BÜTÜN
-
-
[sıfat]
Bakınız tam
- "Size bütün bir kış için kuru ot temin edecek."
-
Bir şeyin hepsi; kamu, bilcümle, bilumum, cümle, cemi, tamam, umum
- "Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu."
-
Bozuk olmayan (para)
- "Bütün para."
-
Parçalara ayrılmamış, tek parçadan oluşan; tüm (I), yekpare
-
[isim]
Parçalara ayrılmamış olan şey; kül (II)
-
[isim]
Tek parça olma durumu
- "Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder."
-
[sıfat]
Bakınız tam
- ÜSTÜN
-
-
[sıfat]
Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan
- "Bu nazire gazeller muhakkak ki onlardan çok üstündü."
-
Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan; yeğin, faik
-
[sıfat]
Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan
- KÜTÜK
-
-
[isim]
Kalın ağaç gövdesi
-
Kesilmiş ağaç gövdesi
- "Kenara iri zeytin kütükleri istif edilmişti."
-
Kesimden sonra ağaç gövdesinin toprakta kalan bölümü
- "Çamlıkları yarıyoruz, ağaçların kütüklerinden atlıyoruz, ne bir köy ne bir ses var."
-
Üzüm teveğinin gövdesi
- "Kütüklerin üstündeki koruklara otlar tırmanan bahçeyi bir daha geçiyoruz."
-
Resmî kayıt defteri
-
Bakınız nüfus kütüğü
-
[bilişim]
Birbirleriyle ilgili olan verilerin tümü
-
[bilişim]
Verilerin işlemci içinde yazıldığı yer
-
[madencilik]
Bakınız kütük demir
-
[mecaz]
Görgüsüz, kaba kimse
- "Biraz sonra bizim kütük, kanepenin üstüne oturmuş, ayaklarıyla yerdeki yaprakları eziyordu."
-
Kum, odun, kömür vb. taşımakta kullanılan hafif tekne
-
[tarih]
Osmanlı'da kullanılan, mavnadan küçük, altı nispeten düz, başı kalkık ve içeriye bükük, sığ sularda ve çıkarma işlerinde kullanılan, tek kürekli yelkenli gemi
-
[isim]
Kalın ağaç gövdesi
- TÜFEK
-
Kelime Kökeni: Farsça tufeng
-
[isim]
Savaş veya avda kullanılan, uzun namlulu ateşli silah; delikli demir
- "Kılıç şakırtılarının yerini tüfek sesleri doldurdu. Kısa zamanda hepsi tüfek ustası oldu..."
-
[isim]
Savaş veya avda kullanılan, uzun namlulu ateşli silah; delikli demir
- KÜTÜR
-
-
"Kütür kütür" ikilemesinde kullanılır: tazeliğinden dolayı kütür sesi çıkaran
-
"Kütür kütür" ikilemesinde kullanılır: tazeliğinden dolayı kütür sesi çıkaran
- ÖRTÜŞ
-
-
[isim]
Örtmek işi
-
[isim]
Örtmek işi
- ÖRTÜK
-
-
[sıfat]
Örtülü, kapalı
- "İsyankâr sitemlerle dolu, örtük çığlıklar olarak değerlendirilen şiirler yazdığı söyleniyordu."
-
[sıfat]
Örtülü, kapalı
- PÜTÜR
-
-
[isim]
Küçük kabarcık
- "Ovuşturduğu ellerinden hamur pütürleri, darı taneleri dökülüyordu."
-
[isim]
Küçük kabarcık
- TÜYSÜ
-
-
[sıfat]
Tüye benzeyen
- "Göğün donuk mavisiyle insanda üfleme arzusu uyandıran tüysü bulutlar, sıcak geçecek günün habercisiydi."
-
[sıfat]
Tüye benzeyen
- TÜREM
-
-
[isim]
Türemek işi
- "Nihayet dil bakımından uygun ve gramer kaidesine muhalif olmayan bir türem vardır."
-
[isim]
Türemek işi
- TÜREL
-
-
[sıfat]
Adalet ile ilgili olan
-
[sıfat]
Adalet ile ilgili olan