İçinde tü olan 10 harfli 129 kelime var. İçerisinde TÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tü olan kelimeler listesine ya da sonu tü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KALBURÜSTÜ

  1. [sıfat, mecaz] Seçkin, sivrilmiş, önde gelen
    • "Beylerbeyi, eski Boğaziçi'nin en kalburüstü bürokratlarını barındıran güngörmüşlüğünün simgesi, bir köşesidir." (Haldun Taner)
  2. Benzerleri içinde daha üstün olan
    • "Bugün dahi kalburüstü üç dört oyunu hâlâ, başta Viyana ve Peşte olmak üzere oynanır durur." (Haldun Taner)
BÜTÜNLEŞİK

  1. [sıfat] Birbiriyle bağlantılı duruma getiren; tümleşik
GÖRÜNTÜLÜK

  1. [isim, sinema, televizyon] Bakınız ekran
LİSANSÜSTÜ

  1. [sıfat] Lisans öğreniminden sonra yapılan (yüksek lisans, doktora vb. öğrenim)
KÜTÜRDEMEK

  1. [nesnesiz] "Kütür" diye ses çıkarmak
    • "Savrulma hareketini pek ciddi tutmuş olacaktı ki beli kütürdedi ve acıdı." (Haldun Taner)
GÖRÜNTÜSEL

  1. [sıfat] Görüntüye dayanan
    • "Her yapının hem görüntüsel hem manevi bir bütünlüğü vardır." (Haldun Taner)
ÇÖKTÜRÜLME

  1. [isim] Çöktürülmek işi
    • "Sütün çöktürülmesi için farklı tip enzimlerden istifade ediliyor." (Serkan Çakır)
ENVAİTÜRLÜ

  1. [sıfat] Çok değişik türleri olan, çeşit çeşit, türlü türlü olan; envaiçeşit, envaiçeşitli
    • "Ortamda envaitürlü karmaşık kokular vardı." (Metin Savaş)
TÜYDÜRÜLME

  1. [isim] Tüydürülmek işi
ÜRKÜTÜLMEK

  1. [nesnesiz] Ürkütme işi yapılmak
    • "Bunlar âdeta ürkütülmüş bir hayvan sürüsüydü." (Ömer Seyfettin)
ÇÖKTÜRÜLÜŞ

  1. [isim] Çöktürülmek işi
BAYRAMÜSTÜ

  1. [zarf] Bayrama yakın zamanlarda; bayramüzeri
BÜTÜNLÜKLÜ

  1. [sıfat] Derli toplu, kapsayıcı olan
    • "Bu durum da resmî istatistiklerin bütünlüklü bir yapıya sahip olmadığının net bir göstergesi niteliğindedir." (Mevlüt Tatlıyer)
  2. Çok yönlü, donanımlı olan
    • "Bütünlüklü sanatkâr adlandırmasıyla anabileceğim insanlar hem muhayyileye hem gerçek olana dair derinlikli ve sahici bir faaliyet ortaya koyar." (İbrahim Tüzer)
GÖRÜNTÜSÜZ

  1. [sıfat] Görüntüsü olmayan
FÜTÜROLOJİ

Kelime Kökeni: Fransızca futurologie

  1. [isim] Bakınız gelecek bilimi
GARNİTÜRLÜ

  1. [sıfat] Garnitürü olan
KÜTÜKLEŞME

  1. [isim] Kütükleşmek işi
OLAĞANÜSTÜ

  1. [sıfat] Alışılmıştan, benzerlerinden farklı olan; fevkalade
    • "Bazı kentlerin, insanın üstünde olağanüstü bir etkisi oluyor." (Halide Edip Adıvar)
  2. Beklenmedik bir zamanda yapılan, önceden tasarlanmamış olan; fevkalade
  3. Çok güzel, mükemmel olan; harikulade
    • "Kadın milletinin bu gibi ince hesaplarda olağanüstü bir kabiliyeti var." (Haldun Taner)
TESETTÜRLÜ

  1. [sıfat] Başı kapalı kıyafetler giyinen (kadın)
BÜTÜNCÜLÜK

  1. [isim, felsefe] Bir bütünün parçalarının toplamından daha fazlasını ifade ettiğini düşünen, bir dizgenin açıklanmasında bütüne parçalarından daha büyük önem yükleyen, parçalarına karşı bütünün önceliğini vurgulayan her türden öğreti; holizm
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü