İçinde sür olan 7 harfli 33 kelime var. İçerisinde SÜR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında sür olan kelimeler listesine ya da sonu sür ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Sür Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
R S Ü
2 Harfli Kelimeler
SÜ, ÜS
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SÜREKLİ
-
-
[sıfat]
Kesintisiz olarak süren, devamlı; kalıcı, temelli, daimî, paso
-
[zarf]
Uzun süreli olarak, daima, durmaksızın; mütemadi, mütemadiyen
- "Annem sürekli ağlıyor, babam onu avutuyor."
-
[dil bilgisi]
Bakınız sızıcı
-
[sıfat]
Kesintisiz olarak süren, devamlı; kalıcı, temelli, daimî, paso
- SÜRESİZ
-
-
[sıfat]
Süresi belirli olmayan; müddetsiz
- "Süresiz tatil."
-
[zarf]
Süresi belli olmayarak
- "Böylece yetkilerin geri verilmesi nedeniyle Mustafa Kemal Paşa’nın başkomutanlığı tartışma yaşanmadan süresiz olarak uzatılmış oldu."
-
[sıfat]
Süresi belirli olmayan; müddetsiz
- ÖKSÜRÜK
-
-
[isim]
Ciğerlerdeki havanın, solunum organlarının kasılması ve zorlanmasıyla ağızdan gürültü ile çıkması
- "Trende herkes uyuyor, uzun bir öksürük silsilesi ve bazı iniltilerden başka ses yok."
-
[tıp]
Üşütme gibi bir sebeple ortaya çıkan göğüs hastalığı
- "Sancılı bir öksürükle öksürerek ağlamaya başladım."
-
[isim]
Ciğerlerdeki havanın, solunum organlarının kasılması ve zorlanmasıyla ağızdan gürültü ile çıkması
- SÜRŞARJ
-
Kelime Kökeni: Fransızca surcharge
-
[isim]
Bir sayının, kelimenin yerine geçmek için üzerine başka bir sayı veya kelime basma işi
- "Çoğu kez pullara sürşarj yapılır."
-
[isim]
Bir sayının, kelimenin yerine geçmek için üzerine başka bir sayı veya kelime basma işi
- SÜRTMEK
-
-
[-e, -i]
Bir şeyi bastırarak diğer bir şeyin üzerinden geçirmek
- "Cemal ellerini hızlı hızlı birbirine sürttü."
-
Bir şeyi bir yere dokundurmak
-
[nesnesiz, teklifsiz konuşmada]
Başıboş dolaşmak, yararsız dolaşmak
- "Çocukcağız birkaç gün sokaklarda sürtmüş."
-
[-e, -i]
Bir şeyi bastırarak diğer bir şeyin üzerinden geçirmek
- SÜRREAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca surréal
-
[sıfat]
Bakınız gerçeküstü
- "Ezima sandıktaki sürreal gözlerle ilk kez karşılaştığında henüz ilkokula başlamamıştı."
-
[sıfat]
Bakınız gerçeküstü
- SÜRÜCÜL
-
-
[sıfat]
Sürü durumunda yaşayan
-
Sürüye özgü
-
[sıfat]
Sürü durumunda yaşayan
- SÜRÜNTÜ
-
-
[isim, tıp]
Test yapılmak üzere mukoza veya yara üzerinden özel bir çubukla alınan salgı
-
[isim, tıp]
Test yapılmak üzere mukoza veya yara üzerinden özel bir çubukla alınan salgı
- SÜRÜLME
-
-
[isim]
Sürülmek işi
- "Kınanın akşamdan yoğrulup ellere ve ayaklara taşırmadan, çizgileri aşmadan sürülmesi lazımdır."
-
Piyasaya çıkarılma
- "Yeni paraların piyasaya sürülmesi için hazırlıklar yapılıyor."
-
[isim]
Sürülmek işi
- SÜREMLİ
-
-
[sıfat]
Belirli bir zaman ilgisi bulunan
- "Bu oyunların bir özelliği de süremli olmaları, gün tün eşitliği, gün durumu, kış yarısı, yılbaşı gibi belli günlerde yapılmalarıdır."
-
[sıfat]
Belirli bir zaman ilgisi bulunan
- ÖKSÜRME
-
-
[isim]
Öksürmek işi
- "Güldükten sonra hemen öksürmesinin de ilk önce sandığım gibi hastalık değil, bir nevi tik olduğu anlaşılıyordu."
-
[isim]
Öksürmek işi
- SÜRÜNME
-
-
[isim]
Sürünmek işi
-
[hayvan bilimi]
Çoğunlukla uzun gövdeli bir hayvanın, bacaklarının yardımı olmaksızın katı bir yüzeyde ilerlemesi
-
[isim]
Sürünmek işi
- SÜRATLE
-
-
[zarf]
Bakınız çabucak
- "Adam, acele adımlarla tekrar geri dönüyor, süratle merdivenlerden iniyor."
-
[zarf]
Bakınız çabucak
- SÜRÜSÜZ
-
-
[sıfat]
Sürüsü olmayan
- "Kara sevdalarını türkülüyor uzaklarda / Çıplak kalan ağaçlar, sürüsüz çoban ve deniz"
-
[sıfat]
Sürüsü olmayan
- SÜRFİLE
-
Kelime Kökeni: Fransızca surfilé
-
[sıfat]
Seyrek ve çapraz (dikiş)
-
[sıfat]
Seyrek ve çapraz (dikiş)
- SÜRÜNÜŞ
-
-
[isim]
Sürünmek işi
- "Kolay değil doğrusu, enginlerde kanat çırpmaya alışık bir kuşun böyle han avlularında sürünüşü."
-
[isim]
Sürünmek işi
- SÜREKÇİ
-
-
[isim, ağızlardan]
Davar alışverişiyle uğraşan kimse
-
[isim, ağızlardan]
Davar alışverişiyle uğraşan kimse
- SÜRPRİZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca surprise
-
[isim]
Beklenmeyen ve insanı şaşırtarak sevindiren veya üzen olay, beklenmedik durum; şaşırtı
- "Kocam bugün gazeteci arkadaşlarına bir sürpriz parti vermek istiyor."
-
[isim]
Beklenmeyen ve insanı şaşırtarak sevindiren veya üzen olay, beklenmedik durum; şaşırtı
- SÜRÜMLÜ
-
-
[sıfat]
Sürümü çok olan, çok satılan (mal)
-
[sıfat]
Sürümü çok olan, çok satılan (mal)
- SÜRMELİ
-
-
[sıfat]
Sürme ile boyanmış olan
- "Kirpikleri kudretten sürmelidir."
-
Sürgü ile kapatılmış olan, sürmelenmiş olan
- "Yavaşça vitrinin sürmeli camını açtı."
-
[sıfat]
Sürme ile boyanmış olan