İçinde sür olan 7 harfli 33 kelime var. İçerisinde SÜR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında sür olan kelimeler listesine ya da sonu sür ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Sür Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

R S Ü

2 Harfli Kelimeler

SÜ, ÜS

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SÜREKLİ

  1. [sıfat] Kesintisiz olarak süren, devamlı; kalıcı, temelli, daimî, paso
  2. [zarf] Uzun süreli olarak, daima, durmaksızın; mütemadi, mütemadiyen
    • "Annem sürekli ağlıyor, babam onu avutuyor." (Buket Uzuner)
  3. [dil bilgisi] Bakınız sızıcı
SÜRESİZ

  1. [sıfat] Süresi belirli olmayan; müddetsiz
    • "Süresiz tatil."
  2. [zarf] Süresi belli olmayarak
    • "Böylece yetkilerin geri verilmesi nedeniyle Mustafa Kemal Paşa’nın başkomutanlığı tartışma yaşanmadan süresiz olarak uzatılmış oldu." (Serkan Ünal)
ÖKSÜRÜK

  1. [isim] Ciğerlerdeki havanın, solunum organlarının kasılması ve zorlanmasıyla ağızdan gürültü ile çıkması
    • "Trende herkes uyuyor, uzun bir öksürük silsilesi ve bazı iniltilerden başka ses yok." (Halide Edip Adıvar)
  2. [tıp] Üşütme gibi bir sebeple ortaya çıkan göğüs hastalığı
    • "Sancılı bir öksürükle öksürerek ağlamaya başladım." (Aka Gündüz)
SÜRŞARJ

Kelime Kökeni: Fransızca surcharge

  1. [isim] Bir sayının, kelimenin yerine geçmek için üzerine başka bir sayı veya kelime basma işi
    • "Çoğu kez pullara sürşarj yapılır."
SÜRTMEK

  1. [-e, -i] Bir şeyi bastırarak diğer bir şeyin üzerinden geçirmek
    • "Cemal ellerini hızlı hızlı birbirine sürttü." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Bir şeyi bir yere dokundurmak
  3. [nesnesiz, teklifsiz konuşmada] Başıboş dolaşmak, yararsız dolaşmak
    • "Çocukcağız birkaç gün sokaklarda sürtmüş." (Sait Faik Abasıyanık)
SÜRREAL

Kelime Kökeni: Fransızca surréal

  1. [sıfat] Bakınız gerçeküstü
    • "Ezima sandıktaki sürreal gözlerle ilk kez karşılaştığında henüz ilkokula başlamamıştı." (Nihat Genç)
SÜRÜCÜL

  1. [sıfat] Sürü durumunda yaşayan
  2. Sürüye özgü
SÜRÜNTÜ

  1. [isim, tıp] Test yapılmak üzere mukoza veya yara üzerinden özel bir çubukla alınan salgı
SÜRÜLME

  1. [isim] Sürülmek işi
    • "Kınanın akşamdan yoğrulup ellere ve ayaklara taşırmadan, çizgileri aşmadan sürülmesi lazımdır." (Refik Halit Karay)
  2. Piyasaya çıkarılma
    • "Yeni paraların piyasaya sürülmesi için hazırlıklar yapılıyor."
SÜREMLİ

  1. [sıfat] Belirli bir zaman ilgisi bulunan
    • "Bu oyunların bir özelliği de süremli olmaları, gün tün eşitliği, gün durumu, kış yarısı, yılbaşı gibi belli günlerde yapılmalarıdır." (Metin And)
ÖKSÜRME

  1. [isim] Öksürmek işi
    • "Güldükten sonra hemen öksürmesinin de ilk önce sandığım gibi hastalık değil, bir nevi tik olduğu anlaşılıyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
SÜRÜNME

  1. [isim] Sürünmek işi
  2. [hayvan bilimi] Çoğunlukla uzun gövdeli bir hayvanın, bacaklarının yardımı olmaksızın katı bir yüzeyde ilerlemesi
SÜRATLE

  1. [zarf] Bakınız çabucak
    • "Adam, acele adımlarla tekrar geri dönüyor, süratle merdivenlerden iniyor." (Esat Mahmut Karakurt)
SÜRÜSÜZ

  1. [sıfat] Sürüsü olmayan
    • "Kara sevdalarını türkülüyor uzaklarda / Çıplak kalan ağaçlar, sürüsüz çoban ve deniz" (Ahmet Muhip Dıranas)
SÜRFİLE

Kelime Kökeni: Fransızca surfilé

  1. [sıfat] Seyrek ve çapraz (dikiş)
SÜRÜNÜŞ

  1. [isim] Sürünmek işi
    • "Kolay değil doğrusu, enginlerde kanat çırpmaya alışık bir kuşun böyle han avlularında sürünüşü." (Haldun Taner)
SÜREKÇİ

  1. [isim, ağızlardan] Davar alışverişiyle uğraşan kimse
SÜRPRİZ

Kelime Kökeni: Fransızca surprise

  1. [isim] Beklenmeyen ve insanı şaşırtarak sevindiren veya üzen olay, beklenmedik durum; şaşırtı
    • "Kocam bugün gazeteci arkadaşlarına bir sürpriz parti vermek istiyor." (Burhan Felek)
SÜRÜMLÜ

  1. [sıfat] Sürümü çok olan, çok satılan (mal)
SÜRMELİ

  1. [sıfat] Sürme ile boyanmış olan
    • "Kirpikleri kudretten sürmelidir." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Sürgü ile kapatılmış olan, sürmelenmiş olan
    • "Yavaşça vitrinin sürmeli camını açtı." (Sait Faik Abasıyanık)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü