İçinde sul olan 6 harfli 10 kelime var. İçerisinde SUL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında sul olan kelimeler listesine ya da sonu sul ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Sul Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

L S U

2 Harfli Kelimeler

SU, US

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SULHÇU

  1. [sıfat] Bakınız barışsever
    • "Çuvaşların sakin, mütevazı, çok çekingen ve sulhçu adamlar olduğu herkesin malumudur." (Şerif Baştav)
SULHEN

Kelime Kökeni: Arapça ṣulḥen

  1. [zarf] Barış yoluyla, anlaşıp uzlaşarak
    • "Bu hükme dayanılarak idare ile yüklenicinin karşılıklı anlaşmak suretiyle sözleşmenin sulhen tasfiyesinin 4735 sayılı Kanun’a tabi sözleşmeler açısından mümkün olup olmadığı hususu uygulamada tartışmalıydı." (Mehmet Atasever)
PUSULA

Kelime Kökeni: İtalyanca bussola

  1. [isim] Üzerinde kuzey güney doğrultusunu gösteren bir mıknatıs iğnesi bulunan ve yön tespit etmek için kullanılan kadranlı araç; yön belirteci
    • "Tam kutup noktasında pusula deli olmuş gibi dönmeye başlar." (Ömer Seyfettin)
USULCA

  1. [zarf] Bakınız usul (III)
    • "Piposuna sığınarak usulca ilave etti: Yahudi olması, meseleyi karıştırıyor." (Attilâ İlhan)
  2. Bakınız yavaşça
    • "Ayfer, Nuran'ın düşürdüğü mendili usulca yerden aldı." (Mahmut Yesari)
SULTAN

Kelime Kökeni: Arapça sulṭān

  1. [isim, tarih] Müslüman, özellikle Sünni hükümdarların kullandıkları ünvan
    • "Kanuni Sultan Süleyman."
  2. Padişahların erkek ve kız çocukları ile anne ve eşlerine verilen ünvan
    • "Naciye Sultan. Hürrem Sultan."
  3. Bazı din ve tasavvuf büyüklerine verilen ünvan
  4. [mecaz] Belli bir alanda en üst düzeyde olanlar için kullanılan bir söz
    • "O, Türk sinemasının sultanıdır."
YOKSUL

  1. [sıfat] Geçinmekte çok sıkıntı çeken, geçimini güçlükle sağlayan (kimse, toplum, ülke); yoksuz, yokluklu, çulsuz, varlıksız, variyetsiz, yok yoksul, fakir, fukara, beş parasız, parasız, sersefil, zengin, varsıl karşıtı
    • "Şimdi binlerce, yüz binlerce yoksul büzülmüştür kendi içine, kendi yetmeyen sıcaklarına sığınmışlardır insanlar." (Yaşar Kemal)
  2. [mecaz] İstenilen nitelikte ve özellikte olmayan bir biçimde; kan ayaklı
    • "Yazılarını okudum, sözlerini dinledim, bilgice onu biraz yoksul buldum." (Memduh Şevket Esendal)
USULET

Kelime Kökeni: Arapça uṣūlet

  1. [isim] Usulüne uygun olma
USULEN

  1. [zarf] Yöntemine uygun olarak
  2. [mecaz] Öylesine, usule uymuş olmak için
    • "Lübnan hükûmeti Türk emlakını usulen bloke ettiğinden satış muamelesi durdurulmuş." (Refik Halit Karay)
MAHSUL

Kelime Kökeni: Arapça maḥṣūl

  1. [isim] Bakınız ürün
    • "Ankara'ya geldiği zaman Hacı Bayram'ı müritleriyle ovada mahsul toplarken görür." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
  2. Bakınız verim
  3. [mecaz] Ortaya çıkan, elde edilen şey
    • "Her yeni âlem bir eski kıyametin mahsulü değil midir?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
SULAMA

  1. [isim] Sulamak işi
  2. Arklar veya savaklar yardımı ile su akıtarak herhangi bir toprak bölgesini kuraklıktan kurtarma
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü