İçinde so olan 6 harfli 62 kelime var. İçerisinde SO bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında so olan kelimeler listesine ya da sonu so ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AKSONA
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, denizcilik]
Bakınız basınçlanma
-
[isim, denizcilik]
Bakınız basınçlanma
- SOFORA
-
-
[isim, bitki bilimi]
Çin kökenli olup Kore yarımadasında yetişen, dalları uzun, hafif kıvrık ve koyu yeşil renkte olan bir tür ağaç (Sophora japonica)
-
[isim, bitki bilimi]
Çin kökenli olup Kore yarımadasında yetişen, dalları uzun, hafif kıvrık ve koyu yeşil renkte olan bir tür ağaç (Sophora japonica)
- SOSYAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca social
-
[sıfat, toplum bilimi]
Bakınız toplumsal
- "Her çağın kendi idealine göre gördüğü sosyal manalı bazı rüyalar vardır."
-
Sosyal çevreye uyumlu (kimse)
-
[sıfat, toplum bilimi]
Bakınız toplumsal
- SONCUL
-
-
[sıfat]
Son bulma özelliği olan
-
[sıfat]
Son bulma özelliği olan
- SOFALI
-
-
[sıfat]
Sofası olan
- "Kayıklarında da geniş sofalı, geniş odalı yalılarının yayvanlığını ve sessizliğini duyardım."
-
[sıfat]
Sofası olan
- SOLOCU
-
-
[isim, müzik]
Bakınız solist
-
[isim, müzik]
Bakınız solist
- SOYGUN
-
-
[isim]
Genellikle çete durumunda bir araya gelmiş haydutlar tarafından yapılan silahlı hırsızlık
- "Kanunu kendin bilmez değilsin, soygundan önce, soygundan sonra birini öldürürsek bizi asarlar."
-
Hiçbir emek harcamadan ve yolsuz olarak elde edilen büyük kazanç, vurgun
-
[isim]
Genellikle çete durumunda bir araya gelmiş haydutlar tarafından yapılan silahlı hırsızlık
- GARSON
-
Kelime Kökeni: Fransızca garçon
-
[isim]
Lokanta, pastane, kahvehane vb. yerlerde müşterilere hizmet eden kimse
- "Öğle yemeklerinde garson olarak çalışacak, buna karşılık öğle ve akşam yemeklerini lokantadan yiyecekti."
-
[isim]
Lokanta, pastane, kahvehane vb. yerlerde müşterilere hizmet eden kimse
- SOSLUK
-
-
[isim]
Sos konulmak için kullanılan kap
-
[isim]
Sos konulmak için kullanılan kap
- SONSUZ
-
-
[sıfat]
Sonu olmayan, bitmeyen, ucu bucağı olmayan, hep kalacak olan; bengi (I), bitimsiz, tükenmez, sonrasız, ebedî, ilanihaye, namütenahi, payansız
- "Bir kolunda uzun boylu, kır saçlı bir adam, bir kolunda ablak yüzlü, hayata sonsuz bir ziyafet sofrası gibi iştahlı gözlerle bakan şişman bir oğlan vardı."
-
Ölçülemeyecek kadar çok veya büyük olan
- "Şu sonsuz mavilikte var mıydı onun eşi? / Kim söndürebilirdi o muhteşem güneşi?"
-
[isim]
Sonu ve sınırı olmayan şey
-
[matematik]
Sonu olmayan, her niceliği aşabilen değişken (nicelik)
-
[sıfat]
Sonu olmayan, bitmeyen, ucu bucağı olmayan, hep kalacak olan; bengi (I), bitimsiz, tükenmez, sonrasız, ebedî, ilanihaye, namütenahi, payansız
- SOLUMA
-
-
[isim]
Solumak işi
- "Bu kaotik şehrin en fazla, zaman tanımayan solumasını seviyordu."
-
[isim]
Solumak işi
- ARİOSO
-
Kelime Kökeni: İtalyanca arioso
-
[isim, müzik]
Dramatik ve lirik bakımdan yüksek bir anlatım gücü olan ağırbaşlı ezgi
-
[isim, müzik]
Dramatik ve lirik bakımdan yüksek bir anlatım gücü olan ağırbaşlı ezgi
- SONSAL
-
-
[sıfat, felsefe]
Deneyden çıkan ve deneye bağlı olan (bilgi); aposteriori
- "Bir yerde duman görünce orada ateş yandığını kestirmek sonsal bir yargıdır."
-
[sıfat, felsefe]
Deneyden çıkan ve deneye bağlı olan (bilgi); aposteriori
- SOKUCU
-
-
[sıfat, hayvan bilimi]
Sokma özelliği olan
-
[sıfat, hayvan bilimi]
Sokma özelliği olan
- SOLLUK
-
-
[isim]
Sol görüşe sahip olma durumu
- "Soluz, dedim ama solluğu bir başka yönden kabullendim, siz acaba ne düşündünüz de solluğu bize layık gördünüz?"
-
[isim]
Sol görüşe sahip olma durumu
- KONSON
-
Kelime Kökeni: Fransızca consonne
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız ünsüz
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız ünsüz
- SOLGUN
-
-
[sıfat]
Rengini, tazeliğini, canlılığını veya parlaklığını yitirmiş olan, solmuş
- "Öyle solgun, öyle zayıftı ki bir yolcudan ziyade bir hastaya benziyordu."
-
[sıfat]
Rengini, tazeliğini, canlılığını veya parlaklığını yitirmiş olan, solmuş
- KONSOL
-
Kelime Kökeni: Fransızca console
-
[isim]
Duvar kenarına yerleştirilen, üstüne ayna ve başka süs eşyası konulan, çekmeceli, dolaplı mobilya
- "Mektupları götürmüş, konsolun üzerine koyuyordu."
-
[mimarlık]
Yalnız bir yanındaki dayanak tarafından taşınan, diğer bölümleri boşlukta olan yatay yapı ögesi
- "Konsol kiriş."
-
[bilişim]
Bakınız oyun konsolu
-
[isim]
Duvar kenarına yerleştirilen, üstüne ayna ve başka süs eşyası konulan, çekmeceli, dolaplı mobilya
- SOĞDCA
-
-
[isim]
Soğdların kullandıkları İran kökenli ölü dil; Soğdakça
-
[sıfat]
Bu dille yazılmış olan
-
[isim]
Soğdların kullandıkları İran kökenli ölü dil; Soğdakça
- SOMAKİ
-
Kelime Kökeni: Arapça summāḳī
-
[isim, mineraloji]
Kızıl veya yeşil renkte, damarlı ve çok sert bir porfir türü mermer
-
[sıfat]
Bu mermerden yapılmış
- "Az sonra kraliçenin yeşil somaki banyosunda idim."
-
[isim, mineraloji]
Kızıl veya yeşil renkte, damarlı ve çok sert bir porfir türü mermer