İçinde sk olan 6 harfli 58 kelime var. İçerisinde SK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında sk olan kelimeler listesine ya da Sonu sk ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ESKORT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Koruma aracı

ISKOTA

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Büyük yelkenleri yönetmek için kullanılan ip

KÜSKÜT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Çit sarmaşığıgillerden, ince uzun ipliksi saplarıyla, asma, baklagiller ve bazı meyve ağaçlarına sarılarak onları sömüren, klorofilsiz bir asalak bitki, şeytansaçı, bağboğan (Cuscuta)

PASKAL

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [sıfat] İnsanı güldürüp eğlendiren
    • "Ne paskal adam!"

İSKOTA

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Yelkenleri açmak ve tutmak için alt köşelerine bağlanan halat, zincir ve palangadan oluşan donanım
    • "Suların kaburgalarındaki serinliği / iskotada uğuldayan rüzgâr." (Orhan Veli Kanık)

ISKAÇA

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Yelkenli gemilerde direklerin alt uçlarının içine oturtulduğu yuva

İSKELE

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer
    • "Vapurdan indi, iskeleye çıkar çıkmaz etrafına bakındı." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven
    • "Oturduğu yerden kalkıyor, iskele zincirine uzanan eli, iskele tabanına basan ayağı, kendini çekiyor yukarı." (Zeyyat Selimoğlu)
  3. Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba
  4. İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı
    • "Mudanya, Bursa'nın iskelesidir."
  5. Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı
  6. Geminin sol yanı
  7. Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı

BASKIN

  1. [isim] Suç işlediği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme
    • "İbiş'in odasına cennet kuşları baskın vermişti." (Tarık Buğra)
  2. Kısa süreli, beklenmedik saldırı
    • "Bu dört kişi güç bela baskından kurtulup bana sığınmış." (Refik Halit Karay)
  3. Su basması, sel
    • "Behçet'e bu evin merdiven altındaki bakla gibi odasında baskın yaparlar." (Salâh Birsel)
  4. Ansızın çıkagelme
  5. [sıfat] Sertlik, zorluk bakımından üstün
    • "Belli bir şey ki bu genç ikisinden de baskın, çekemiyorlar." (Haldun Taner)
  6. [sıfat] Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen, hâkim, dominant

DİSKÇİ

  1. [isim] Disk atan kimse

RİSKLİ

  1. [sıfat] Riski olan
    • "Rastgele ve dağınık yeni bir oyun çatısı sunmak elbette riskli bir şeydi." (Haldun Taner)

ASKERİ
...
TESKİN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Acı, öfke, heyecan vb. duyguları yatıştırma, dindirmeye çalışma
    • "Ev sahibi erkek beni, kadın da onu teskine uğraşıyordu." (Burhan Felek)
    • "Gönlüme teselli kendimde buldum / Sabır ile teskin ettim özümü." (Âşık Veysel)

SUSKUN

  1. [sıfat] Çok az konuşan, sessiz, sakin olan, sükûti
    • "Suat, karım. Suskun, çok az konuşan..." (Atilla İlhan)
  2. [zarf] Sessiz, sakin bir biçimde

KESKİN

  1. [sıfat] Çok kesici, iyi kesen
    • "Sonunda keskin bir taşı testere gibi kullanarak ipi incelte incelte kopardı." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Tiz (ses)
    • "Bir kadın sesiydi bu. İnce ve keskin, dikkati hemen kapan ve bırakmayan bir ses." (Peyami Safa)
  3. Kırıcı, incitici
    • "En yakın dostlarının bile kusurlarını keskin bir dille yüzlerine vururmuş." (Haldun Taner)
  4. Etkili, sert
    • "Nihayet güneş doğdu, sis ve duman içinde çölün sabahlarında esen serin ve keskin rüzgârla üşüdük." (Falih Rıfkı Atay)
  5. Acı, üzüntü veren
    • "Öyle de keskinmiş ki bu kadın, yaptığı tüm kocakarı ilaçları her hastalığı şıp diye kesiyormuş." (Muammer İzgü)
  6. Zampara

DİSKET

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bilgisayardaki işlemlerin kaydedildiği manyetik araç

MESKEN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Konut, ikametgâh
    • "Bu acayip meskeninde yaz kış kalın kepeneğe sarılmış otururdu." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Yârim İstanbul'u mesken mi tuttun / Gördün güzelleri beni unuttun." (Halk türküsü)

KUSKUN

  1. [isim] Hayvanın kuyruğu altından geçirilerek eyere bağlanan kayış
    • "O başta: kuskunu kopmuş eğerli düldüller / Bu başta: Paldım düşmüş semerli bülbüller." (Mehmet Akif Ersoy)

USKURU

Kelime Kökeni : İngilizce

  1. [isim] Cıvata ve somunlardaki yiv

FİSKAL

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [sıfat] Hazineye ilişkin
  2. Vergiye ilişkin

MİSKİN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Çok uyuşuk olan (kimse)
    • "Hayran olduğum adamı miskin bir mektep çocuğu gibi yaka paça alıp götürdü." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Hoş görülemeyecek durumlar karşısında tepki göstermeyen (kimse)
  3. Cüzzam hastalığına tutulmuş olan (kimse)
  4. Âciz, zavallı
    • "Âşık olan miskin olur / Hak yoluna teslim olur" (Yunus Emre)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü