İçinde ser olan 7 harfli 30 kelime var. İçerisinde SER bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ser olan kelimeler listesine ya da sonu ser ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ser Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
SER
2 Harfli Kelimeler
ER, ES, RE, SE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- RENKSER
-
-
[sıfat, fizik]
Renklerle ilgili olan; kromatik
-
[sıfat, fizik]
Renklerle ilgili olan; kromatik
- SERAMİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca céramique
-
[isim]
Yüksek ısıda pişirilmiş topraktan yapılan vazo, çanak, çömlek vb. nesne
- "Bugünkü tarih anlayışı hatta dünkü tarih anlayışıyla da pekâlâ bir seramik vazo veya madeni bir alet de yazılı metin parçası kadar önem arz edebilir."
-
[sıfat]
Yüksek ısıda pişirilmiş toprak, fayans, porselenden yapılan
-
[isim]
Yüksek ısıda pişirilmiş topraktan yapılan vazo, çanak, çömlek vb. nesne
- SERBEST
-
Kelime Kökeni: Farsça serbest
-
[sıfat]
Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen; azade
-
Tutuklu veya bağımlı olmayan; özgür
-
Zamanını istediği gibi kullanabilen, yapacak bir işi olmayan
- "Yarın serbestim. İstersen bütün günü beraber geçirebiliriz. Sabahleyin dokuzda Kadıköy iskelesinde buluşalım."
-
Bazı kurallara bağlı olmayan
- "Serbest ticaret. Serbest nazım."
-
Rahat hareket eden, rahat konuşan, sıkılgan ve utangaç davranmayan
-
Davranışlarında görgü kurallarını, toplumun verdiği hükümleri fazla umursamayan, rahat hareket eden (kimse)
-
Hareketi herhangi bir biçimde engellenmeyen
- "Serbest geçiş"
-
[zarf]
Kendisine bir şeyi yapıp yapmamakta seçenek tanınmış olan; özgür
-
[isim]
Girmek için herhangi bir ücret ödemeyi veya belli bir grubun üyesi olmayı gerektirmeme, halka açık olma
- "Salı günleri müzeye giriş serbesttir."
-
[zarf]
Rahat hareket ederek, rahat konuşarak, sıkılgan ve utangaç davranmayarak
- "Ötekilere de pek serbest davranır isem de onlar benden utanırlar."
-
[fizik]
Hiçbir kuvvetin veya etkileşimin etkisi altında olmayan (nesne)
-
[kimya]
Bileşik hâlde bulunmayan (kimyasal element)
-
[sıfat]
Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen; azade
- İYİMSER
-
-
[sıfat]
Genellikle her düşünce ve işi iyi olarak değerlendiren; nikbin, optimist, kötümser karşıtı
-
[sıfat]
Genellikle her düşünce ve işi iyi olarak değerlendiren; nikbin, optimist, kötümser karşıtı
- SERPİLİ
-
-
[sıfat]
Serpilmiş
- "Gardırop kapıları açık ve her tarafa elbise ve çamaşırlar serpili."
-
[sıfat]
Serpilmiş
- KAROSER
-
Kelime Kökeni: Fransızca carrosserie
-
[isim]
Otomobilde, mekanizmayı oluşturan motor, makine, tekerlek, şasi vb. bölümlerin dışında kalan, görünen dış bölüm
- "Araçların çamurluk, basamak, karoser kenarı, sürücü mahallinin veya aracın üstü, bagaj merdiveni gibi dış kısımlarında insan taşınamaz."
-
[isim]
Otomobilde, mekanizmayı oluşturan motor, makine, tekerlek, şasi vb. bölümlerin dışında kalan, görünen dış bölüm
- SERSERİ
-
Kelime Kökeni: Farsça serserī
-
[sıfat]
Belli bir işi ve yeri olmayan, başıboş (kimse)
- "Hayran Baba'yı bir serseriyle birlikte demirlemişlerdi."
-
Tutarsız, beğenilmeyen davranışları olan (kimse); daltaban
- "Ah, seni serseri, rezil, alçak seni! Demek bana başkaldırıyorsun!"
-
[mecaz]
Belli bir hedefi olmayan, belli bir hedefe atılmamış olan, rastlantıyla gelen (kurşun, mayın vb.)
- "Köpüklü denizin üstünde serseri martılar uçuşuyor, yanımızdan yelkenli bir mavna geçiyordu."
-
[sıfat]
Belli bir işi ve yeri olmayan, başıboş (kimse)
- BESEREK
-
-
[isim, ağızlardan]
İki hörgüçlü deve ile boz devenin melezi olan tülü devenin erkeği
-
[isim, ağızlardan]
İki hörgüçlü deve ile boz devenin melezi olan tülü devenin erkeği
- SERGİCİ
-
-
[isim]
Mallarını sergileyerek satan kimse
-
[isim]
Mallarını sergileyerek satan kimse
- NEVESER
-
Kelime Kökeni: Farsça nev + Arapça es̱er
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam
- SERENDİ
-
-
[isim]
Dört, altı veya sekiz direk üstüne yapılmış tahıl, meyve ve sebze kurusunu saklamak için kullanılan kiler
-
[isim]
Dört, altı veya sekiz direk üstüne yapılmış tahıl, meyve ve sebze kurusunu saklamak için kullanılan kiler
- SERPMEK
-
-
[-i]
Bir şeyi dağılacak biçimde dökmek
-
Belli bir yere dağılacak biçimde dökmek; ekmek (II)
- "Buzlarını atıp karabiberlerini serptikten sonra kadehleri iyice karıştırdım."
-
[nesnesiz]
Yağmur veya kar azar azar, ince ince yağmak; serpiştirmek
- "Yağmur serpiyor. Kar serpiyor."
-
[mecaz]
Vermek, saçmak
-
[-i]
Bir şeyi dağılacak biçimde dökmek
- SERÜVEN
-
Kelime Kökeni: Farsça servān
-
[isim]
Bakınız macera
- "Ben serüvenlere kul olmayacağım, serüvenler bana kul olacak."
-
[isim]
Bakınız macera
- ESERMEK
-
-
[-i, ağızlardan]
Bakınız bakmak
-
[-i, ağızlardan]
Bakınız bakmak
- SERENAT
-
Kelime Kökeni: Fransızca sérénade
-
[isim, müzik]
Sesli olarak söylenen veya müzik aracılığıyla çalınan serbest biçimli müzik parçası
-
Geceleyin, açık havada sevgi duyulan biri için bir müzik aracıyla verilen küçük konser
-
[isim, müzik]
Sesli olarak söylenen veya müzik aracılığıyla çalınan serbest biçimli müzik parçası
- BAŞESER
-
Kelime Kökeni: Türkçe baş + Arapça es̱er
-
[isim]
Bakınız şaheser
- "Yazacaktı, mutlaka yazacaktı: yeni bir başeser."
-
[isim]
Bakınız şaheser
- SERETAN
-
Kelime Kökeni: Arapça sereṭān
-
[isim, eskimiş, hayvan bilimi]
Bakınız yengeç
-
[isim, eskimiş, hayvan bilimi]
Bakınız yengeç
- SERİLİŞ
-
-
[isim]
Serilmek işi
-
[isim]
Serilmek işi
- SERİLME
-
-
[isim]
Serilmek işi
-
[isim]
Serilmek işi
- SERTLİK
-
-
[isim]
Sert, katı olma durumu; berklik
- "Derinin altında bir sertlik hissettim."
-
[mecaz]
Sert, kırıcı, katı davranış; şiddet, huşunet
- "Bir zamanlar, sertliğinden, karşında nefes alamazdık."
-
[jeoloji]
Minerallerin çizilmeye karşı gösterdikleri direnç
-
[dil bilgisi]
Bakınız tonsuzluk
-
[isim]
Sert, katı olma durumu; berklik