İçinde ser olan 7 harfli 30 kelime var. İçerisinde SER bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ser olan kelimeler listesine ya da sonu ser ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ser Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E R S

3 Harfli Kelimeler

SER

2 Harfli Kelimeler

ER, ES, RE, SE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

RENKSER

  1. [sıfat, fizik] Renklerle ilgili olan; kromatik
SERAMİK

Kelime Kökeni: Fransızca céramique

  1. [isim] Yüksek ısıda pişirilmiş topraktan yapılan vazo, çanak, çömlek vb. nesne
    • "Bugünkü tarih anlayışı hatta dünkü tarih anlayışıyla da pekâlâ bir seramik vazo veya madeni bir alet de yazılı metin parçası kadar önem arz edebilir." (İlber Ortaylı)
  2. [sıfat] Yüksek ısıda pişirilmiş toprak, fayans, porselenden yapılan
SERBEST

Kelime Kökeni: Farsça serbest

  1. [sıfat] Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen; azade
  2. Tutuklu veya bağımlı olmayan; özgür
  3. Zamanını istediği gibi kullanabilen, yapacak bir işi olmayan
    • "Yarın serbestim. İstersen bütün günü beraber geçirebiliriz. Sabahleyin dokuzda Kadıköy iskelesinde buluşalım." (Refî Cevad Ulunay)
  4. Bazı kurallara bağlı olmayan
    • "Serbest ticaret. Serbest nazım."
  5. Rahat hareket eden, rahat konuşan, sıkılgan ve utangaç davranmayan
  6. Davranışlarında görgü kurallarını, toplumun verdiği hükümleri fazla umursamayan, rahat hareket eden (kimse)
  7. Hareketi herhangi bir biçimde engellenmeyen
    • "Serbest geçiş"
  8. [zarf] Kendisine bir şeyi yapıp yapmamakta seçenek tanınmış olan; özgür
  9. [isim] Girmek için herhangi bir ücret ödemeyi veya belli bir grubun üyesi olmayı gerektirmeme, halka açık olma
    • "Salı günleri müzeye giriş serbesttir."
  10. [zarf] Rahat hareket ederek, rahat konuşarak, sıkılgan ve utangaç davranmayarak
    • "Ötekilere de pek serbest davranır isem de onlar benden utanırlar." (Memduh Şevket Esendal)
  11. [fizik] Hiçbir kuvvetin veya etkileşimin etkisi altında olmayan (nesne)
  12. [kimya] Bileşik hâlde bulunmayan (kimyasal element)
İYİMSER

  1. [sıfat] Genellikle her düşünce ve işi iyi olarak değerlendiren; nikbin, optimist, kötümser karşıtı
SERPİLİ

  1. [sıfat] Serpilmiş
    • "Gardırop kapıları açık ve her tarafa elbise ve çamaşırlar serpili." (Necip Fazıl Kısakürek)
KAROSER

Kelime Kökeni: Fransızca carrosserie

  1. [isim] Otomobilde, mekanizmayı oluşturan motor, makine, tekerlek, şasi vb. bölümlerin dışında kalan, görünen dış bölüm
    • "Araçların çamurluk, basamak, karoser kenarı, sürücü mahallinin veya aracın üstü, bagaj merdiveni gibi dış kısımlarında insan taşınamaz."
SERSERİ

Kelime Kökeni: Farsça serserī

  1. [sıfat] Belli bir işi ve yeri olmayan, başıboş (kimse)
    • "Hayran Baba'yı bir serseriyle birlikte demirlemişlerdi." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Tutarsız, beğenilmeyen davranışları olan (kimse); daltaban
    • "Ah, seni serseri, rezil, alçak seni! Demek bana başkaldırıyorsun!" (Nâzım Hikmet)
  3. [mecaz] Belli bir hedefi olmayan, belli bir hedefe atılmamış olan, rastlantıyla gelen (kurşun, mayın vb.)
    • "Köpüklü denizin üstünde serseri martılar uçuşuyor, yanımızdan yelkenli bir mavna geçiyordu." (Ömer Seyfettin)
BESEREK

  1. [isim, ağızlardan] İki hörgüçlü deve ile boz devenin melezi olan tülü devenin erkeği
SERGİCİ

  1. [isim] Mallarını sergileyerek satan kimse
NEVESER

Kelime Kökeni: Farsça nev + Arapça es̱er

  1. [isim, müzik] Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam
SERENDİ

  1. [isim] Dört, altı veya sekiz direk üstüne yapılmış tahıl, meyve ve sebze kurusunu saklamak için kullanılan kiler
SERPMEK

  1. [-i] Bir şeyi dağılacak biçimde dökmek
  2. Belli bir yere dağılacak biçimde dökmek; ekmek (II)
    • "Buzlarını atıp karabiberlerini serptikten sonra kadehleri iyice karıştırdım." (Necati Cumalı)
  3. [nesnesiz] Yağmur veya kar azar azar, ince ince yağmak; serpiştirmek
    • "Yağmur serpiyor. Kar serpiyor."
  4. [mecaz] Vermek, saçmak
SERÜVEN

Kelime Kökeni: Farsça servān

  1. [isim] Bakınız macera
    • "Ben serüvenlere kul olmayacağım, serüvenler bana kul olacak." (Attilâ İlhan)
ESERMEK

  1. [-i, ağızlardan] Bakınız bakmak
SERENAT

Kelime Kökeni: Fransızca sérénade

  1. [isim, müzik] Sesli olarak söylenen veya müzik aracılığıyla çalınan serbest biçimli müzik parçası
  2. Geceleyin, açık havada sevgi duyulan biri için bir müzik aracıyla verilen küçük konser
BAŞESER

Kelime Kökeni: Türkçe baş + Arapça es̱er

  1. [isim] Bakınız şaheser
    • "Yazacaktı, mutlaka yazacaktı: yeni bir başeser." (Selim İleri)
SERETAN

Kelime Kökeni: Arapça sereṭān

  1. [isim, eskimiş, hayvan bilimi] Bakınız yengeç
SERİLİŞ

  1. [isim] Serilmek işi
SERİLME

  1. [isim] Serilmek işi
SERTLİK

  1. [isim] Sert, katı olma durumu; berklik
    • "Derinin altında bir sertlik hissettim."
  2. [mecaz] Sert, kırıcı, katı davranış; şiddet, huşunet
    • "Bir zamanlar, sertliğinden, karşında nefes alamazdık." (Necip Fazıl Kısakürek)
  3. [jeoloji] Minerallerin çizilmeye karşı gösterdikleri direnç
  4. [dil bilgisi] Bakınız tonsuzluk
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü