İçinde ser olan 6 harfli 29 kelime var. İçerisinde SER bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ser olan kelimeler listesine ya da sonu ser ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ser Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
SER
2 Harfli Kelimeler
ER, ES, RE, SE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MİKSER
-
Kelime Kökeni: İngilizce mixer
-
[isim, teknik]
Bakınız çırpıcı
-
Bakınız betonkarar
-
İki veya daha çok giriş kanalı bulunan, bu kanallara girilen ses sinyallerini karıştırarak tek sinyal olarak çıkış veren ses kayıt cihazı
- "Ben ise bir anda kendimi Şişli’deki bir apartman dairesinde kayıt mikserinin önünde buluveriyorum."
-
Çeşitli kaynaklardan gelen görüntü, resim, alt yazı gibi girdilerin arka arkaya, eş zamanlı, kurgulu olarak kaydının yapılmasını veya gösterilmesini sağlamak için kullanılan cihaz
- "Montaj yaptığım iyi bir mikserim var."
-
[mecaz]
Ortalığı karıştıran kimse
-
[isim, teknik]
Bakınız çırpıcı
- EKSERİ
-
Kelime Kökeni: Arapça eks̱erī
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız genellikle
- "Ekseri kocaya varmamış kızlarda olduğu gibi Gülsen'de de tatsız bir bedbahtlık vardır."
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız genellikle
- SERTAP
-
Kelime Kökeni: Farsça ser + tāb
-
[isim]
Mıklebin açıkta duran kısmı
-
[isim]
Mıklebin açıkta duran kısmı
- KONSER
-
Kelime Kökeni: Fransızca concert
-
[isim, müzik]
Sanatçıların müzik eserlerini bir topluluk önünde çalması veya söylemesi
-
[mecaz]
Sürekli gürültü
- "Salim yalnız böcek ve kurbağa konserinin durmadan çınlattığı korunun güzelliğini, uzakta gerilmiş mavi bir kanat gibi sakin denizi gözleriyle içiyordu."
-
[isim, müzik]
Sanatçıların müzik eserlerini bir topluluk önünde çalması veya söylemesi
- SERTÇE
-
-
[zarf]
Sert bir biçimde
- "Elimi omzuna koyuyorum. İrkiliyor, sertçe çeviriyor bakışını."
-
[zarf]
Sert bir biçimde
- KEVSER
-
Kelime Kökeni: Arapça kevs̱er
-
[isim, din bilimi]
Cennette bulunduğuna inanılan kutsal ırmak, havuz veya çeşme
-
[isim, din bilimi]
Cennette bulunduğuna inanılan kutsal ırmak, havuz veya çeşme
- SERPME
-
-
[isim]
Serpmek işi
-
[sıfat]
Serpilmiş durumda olan
- "Serpme benli."
-
[denizcilik]
Koni biçiminde, ucuna bir sıra kurşun dizilmiş balık ağı; saçma, serpme ağ, tepeden inme
- "Derenin oturduğumuz yerinden görünmeyen bir tarafında, serpmeyle derede avlanan bir adamın zaman zaman ağını derenin durgun sularına attığı işitiliyordu."
-
[isim]
Serpmek işi
- SERPİŞ
-
-
[isim]
Serpmek işi
-
[isim]
Serpmek işi
- SERAPA
-
Kelime Kökeni: Farsça serāpā
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız baştan başa
- "İniverdik uyumuşların önüne karadan gemilerle / Kesildiler serapa nur, serapa hayret"
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız baştan başa
- SERÇİN
-
Kelime Kökeni: Farsça serçīn
-
[isim, eskimiş]
Mekiğin parçalarından her biri
-
[sıfat]
Seçme, seçkin olan
-
[isim, eskimiş]
Mekiğin parçalarından her biri
- SERACI
-
-
[isim]
Sera yapan kişi
-
Serada turfanda sebze ve çiçek yetiştirip satan kimse
-
[isim]
Sera yapan kişi
- SERDAR
-
Kelime Kökeni: Farsça serdār
-
[isim, eskimiş]
Bakınız başkomutan
- "Bu selvi ormanının içinde nice vezirler, serdarlar, kazaskerler metfundur."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız başkomutan
- SERMEK
-
-
[-e, -i]
Kurutmak için asmak
- "Kar gibi çamaşırları serip eve döndü."
-
Göstermek amacıyla asmak veya yaymak
- "Çeyiz sermek."
-
Düz bir yere yaymak
- "Üzüm sermek. Bulgur sermek."
-
Açarak yaymak veya döşemek
- "Çerçeveli çerçevesiz bir sürü fotoğraf çıkarıp masanın üzerine serdi."
-
Boylu boyunca yere yatırmak, düşürmek veya hırpalamak
- "Onun için bir an önce leşlerini köpek leşi gibi İstanbul'un çamurlu kaldırımlarına sermek zamanı gelmişti."
-
[mecaz]
Boşlamak, savsaklamak
-
[-e, -i]
Kurutmak için asmak
- SERYUM
-
Kelime Kökeni: Fransızca cérium
-
[isim, kimya]
Atom numarası 58, atom ağırlığı 140,1, yoğunluğu 6,7 olan, 810 °C'de eriyen, birleşme değeri bazı birleşiklerde 3, bazılarında 4 olan, gümüş parlaklığında, akkor temeline dayanan lambaların yapımında kullanılan bir element (simgesi Ce)
- "Minerolojiye ilgi duydu, çok sayıda minerali analizledi ve bu sırada seryum elementini buldu."
-
[isim, kimya]
Atom numarası 58, atom ağırlığı 140,1, yoğunluğu 6,7 olan, 810 °C'de eriyen, birleşme değeri bazı birleşiklerde 3, bazılarında 4 olan, gümüş parlaklığında, akkor temeline dayanan lambaların yapımında kullanılan bir element (simgesi Ce)
- SERPUŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça serpūş
-
[isim, eskimiş]
Bakınız başlık
-
[isim, eskimiş]
Bakınız başlık
- SERBAZ
-
Kelime Kökeni: Farsça serbāz
-
[sıfat, eskimiş]
Yürekli, yiğit, korkusuz (kimse)
-
[sıfat, eskimiş]
Yürekli, yiğit, korkusuz (kimse)
- SERKEŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça serkeş
-
[sıfat]
Kafa tutan, başkaldıran
- "Ün salmış nice serkeş efeleri kendime bent etmiş, nice açları doyurmuş, nice çıplakları giydirmiş."
-
[sıfat]
Kafa tutan, başkaldıran
- KANSER
-
Kelime Kökeni: Fransızca cancer
-
[isim, tıp]
Bir organ veya dokudaki hücrelerin kontrolsüz olarak bölünüp çoğalmasına bağlı olarak yakın dokulara yayılmasıyla veya uzak dokulara sıçramasıyla beliren hastalık; amansız hastalık, incitmebeni, dokunmabana
- "Doktorlar, kendisinde ilerlemiş bir kanser bulmuşlardır."
-
[isim, tıp]
Bir organ veya dokudaki hücrelerin kontrolsüz olarak bölünüp çoğalmasına bağlı olarak yakın dokulara yayılmasıyla veya uzak dokulara sıçramasıyla beliren hastalık; amansız hastalık, incitmebeni, dokunmabana
- KAYSER
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳayṣar
-
[isim, tarih]
Roma ve Bizans imparatorlarına verilen san
-
[isim, tarih]
Roma ve Bizans imparatorlarına verilen san
- SERGEN
-