İçinde ser olan 6 harfli 29 kelime var. İçerisinde SER bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ser olan kelimeler listesine ya da sonu ser ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ser Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E R S

3 Harfli Kelimeler

SER

2 Harfli Kelimeler

ER, ES, RE, SE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MİKSER

Kelime Kökeni: İngilizce mixer

  1. [isim, teknik] Bakınız çırpıcı
  2. Bakınız betonkarar
  3. İki veya daha çok giriş kanalı bulunan, bu kanallara girilen ses sinyallerini karıştırarak tek sinyal olarak çıkış veren ses kayıt cihazı
    • "Ben ise bir anda kendimi Şişli’deki bir apartman dairesinde kayıt mikserinin önünde buluveriyorum." (Deniz Durukan)
  4. Çeşitli kaynaklardan gelen görüntü, resim, alt yazı gibi girdilerin arka arkaya, eş zamanlı, kurgulu olarak kaydının yapılmasını veya gösterilmesini sağlamak için kullanılan cihaz
    • "Montaj yaptığım iyi bir mikserim var." (Esmeray Karataş)
  5. [mecaz] Ortalığı karıştıran kimse
EKSERİ

Kelime Kökeni: Arapça eks̱erī

  1. [zarf, eskimiş] Bakınız genellikle
    • "Ekseri kocaya varmamış kızlarda olduğu gibi Gülsen'de de tatsız bir bedbahtlık vardır." (Reşat Nuri Güntekin)
SERTAP

Kelime Kökeni: Farsça ser + tāb

  1. [isim] Mıklebin açıkta duran kısmı
KONSER

Kelime Kökeni: Fransızca concert

  1. [isim, müzik] Sanatçıların müzik eserlerini bir topluluk önünde çalması veya söylemesi
  2. [mecaz] Sürekli gürültü
    • "Salim yalnız böcek ve kurbağa konserinin durmadan çınlattığı korunun güzelliğini, uzakta gerilmiş mavi bir kanat gibi sakin denizi gözleriyle içiyordu." (Halide Edip Adıvar)
SERTÇE

  1. [zarf] Sert bir biçimde
    • "Elimi omzuna koyuyorum. İrkiliyor, sertçe çeviriyor bakışını." (Erhan Bener)
KEVSER

Kelime Kökeni: Arapça kevs̱er

  1. [isim, din bilimi] Cennette bulunduğuna inanılan kutsal ırmak, havuz veya çeşme
SERPME

  1. [isim] Serpmek işi
  2. [sıfat] Serpilmiş durumda olan
    • "Serpme benli."
  3. [denizcilik] Koni biçiminde, ucuna bir sıra kurşun dizilmiş balık ağı; saçma, serpme ağ, tepeden inme
    • "Derenin oturduğumuz yerinden görünmeyen bir tarafında, serpmeyle derede avlanan bir adamın zaman zaman ağını derenin durgun sularına attığı işitiliyordu." (Memduh Şevket Esendal)
SERPİŞ

  1. [isim] Serpmek işi
SERAPA

Kelime Kökeni: Farsça serāpā

  1. [zarf, eskimiş] Bakınız baştan başa
    • "İniverdik uyumuşların önüne karadan gemilerle / Kesildiler serapa nur, serapa hayret" (Fazıl Hüsnü Dağlarca)
SERÇİN

Kelime Kökeni: Farsça serçīn

  1. [isim, eskimiş] Mekiğin parçalarından her biri
  2. [sıfat] Seçme, seçkin olan
SERACI

  1. [isim] Sera yapan kişi
  2. Serada turfanda sebze ve çiçek yetiştirip satan kimse
SERDAR

Kelime Kökeni: Farsça serdār

  1. [isim, eskimiş] Bakınız başkomutan
    • "Bu selvi ormanının içinde nice vezirler, serdarlar, kazaskerler metfundur." (Sermet Muhtar Alus)
SERMEK

  1. [-e, -i] Kurutmak için asmak
    • "Kar gibi çamaşırları serip eve döndü." (Oktay Rifat)
  2. Göstermek amacıyla asmak veya yaymak
    • "Çeyiz sermek."
  3. Düz bir yere yaymak
    • "Üzüm sermek. Bulgur sermek."
  4. Açarak yaymak veya döşemek
    • "Çerçeveli çerçevesiz bir sürü fotoğraf çıkarıp masanın üzerine serdi." (Aka Gündüz)
  5. Boylu boyunca yere yatırmak, düşürmek veya hırpalamak
    • "Onun için bir an önce leşlerini köpek leşi gibi İstanbul'un çamurlu kaldırımlarına sermek zamanı gelmişti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  6. [mecaz] Boşlamak, savsaklamak
SERYUM

Kelime Kökeni: Fransızca cérium

  1. [isim, kimya] Atom numarası 58, atom ağırlığı 140,1, yoğunluğu 6,7 olan, 810 °C'de eriyen, birleşme değeri bazı birleşiklerde 3, bazılarında 4 olan, gümüş parlaklığında, akkor temeline dayanan lambaların yapımında kullanılan bir element (simgesi Ce)
    • "Minerolojiye ilgi duydu, çok sayıda minerali analizledi ve bu sırada seryum elementini buldu." (Emre Dölen)
SERPUŞ

Kelime Kökeni: Farsça serpūş

  1. [isim, eskimiş] Bakınız başlık
SERBAZ

Kelime Kökeni: Farsça serbāz

  1. [sıfat, eskimiş] Yürekli, yiğit, korkusuz (kimse)
SERKEŞ

Kelime Kökeni: Farsça serkeş

  1. [sıfat] Kafa tutan, başkaldıran
    • "Ün salmış nice serkeş efeleri kendime bent etmiş, nice açları doyurmuş, nice çıplakları giydirmiş." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
KANSER

Kelime Kökeni: Fransızca cancer

  1. [isim, tıp] Bir organ veya dokudaki hücrelerin kontrolsüz olarak bölünüp çoğalmasına bağlı olarak yakın dokulara yayılmasıyla veya uzak dokulara sıçramasıyla beliren hastalık; amansız hastalık, incitmebeni, dokunmabana
    • "Doktorlar, kendisinde ilerlemiş bir kanser bulmuşlardır." (Falih Rıfkı Atay)
KAYSER

Kelime Kökeni: Arapça ḳayṣar

  1. [isim, tarih] Roma ve Bizans imparatorlarına verilen san
SERGEN

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız raf
  2. Bakınız vitrin
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü