İçinde ser olan 5 harfli 16 kelime var. İçerisinde SER bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ser olan kelimeler listesine ya da sonu ser ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ser Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E R S

3 Harfli Kelimeler

SER

2 Harfli Kelimeler

ER, ES, RE, SE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÜSERA

Kelime Kökeni: Arapça userā

  1. [isim, eskimiş] Esirler, köleler
    • "Bulgarlara esir düşüp fedakâr emirberi Hasan Çavuşun marifetiyle üsera karargâhından firar edişi." (Haldun Taner)
EKSER

  1. [isim, ağızlardan] Büyük çivi
ÜLSER

Kelime Kökeni: Fransızca ulcère

  1. [isim] Bakınız yara
  2. [tıp] Sindirim organlarında ve özellikle mide ile onikiparmak bağırsağında görülen yara; karha
    • "Bir süre, mide ülseri tanısıyla sayrılık geçirdi." (Cahit Külebi)
SERGİ

  1. [isim] Alıcının görmesi, seçmesi için dizilmiş şeylerin tümü ve bu nesnelerin serildiği yer
    • "Bir karpuz sergisi açabilmek için projeler yapmakta idi." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Halkın gezip görmesi, tanıması için uygun biçimde yerleştirilmiş ürünlerin, sanat eserlerinin tümü
    • "Resim, heykel, seramik, el işleri sergisi ne olursa gidiyorum." (Haldun Taner)
  3. Bir yerin, bir ülkenin veya çeşitli ülkelerin kendine özgü tarım, sanayi vb. ürünlerini tanıtmak için bunların uygun bir biçimde gösterildiği yer
  4. Bakınız işporta
  5. [ağızlardan] Yaygı, kilim
KESER

  1. [isim] Tahta, ağaç yontmaya ve çivi çakmaya yarayan, kısa saplı, bir yanı keskin ağızlı çelik araç; kerki
    • "Kadınlar kucaklarından bebeklerini atıp ellerine keserleri aldılar." (Lâtife Tekin)
SERAK

Kelime Kökeni: Fransızca sérac

  1. [isim, coğrafya] Buzullar üzerindeki derin ve enlemesine çatlaklar
SEREN

  1. [isim, denizcilik] Yelkenli gemilerde üzerine dört köşe yelken açmak ve işaret kaldırmak için direğe yatay olarak bağlanan gönder
  2. [mimarlık] Konut kapılarında menteşe ve kilidin takıldığı düşey konumdaki kalın parça
SERAP

Kelime Kökeni: Farsça serāb

  1. [isim] Atmosferde ışık ışınlarının kırılmasından doğan ve çöllerde kolaylıkla gözlemi yapılabilen göz yanılması, uzaktaki bir cisme bakarken sanki bir su yüzeyinden yansıyormuş gibi cisimle birlikte ters görüntünün oluşumu; ılgım, yalgın, pusarık
    • "Bu kitapların haricinde herhangi bir menfaat ummak, seraptan su ummak gibi olur." (Necip Fazıl Kısakürek)
SERUM

Kelime Kökeni: Fransızca sérum

  1. [isim, tıp] Pıhtılaşma sonunda kandan ayrılan sıvı bölüm
  2. Mikroplu bir hastalığa veya zehirli bir maddeye karşı aşılanmış bir hayvanın özellikle atın kanından elde edilen sıvı madde
    • "Kuş palazı serumu."
  3. Hücre yenilenmesini hızlandıran, deriyi besleyen, su kaybını, cildin solunumunu ve doğal savunmasını kuvvetlendiren sıvı
    • "Yarası çok pis, herhâlde bir serum yapmak lazım." (Nâzım Hikmet)
SERME

  1. [isim] Sermek işi
  2. [ağızlardan] Bakınız sac ekmeği
SERİK

  1. [isim] Antalya iline bağlı ilçelerden biri
SERİM

  1. [isim] Sermek işi
  2. [edebiyat] Oyun, roman, hikâye, masal vb. anlatı türlerinde kişilerin ve çevrenin tanıtıldığı, konunun, olayın anlatılmaya başlandığı bölüm
SERİN

  1. [sıfat] Az soğuk, ılık ile soğuk arası
    • "Kuşluk vaktinin sıcağına rağmen bina loş ve serin." (Refik Halit Karay)
  2. Hoşa giden, hafif bir soğukluk veren
SERİŞ

  1. [isim] Sermek işi
SERÇE

  1. [isim, hayvan bilimi] Serçegillerden, insanlara yakın yerlerde yaşayan, kışın göçmeyen, koyu boz renkli, ötücü küçük bir kuş (Passer domesticus)
SERVİ

Kelime Kökeni: Farsça serv

  1. [isim, bitki bilimi] Servigillerden, Akdeniz Bölgesi'nde çok yetişen, kışın yapraklarını dökmeyen, 25 metre boyunda, ince, uzun, piramit biçiminde, çok koyu yeşil yapraklı bir ağaç; andız, selvi, servi ağacı (Cupressus sempenvirens)
    • "Ay ışığının, yüksek servileri ince ince gümüşlediği bir şato korusundaymışlar." (Attilâ İlhan)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü