İçinde sav olan 8 harfli 22 kelime var. İçerisinde SAV bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında sav olan kelimeler listesine ya da sonu sav ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Sav Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A S V
3 Harfli Kelimeler
SAV
2 Harfli Kelimeler
AS, AV
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SAVLAMAK
-
-
[-i]
İddia etmek
- "Nasıl eleştirmen yazarın kişisel yaşamını bildiğini iddia ediyorsa romancı da falancanınkini bildiğini savlayacak."
-
[-i]
İddia etmek
- MUSAVVER
-
Kelime Kökeni: Arapça muṣavver
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız resimli
-
Zihinde tasarlanmış, düşünülmüş olan
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız resimli
- SAVILMAK
-
-
[nesnesiz]
Savma işine konu olmak; tardedilmek, tardolunmak
- "En sonunda kaza savıldı."
-
[nesnesiz]
Savma işine konu olmak; tardedilmek, tardolunmak
- SAVURMAK
-
-
[-i]
Havaya atıp dağıtmak
- "İşçiler buğdayı savurmakta ve taneyi samandan ayırmaktadır."
-
Rüzgâr, şiddetle eserek bir yeri, bir şeyi altüst etmek, havaya kaldırmak
-
Kaldırıp atmak; fırlatmak
- "Adam birden silkinip beni yavaşça yana savurdu."
-
[nesnesiz]
Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak
- "Kılıç savurmak. Değnek savurmak."
-
Bir sıvının havalanmasını sağlamak, kaynayan sıvının taşmasını önlemek veya sıvıyı soğutmak amacıyla bir kaptan veya yerden alıp yine kendi kabına veya yerine dökmek
- "Sarnıcın suyunu savurmak."
-
Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak
- "Ayaklarını boşluğa savururken küçük dolap gürültüyle yıkıldı."
-
[nesnesiz]
Yalan, küfür vb. söylemek
- "Onun bütün çapkınlığı Solmaz'a yoldan geçerken savurduğu birkaç kelimeden ibaretti."
-
[mecaz]
Boşuna ve çok miktarda harcamak; israf etmek
- "Paraları savurmak."
-
[-i]
Havaya atıp dağıtmak
- SAVUNUCU
-
-
[isim]
Bir şeyi savunan kimse; müdafi
- "Bu türlü hak savunucularının türlüsüyle karşılaştım hayatımda."
-
[spor]
Bakınız savunma oyuncusu
-
[hukuk]
Bakınız avukat
- "Yargı görevinde de savunucular birbirlerinin, yargıç savunucunun, savunucu yargıcın yanlışını ortaya çıkartır."
-
[isim]
Bir şeyi savunan kimse; müdafi
- SAVURTUŞ
-
-
[isim]
Savurtmak işi
- "Omuzlarına dalga dalga inen bal sarısı saçlarını, başının bir hareketiyle şöyle geriye savurtuşu unutulur gibi miydi?"
-
[isim]
Savurtmak işi
- SAVDIRMA
-
-
[isim]
Savdırmak işi
-
[isim]
Savdırmak işi
- SAVUŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Bulunduğu yerden aceleyle, gizlice veya dikkati çekmeden ayrılmak
- "Valinin yerini öğrendiği gibi savuştu Bayram, İlyas'ı peşine takıp."
-
Hastalık veya başka kötü bir durum geçmek, iyileşmek
-
Bakınız ekmek (II)
-
[nesnesiz]
Bulunduğu yerden aceleyle, gizlice veya dikkati çekmeden ayrılmak
- SAVRULMA
-
-
[isim]
Savrulmak işi
- "Savrulma hareketini pek ciddi tutmuş olacaktı ki beli kütürdedi ve acıdı."
-
[isim]
Savrulmak işi
- TASAVVUF
-
Kelime Kökeni: Arapça taṣavvuf
-
[isim, felsefe]
Tanrı'nın niteliğini ve evrenin oluşumunu varlık birliği anlayışıyla açıklayan dinî ve felsefi akım
- "Bu dil derindir ve birçok tasavvuf deyimleri ile zengindir de!"
-
[din bilimi]
Kur'an'da önerilen ve peygamberin hayatında uygulamaları görülen hayat tarzını yaşama gayreti; İslam gizemciliği
-
[isim, felsefe]
Tanrı'nın niteliğini ve evrenin oluşumunu varlık birliği anlayışıyla açıklayan dinî ve felsefi akım
- SAVURTMA
-
-
[isim]
Savurtmak işi
-
[isim]
Savurtmak işi
- TASAVVUR
-
Kelime Kökeni: Arapça taṣavvur
-
[isim]
Göz önüne getirme, hayal etme, zihinde canlandırma
-
Bakınız tasarım
-
Düşünce, amaç, niyet, maksat
- "İdeolojiler, bir tasavvurlar bütünüdür ama bu tasavvurların çok defa şuurla bir alakası yoktur."
-
[isim]
Göz önüne getirme, hayal etme, zihinde canlandırma
- SAVRUNTU
-
-
[isim]
Savrulurken dökülen kırıntı
-
[isim]
Savrulurken dökülen kırıntı
- SAVUNMAK
-
-
[-i]
Herhangi bir saldırıya karşı koymak, birini veya bir yeri saldırıya karşı korumak; müdafaa etmek
-
Hareket veya düşünceyi söz ve yazı ile doğru, haklı göstermeye çalışmak
-
Yapılan bir suçlamaya veya ithama karşı kendini haklı gösterecek sebepler ileri sürmek
-
Bir kişiyi desteklemek, ona arka çıkmak
-
[spor]
Futbolda bir takım kendi kalesini korumak için oyun süresince çaba göstermek
-
[-i]
Herhangi bir saldırıya karşı koymak, birini veya bir yeri saldırıya karşı korumak; müdafaa etmek
- SAVCILIK
-
-
[isim]
Savcı olma durumu; müddeiumumilik
-
Savcının görevi
-
Savcının makamı
-
Savcının görev yaptığı bina
- "Genç, temiz, pak kadın nöbetçinin tarifi üzerine savcılığın önüne kadar geldi."
-
[isim]
Savcı olma durumu; müddeiumumilik
- SAVAŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le, askerlik]
İki ve daha çok devlet silahlı mücadele etmek; cenkleşmek, muharebe etmek
- "Bu acımasız dünyada artık acımasızca savaşacaklardı."
-
[mecaz]
Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla mücadeleye girişmek
- "İkiyüzlülere, suretihaktan görünen sahte dindarlara karşı bütün gücümle savaşacağım."
-
[mecaz]
Bir şeyi elde etmek için çaba sarf etmek
-
[mecaz]
Bir güçlüğü yenmek için direnmek
-
[mecaz]
Bir davayı savunmak ve yaymak için gayret göstermek
-
[mecaz]
Bir düşünce veya görüşe şiddetle karşı koymak
-
[nesnesiz, -le, askerlik]
İki ve daha çok devlet silahlı mücadele etmek; cenkleşmek, muharebe etmek
- SAVAŞKAN
-
-
[sıfat]
Bakınız savaşçı
-
[sıfat]
Bakınız savaşçı
- SAVRULUŞ
-
-
[isim]
Savrulmak işi
-
[isim]
Savrulmak işi
- SAVULMAK
-
-
[nesnesiz]
Bir şeyden çekinerek bulunduğu yerden uzaklaşmak
-
[nesnesiz]
Bir şeyden çekinerek bulunduğu yerden uzaklaşmak
- SAVURGAN
-
-
[sıfat]
Bakınız tutumsuz
-
[sıfat]
Bakınız tutumsuz