İçinde s olan 6 harfli 1363 kelime var. İçerisinde S harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında s harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu s harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AVANOS
- ...
- GASSAL
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Ölü yıkayıcı
-
[isim]
Ölü yıkayıcı
- ISTIFA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Ayıklanma
-
[isim]
Ayıklanma
- MASARA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Küçük, dar yer veya hücre
- "Adına masara denen ayakyolu gibi taş bir hücreye yatırmışlar." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Küçük, dar yer veya hücre
- SAYDAM
-
-
[sıfat]
İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan (cisim), şeffaf
- "Atlet vücudunu bütünüyle gösteren, saydam bir sabahlık giymişti." (Atilla İlhan)
-
[isim]
Üzerindeki resim ve şekilleri beyaz bir zemin üzerine yansıtmak amacıyla tepegöz ve projeksiyona konan şeffaf, ışığı geçiren kâğıt veya madde, slayt
-
[isim]
Diyapozitif
-
[isim]
Asetat
-
Açık seçik, belirgin
- "Karmaşık gibi gözüken sorun son günlerde saydam bir görünüş kazandı."
-
[sıfat]
İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan (cisim), şeffaf
- SERYUM
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Atom numarası 58, atom ağırlığı 140,1, yoğunluğu 6,7 olan, 810 °C'de eriyen, birleşme değeri bazı birleşiklerde 3, bazılarında 4 olan, gümüş parlaklığında, akkor temeline dayanan lambaların yapımında kullanılan bir element (simgesi Ce)
-
[isim]
Atom numarası 58, atom ağırlığı 140,1, yoğunluğu 6,7 olan, 810 °C'de eriyen, birleşme değeri bazı birleşiklerde 3, bazılarında 4 olan, gümüş parlaklığında, akkor temeline dayanan lambaların yapımında kullanılan bir element (simgesi Ce)
- SÜVMEK
- ...
- SUYOLU
-
-
[isim]
Sutaşı
-
[isim]
Sutaşı
- ÜSTSÜZ
-
-
[sıfat]
Belden üst kısmında giysi olmayan
-
[sıfat]
Belden üst kısmında giysi olmayan
- YAĞSIZ
-
-
[sıfat]
Yağı olmayan
-
Yağı az
-
İçine yağ konulmamış, yağ ile yapılmamış
-
İnce, zayıf
-
[sıfat]
Yağı olmayan
- BASMAK
-
-
[-e]
Vücudun ağırlığını verecek biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak
- "Bastığın yerlerde güller açtı, sarıldı ayaklarına." (Cahit Külebi)
- "Yastık koşusunu kazanan tayın, biraz idman edilirse çok atları basıp geçeceğini konuşuyorlardı." (Memduh Şevket Esendal)
-
Küçük çocuklar ayakta durabilmek
-
Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek
- "Motor çalıştıktan sonra debriyaja basarsınız." (Halide Edip Adıvar)
-
[-i]
Sıkıştırarak yerleştirmek
- "Peyniri küpe basmak."
-
[-i]
Bası işi yapmak, tabetmek
-
[-i]
Örtmek, bürümek, kaplamak
- "Yollarını ot basmış, çamları yükselip saçaklarına el atmış olan bu büyük köşk." (Memduh Şevket Esendal)
-
[-i]
Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb. bir araçla iz yapmak
- "Şuraya başparmağını bas dediler, ben de bastım." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[-i]
Baskın yapmak
- "Ölen kızın intikamını almak için köyü basıp yakmış." (Etem İzzet Benice)
-
[nsz]
Bazı adlarla sertlik, aşırılık anlamlarında yardımcı fiil olarak kullanılır
- "Bir kahkaha basarak merdivenleri inmeye başladım." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Bir kimse bir yaşa girmek
- "On dokuz yaşına yeni basmış, ürkek ve utangaç bir kızdım." (Azra Erhat)
-
[-i]
Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek
- "Şehri akşamüstü sis basmıştı." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[-i]
Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek
- "Pompa bozulmuş, suyu basmıyor. Otomobilin lastiğine hava basmak."
-
[nsz]
Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak
-
[-i]
Uygunsuz vaziyette yakalamak
-
[nsz]
Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak
- "Yüreğinin acısını duyuyordu. Sıkıntı basmış, terlemeye başlamıştı. İzin istedi." (Yusuf Ziya Bahadınlı)
-
[-e]
Vücudun ağırlığını verecek biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak
- DİSKUR
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Söylev, nutuk
- "Adayın etnoloji kürsüsüne layık olmadığına dair bir diskur geçer." (Haldun Taner)
-
[isim]
Söylev, nutuk
- KARASU
-
-
[isim]
Çoğunlukla gözün iç basıncının çoğalmasıyla kendini gösteren, körlüğe sebep olabilen bir göz hastalığı, glokom
-
[isim]
Çoğunlukla gözün iç basıncının çoğalmasıyla kendini gösteren, körlüğe sebep olabilen bir göz hastalığı, glokom
- KÖKSÜZ
-
-
[sıfat]
Kökü olmayan
-
Temeli, dayanağı veya aslı olmayan
- "Açık seçik bilgilere dayanmayan bir memleket sevgisinin ne kadar köksüz, ne kadar verimsiz olduğunu acı acı düşündüm." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)
-
[sıfat]
Kökü olmayan
- KORSAJ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Küçük, kısa korse
- "İnce belini önden bağcıklarla bağlanmış bir korsaj sıkmıştı." (Nazlı Eray)
-
[isim]
Küçük, kısa korse
- SAMSUN
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Savaşta kullanılan köpek
-
[isim]
Savaşta kullanılan köpek
- SENEYE
-
-
[zarf]
Gelecek sene
-
[zarf]
Gelecek sene
- SİESTA
- ...
- SİYASA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Politika
- "Güdümlü siyasanın kurbanı olmuş kimi değerli yazarların ivecen yargısı rol oynamıştır." (Selim İleri)
-
[isim]
Politika
- SAFARİ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Afrika'nın doğusunda toplu olarak yapılan vahşi hayvan avı
-
Toplu olarak ava çıkma
-
Katılımcıların vahşi hayatı yerinde görmelerini sağlayan turistik gezi
-
Genellikle ketenden yapılan kısa pantolon, büyük cepli uzun ceket ve geniş kenarlı mantar şapkadan oluşan av kıyafeti
-
[isim]
Afrika'nın doğusunda toplu olarak yapılan vahşi hayvan avı