İçinde s olan 5 harfli 1130 kelime var. İçerisinde S harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında s harfi olan kelimeler listesine ya da sonu s harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- NADAS
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Tarlayı sürüp herhangi bir şey ekmeden dinlenmeye bırakma
- "Uçsuz bucaksız uzayan kır / Kimi yerde nadas, kimi anız"
-
[isim]
Tarlayı sürüp herhangi bir şey ekmeden dinlenmeye bırakma
- SEVİR
-
Kelime Kökeni: Arapça s̱evr
-
[isim, eskimiş, gök bilimi]
Bakınız Boğa Burcu
-
[isim, eskimiş, gök bilimi]
Bakınız Boğa Burcu
- SANCI
-
-
[isim]
İç organlarda batar veya saplanır gibi hissedilen, nöbetlerle azalıp çoğalan ağrı; buru, buruntu
- "Hissettiği sancılar o kadar güçlüydü ki acıdan gözleri kararmış, dizlerinin bağı çözülmüştü."
-
[isim]
İç organlarda batar veya saplanır gibi hissedilen, nöbetlerle azalıp çoğalan ağrı; buru, buruntu
- SUSTA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca sosta
-
[isim]
Köpeğin arka ayakları üzerinde durması
-
[isim]
Köpeğin arka ayakları üzerinde durması
- TAKSİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca taxi
-
[isim]
Belirli bir ücret karşılığı yolcu taşıyan, taksimetresi olan otomobil
- "Taksi bir karışıklığın çıktığını görünce hemen gazlayıp uzaklaştı."
-
Bir hava taşıtının park noktasından pist başına kadar kendi motor gücünü kullanarak yerde hareket etmesi
-
[isim]
Belirli bir ücret karşılığı yolcu taşıyan, taksimetresi olan otomobil
- SIÇMA
-
-
[isim]
Sıçmak işi
-
[isim]
Sıçmak işi
- SAİKA
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣāʿiḳa
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yıldırım
- "Öteden saikalar parçalıyor afakı!"
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yıldırım
- USSAL
-
-
[sıfat]
Bakınız akli
- "O da kendi içinde tutarlı bir yapıdır, ama deneysel, ussal bir yapı değildir."
-
[sıfat]
Bakınız akli
- SALYA
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Ağızdan sızan tükürük
- "Onlar muhayyileyi kırbaçlayan, dudaklardan salya sızdıran feci vakalar arıyordular."
-
[isim]
Ağızdan sızan tükürük
- TASMA
-
-
[isim]
Bazı hayvanların boynuna takılan, bu hayvanları bir yere bağlamaya, çekip götürmeye yarayan kemer biçiminde bağ
- "Bir adam yanaştı, tasmasından tuttuğu güzel bir koyunu gösterdi."
-
Nalın ve terliğin ayağı tutan üstteki meşin bölümü
-
[isim]
Bazı hayvanların boynuna takılan, bu hayvanları bir yere bağlamaya, çekip götürmeye yarayan kemer biçiminde bağ
- MECUS
-
Kelime Kökeni: Arapça mecūs
-
[isim, din bilimi]
Ateşe tapanların bağlı oldukları din
-
[isim, din bilimi]
Ateşe tapanların bağlı oldukları din
- SATMA
-
-
[isim]
Satmak işi
- "Bir kitabın çok satmasında o kitabı aklayıcı nedenler pek özel durumlara bağlıdır."
-
[isim]
Satmak işi
- SÖVGÜ
-
-
[isim]
Bakınız küfür
- "Başyapıtları arasında sayılan 'Budala', yaşadığı döneme, çevresindekilere, toplumun aydınlar katına sövgüsünden başka nedir ki?"
-
[isim]
Bakınız küfür
- SUCUL
-
-
[sıfat]
Suyu seven, suya düşkün
-
Suyu emen; hidrofil, hidrofilik
-
[sıfat]
Suyu seven, suya düşkün
- HİSÇE
-
-
[zarf]
His bakımından
- "Şemsi, o güne kadar hiçbir kadınla âşıktaşlık etmemiş, gençlik utanması yırtılmamış, aşka karşı daima yabancı kalmaya uğraşmış, bu yolda hisçe pek acemi bir çocuktu."
-
[zarf]
His bakımından
- RÜSUM
-
Kelime Kökeni: Arapça rusūm
-
[isim, eskimiş]
Vergiler
-
[isim, eskimiş]
Vergiler
- SANRI
-
-
[isim, ruh bilimi]
Uyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı ancak gerçekte olmayan olguları algılaması, yaşaması; varsanı, birsam, halüsinasyon
- "Olmaz, gerçek olamaz bu yaşadığımız, ya sanrı ya sanrıya çok yakın bir şey."
-
[isim, ruh bilimi]
Uyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı ancak gerçekte olmayan olguları algılaması, yaşaması; varsanı, birsam, halüsinasyon
- SALÇA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca salsa
-
[isim]
Yemeklere lezzet ve renk katmak için konulan, tuzla terbiye edilmiş domates veya biber ezmesi
- "Bıraktım artık salçayı da, yemekte kırmızıbiberle renklendirilmiş su bulsam bayram edeceğim salça diye!"
-
Domates, baharat vb. şeylerle yapılan, çoğunlukla et yemeklerine katılan sos
-
[isim]
Yemeklere lezzet ve renk katmak için konulan, tuzla terbiye edilmiş domates veya biber ezmesi
- SİMYA
-
Kelime Kökeni: Arapça sīmiyā
-
[isim]
Bakınız alşimi
-
[isim]
Bakınız alşimi
- SİFON
-
Kelime Kökeni: Fransızca siphon
-
[isim]
Bir sıvıyı bir kaptan başka bir kaba aktarmaya yarayan, değişik uzunlukta iki kolu olan bükülmüş boru
-
Şose, demir yolu vb. yapıların altından bir akarsuyu geçirmek için yapılan boru biçiminde kanal
-
Pis su tesisatındaki kokuların yapıya yayılmasını önleyen araç
-
Hızla fışkırtılan su yardımıyla pis su ile dışkıları atık su tesisatına akıtan düzenek
-
[isim]
Bir sıvıyı bir kaptan başka bir kaba aktarmaya yarayan, değişik uzunlukta iki kolu olan bükülmüş boru