İçinde s olan 3 harfli 89 kelime var. İçerisinde S harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında s harfi olan kelimeler listesine ya da sonu s harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SAV

  1. [isim, hukuk] Bakınız iddia
    • "Eleştiricilerimiz nasıl olur da böyle bir savda bulunabilirler?" (Necati Cumalı)
  2. [mantık] Bakınız tez (II)
  3. [eskimiş] Haber, söz
  4. [eskimiş] Bakınız atasözü
SEM

Kelime Kökeni: Arapça semm

  1. [isim, eskimiş] Bakınız zehir
SEL

Kelime Kökeni: Arapça seyl

  1. [isim] Sürekli yağan yağmurdan veya eriyen kardan oluşan, geçtiği yerlere zarar veren taşkın su; su taşkını
  2. [mecaz] Hareket hâlindeki büyük kalabalık
    • "Ellerinde çantalı, küçük yiyecek paketleri, kadınlı erkekli bir memur seli, Ulus Meydanı'na doğru akıyor." (Necati Cumalı)
  3. [mecaz] Etki ve iz bırakan güçlü durum veya davranış
    • "Bu duygu seli alıp çalkalamaya başladı dünyayı. Bir duygu seli sardı tüm arzı." (Alper Aksoy)
  4. [mecaz] Bakınız yoğunluk
    • "Yüzüne baktığım zaman bir ışık selinin ondan bana doğru aktığını hissettim." (Emine Işınsu)
SEN

  1. [isim] Teklik ikinci kişiyi gösteren söz
SEK

Kelime Kökeni: Fransızca sec

  1. [sıfat] İçine su, başka bir içki veya bir sıvı karıştırılmamış (içki)
    • "Sek viski."
  2. [zarf] İçine su veya bir başka içki karıştırmadan
    • "Bari sek içme." (Vüs'at Orhan Bener)
ASİ

Kelime Kökeni: Arapça ʿāṣī

  1. [sıfat] Bakınız başkaldırıcı
  2. [mecaz] Yaşadığı ortamdaki insanlar ve kurallarla uyumlu olmayan, kendi düşünce ve eylemleriyle oluşturduğu yaşam biçimine göre hareket eden
    • "Ahmet ise ötede, deniz kenarında, asi genç pozunda etrafı seyrediyor." (Gönül Pultar)
RUS

  1. [isim] Rusya Federasyonu’nda yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse; Moskof
SUÇ

  1. [isim] Törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış
  2. [hukuk] Yasalara aykırı davranış; cürüm
    • "Casusluk suçundan yakalanıp müebbet hapse mahkûm olmadın mı?" (Refik Halit Karay)
KÜS

  1. [sıfat] Küsmüş olan (kimse)
    • "Bu sınıfta küs çocuklar var."
KÖS

Kelime Kökeni: Farsça kūs

  1. [isim, eskimiş] Savaşlarda, alaylarda at, deve veya araba üzerinde taşınan ve işaret vermek için kullanılan büyük davul
ONS

Kelime Kökeni: Fransızca once

  1. [isim] Genellikle gümüş, altın ve platin gibi kıymetli metallerin veya elmas, yakut gibi değerli taşların kütlelerinin ölçülmesi için kullanılan, Fransa'da 30,59 g, İngiltere'de 28,349 g ağırlığında bir ağırlık ölçüsü birimi
FIS

  1. "Fıs fıs" ikilemesinde kullanılır: fısıl fısıl
BİS

Kelime Kökeni: Fransızca bis

  1. [zarf] İkinci kez
POS

  1. [sıfat] Gür ve uzun (bıyık)
BAS

Kelime Kökeni: Fransızca basse

  1. [isim, müzik] En kalın erkek sesi; basso
  2. Sesi böyle olan sanatçı; basso
  3. En kalın sesli orkestra çalgısı; basso
FAS

  1. [isim] Kuzeybatı Afrika'da, Atlas Okyanusu ve Akdeniz kıyısında bir ülke; başkenti Rabat
ISI

  1. [isim, fizik] Bir cismin uzamasına, genleşmesine, buharlaşmasına, erimesine, sıcaklığının artmasına yol açan fiziksel enerji
    • "Isı, atomlar arası çekim gücünü yenerek maddenin hacmini arttırır."
  2. Fiziksel bir olaya dayalı, belirli bir ölçü üzerine kurulmuş olan sıcaklık ve soğukluk derecesi
PAS

  1. [isim] Su içinde ve nemli havada metallerin, özellikle demirin yüzeyinde oksitlenme sonucunda oluşan madde
    • "Demirin tozu ve pası dev işçilerin kirpiklerine yağar, gözlerine dolardı." (Lâtife Tekin)
  2. Bazı asalak mantarların çeşitli bitkilerde oluşturduğu portakal sarısı veya kahverengi lekeler; küf
  3. Bu lekelerden ileri gelen bitki hastalığı
  4. [kimya] Demir veya demir alaşımlarının aşınması sonucunda ortaya çıkan ve esas itibarıyla demir oksit ve hidroksitten meydana gelen aşınma türü
  5. [tıp] Bakınız bar (IV)
    • "Hastanın dilindeki pas."
YAS

  1. [isim] Ölüm veya bir felaketten doğan acı; matem
    • "En büyük bahtiyarlık yasını dindiremez / Baba, benim kalbime sensiz kimse giremez" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
PUS

  1. [isim] Görüş uzaklığını çok azaltmayan bir tür hafif sis
    • "Ortalığa ilk pus düşer düşmez dönüş saatini sezmiş gibi köy yönüne geçti ve bekledi." (Abbas Sayar)
  2. Bazı meyvelerin üzerinde oluşan, zamk veya sakıza benzeyen madde
  3. Yaprakların üzerinde görülen, örümcek ağını andıran böcek veya kurt yuvası
  4. Ağaçların kütük ve dallarındaki yosun
  5. Bazen meme başında oluşan kabuk
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü