İçinde rmek olan 8 harfli 59 kelime var. İçerisinde RMEK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında rmek olan kelimeler listesine ya da sonu rmek ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Rmek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E K M R
4 Harfli Kelimeler
KREM
3 Harfli Kelimeler
ERK, KEM, KER
2 Harfli Kelimeler
EK, EM, ER, KE, ME, RE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SEMİRMEK
-
-
[nesnesiz]
Besili, yağlı bir duruma gelmek; beslemek
-
[nesnesiz]
Besili, yağlı bir duruma gelmek; beslemek
- GİDERMEK
-
-
[-i]
Ortadan kaldırmak; bastırmak
- "Vapur sorar, yol öğrenir, merakımızı gideririz."
-
[-i]
Ortadan kaldırmak; bastırmak
- İTTİRMEK
-
-
[-i]
İtmesini sağlamak
-
[-i]
İtmesini sağlamak
- YİTİRMEK
-
-
[-i]
Ne olduğunu, nerede bulunduğunu bilememek; kaybetmek
- "Kalemimi yitirdim."
-
Bazı nitelik veya özelliklerin yok olması durumuna uğramak; kaybolmak
-
Yakın birini ölüm sonucu kaybetmek
-
[-i]
Ne olduğunu, nerede bulunduğunu bilememek; kaybetmek
- ÖTTÜRMEK
-
-
[-i]
Ötmesini sağlamak veya ses çıkarttırmak
- "Uyuma be Şahin Ağa, öttür şu zurnayı!"
-
[-i]
Ötmesini sağlamak veya ses çıkarttırmak
- ÖVDÜRMEK
-
-
[-i]
Övmek işini yaptırmak
-
[-i]
Övmek işini yaptırmak
- BELERMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Göz akı iyice belirecek bir biçimde açılmak
- "Irkına has bir çabuklukla hemen rengi attı, gözleri belerdi ve işte o dakikada can verdi."
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Göz akı iyice belirecek bir biçimde açılmak
- ESTİRMEK
-
-
[-i]
Esmesini sağlamak
-
[-i]
Esmesini sağlamak
- İNDİRMEK
-
-
[-i]
Yüksekten, sarp ve kötü yerden veya yukarıdan aşağıya inmesini sağlamak
- "Zeynep'i o sel yatağından, yağdan kıl çeker gibi indirdi."
-
Bir taşıt veya binek hayvanından aşağıya almak
-
Fiyatını azaltmak, düşürmek
-
Hızla vurmak
- "Genç adamın başına son darbeyi indirdi."
-
[nesnesiz]
Yağmur, sis, birdenbire bastırmak
- "Haberlerle birlikte hızlı bir yağmur indirdi."
-
Kırmak, tahrip etmek
- "Göstericiler binanın camlarını indirmişler."
-
Çeşitli alanlarda farklı amaçlarla kullanılması için hazırlanmış oyun, program, uygulama vb.ni genel ağ üzerinden bilgisayar, telefon ve tablet gibi araçlara kaydetmek
-
[-i]
Yüksekten, sarp ve kötü yerden veya yukarıdan aşağıya inmesini sağlamak
- GETİRMEK
-
-
[-e]
Gelmesini sağlamak
- "Dün bir deri bir kemik hâlinde eve getirip bırakmışlar."
-
[-de]
Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak
-
[-i]
Erişmek veya eriştiğini sanmak
- "Baharı getirdik."
-
[nesnesiz]
İleri sürmek
- "Örnek getirmek."
-
[nesnesiz]
Sebep olmak, ortaya çıkarmak
- "Bu rüzgâr kar getirir."
-
[-i]
İletmek, bildirmek
- "Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi."
-
[nesnesiz]
Bir şey sağlamak
- "Haftada bir cuma günleri işleyen küçük bir kahve ayda ne kadar gelir getirirse..."
-
Bir makama atamak veya seçmek
-
[yardımcı fiil]
Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar
- "Gayrete getirmek. Nedamet getirmek."
-
[-i, -den]
Bir şeyi aktarmak
- "Atalarından getirdiği gelenekler."
-
[-e]
Gelmesini sağlamak
- SÖMÜRMEK
-
-
[-i]
Üretim araçları sahipleri, başkalarının emeğine ve onların yarattıkları değerlere el koymak
-
Bir ulus veya devlet, diğer bir ulusun veya devletin doğal kaynaklarından, ekonomik değerlerinden çıkar sağlamak
-
Yiyecek içeceğin hepsini birden yiyip bitirmek, silip süpürmek
-
Dudaklarını yapıştırarak soluğu ile çekip içmek
-
[mecaz]
Bir kimseden veya bir şeyden haksız ve sürekli çıkarlar sağlamak
- "Batı, beynini sömürdüğü insanlara kendi uyruklarına sağladığı konfordan pay verip gönül alır."
-
[-i]
Üretim araçları sahipleri, başkalarının emeğine ve onların yarattıkları değerlere el koymak
- ELVERMEK
-
-
[nesnesiz]
Yetmek, yetecek kadar olmak
- "Bu kadar bana elverir."
-
Uygun gelmek
- "O her vakit, benim zaman elverirse pek çok çalışabileceğimi söyler."
-
[nesnesiz]
Yetmek, yetecek kadar olmak
- EMDİRMEK
-
-
[-e, -i]
Emmesini sağlamak
-
[-e, -i]
Emmesini sağlamak
- ÖPTÜRMEK
-
-
[-e, -i]
Öpme işini yaptırmak veya öpmesine izin vermek
- "Emine kalkmak istemiyor, boyuna hıçkırıyordu. Ötekiler hep bir olup onu karga tulumba edince yanıma getirdiler ve zorla ona elimi öptürdüler."
-
[-e, -i]
Öpme işini yaptırmak veya öpmesine izin vermek
- TÜKÜRMEK
-
-
[-i]
Tükürüğü ağız içinden dışarıya atmak
- "Ötekiler pis bir şeye dokunmuş gibi yere tükürdüler."
-
Ağzındakini dudakları arasına getirip dışarı vermek
- "Aziz Nesin’in Böyle Gelmiş, Böyle Gitmez adlı anılar kitabında çok güzel yazılmış bir bebe bisküvisi faslı vardır. Ucuz bisküvi verilince tüküren bebeğin hikâyesi."
-
Ağız yoluyla dışarı çıkarmak
- "Hani bir söz var, kan tükürür, kızılcık yedim der. O hesap..."
-
[-i]
Tükürüğü ağız içinden dışarıya atmak
- ÖLDÜRMEK
-
-
[-i]
Bir canlının hayatına son vermek; gebertmek, götürmek, nallamak, tepelemek
- "Beni öldürmek için birisi fazla bile / Ancak onun elinden çıkar böyle haile"
-
Bitkinin solarak kurumasına sebep olmak
- "Susuzluk çiçekleri öldürdü."
-
Çok üzmek
- "Ölüm bir eve girince sağ kalanları da biraz öldürüyor."
-
Aşırı yormak
-
Boşuna geçmek
- "Bütün bir günü öldürdük."
-
Ölmesine yol açmak; götürmek
- "Bu adamı içki öldürdü."
-
Sağlığını bozmak, rahatsızlık vermek
- "Bu hava bizi öldürüyor."
-
[mecaz]
Yok olmasına, ortadan kalkmasına, azalmasına yol açmak
- "Savaş birtakım sanayi kollarını öldürdü."
-
[mecaz]
Etkisini ve gücünü azaltmak
- "Sırf kendi için okuyan, gezen, eğlenen bir aydın kendini yaşarken öldürmüyor mu?"
-
[mecaz]
Bazı şeylerin diriliğini, tazeliğini veya sertliğini gidermek
- "Soğanı tuzla ezip öldürmek."
-
[-i]
Bir canlının hayatına son vermek; gebertmek, götürmek, nallamak, tepelemek
- ÖLÇERMEK
-
-
[-i, ağızlardan]
Sönmekte olan ateşi, lambayı canlandırmak
- "Bazı evlerde ışıklar beliriyor. Belli ki akşam alacasını aydınlatmak çabasındaki kadınlar, ocaklardaki ateşi biraz ölçeriyorlar."
-
[-i, ağızlardan]
Sönmekte olan ateşi, lambayı canlandırmak
- ÜRPERMEK
-
-
[nesnesiz]
Korku, tiksinti, üşüme vb. yüzünden tüylerin dikilip derinin nokta nokta kabarmasıyla görülen ani titreme; ifildemek
- "Fısıltılar duyarım, ürperirim / Terasta sanki bir ayak sesinden"
-
[mecaz]
Bir şeyden korkmak
- "Gecenin durgun saatlerinde top sesleri ile ürperiyordu İstanbul."
-
[nesnesiz]
Korku, tiksinti, üşüme vb. yüzünden tüylerin dikilip derinin nokta nokta kabarmasıyla görülen ani titreme; ifildemek
- EZDİRMEK
-
-
[-e, -i]
Ezme işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Ezme işini yaptırmak
- SEĞİRMEK
-
-
[nesnesiz]
Genellikle vücudun bir yerinde deri ile birlikte derinin hemen altındaki kaslar hafifçe oynamak; seğrimek
- "Üç dört gün oluyor, sol gözümün alt kapağı seğiriyordu."
-
[nesnesiz]
Genellikle vücudun bir yerinde deri ile birlikte derinin hemen altındaki kaslar hafifçe oynamak; seğrimek