İçinde rmak olan 7 harfli 13 kelime var. İçerisinde RMAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında rmak olan kelimeler listesine ya da sonu rmak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Rmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K M R

4 Harfli Kelimeler

MARK

3 Harfli Kelimeler

ARK, KAM, KAR, RAM

2 Harfli Kelimeler

AK, AM, AR, MA, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AĞARMAK

  1. [nesnesiz] Bakınız beyazlaşmak
    • "Sakalı ağardı fakat gönlü kocamadı." (Nabizade Nâzım)
  2. Bakınız aydınlanmak
    • "Selim çıkını aldı, güneşte ağaran patika yolunu tuttu." (Halikarnas Balıkçısı)
  3. Rengi solmak
    • "Sandıkta dura dura küf kokan feracenin rengi ağarmıştı." (Ömer Seyfettin)
APARMAK

  1. [-i, ağızlardan] Alıp götürmek
    • "Geçme namert köprüsünden, ko aparsın su seni." (Evliya Çelebi)
  2. [argo] Gizlice almak, alıp kaçmak
    • "Sözü geçen para ehemmiyetsiz bir şeydi ve müdür muavini, onu çok ustalıkla aparmıştı." (Haldun Taner)
AYIRMAK

  1. [-e, -i] Bir bütünü kendi içinde parçalara bölmek
    • "Elmayı dörde ayırmak."
  2. [-e, -den] Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak
    • "Günün fıkralarından bu kitaba ayırdıklarım pek azdır." (Falih Rıfkı Atay)
  3. Bir yeri bir engelle bölmek
  4. [-i, -den] Birbirinden uzaklaştırmak; fasletmek
    • "Paraydı bunlar, anayı kızdan ayıran." (Orhan Kemal)
  5. [-i] Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek
  6. [-i, -den] İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak
    • "Karıyı kocasından ayırmak."
  7. [-i, -den] Farklı davranmak, ayrı tutmak
  8. Bir şey veya yeri bir kimsenin hizmetine hazır tutmak; tahsis etmek
    • "Odayı çocuklara ayırmak."
ANIRMAK

  1. [nesnesiz] Eşek bağırmak
    • "Kurtulan ürkmüş eşek çifte ata ata kestane ağaçlarının altına kaçıyor, hem de avazı çıktığı kadar anırıyordu." (Ömer Seyfettin)
OTURMAK

  1. [-e] Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek
    • "Bir sandalyenin üzerinde oturmuş, önüne bakıyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. [nesnesiz] Bu biçimde yerleştiği yerde kalmak
    • "Bakın, hikâye zordur, acımasız ve hoşgörüsüzdür. Oturursunuz ve başından kalkamazsınız." (Tarık Dursun K)
  3. [-i] Uygun gelmek, ölçüleri tam olmak
    • "Ütüsüz ve beli oturmamış pantolonunu çekti." (Tarık Buğra)
  4. [-de] Bir yerde sürekli olarak kalmak, ikamet etmek
    • "Aynı semtte oturdukları için komşu da sayılırlar." (Burhan Felek)
  5. [nesnesiz] Hiçbir iş yapmadan boş vakit geçirmek, boş durmak
    • "Böyle oturacağınıza çalışsanız olmaz mı?"
  6. [nesnesiz] Toprak veya yapı çökmek, aşağı inmek
    • "Temelin bu tarafı on santim oturmuş."
  7. [-le] Biriyle beraber yaşamak
    • "O günden beri enişte beyle oturuyorum." (Sermet Muhtar Alus)
  8. Bir işi yapmakta olmak, bir işe başlamak üzere olmak
  9. Yer almak, geçmek
    • "Valilik makamına oturdu."
  10. [nesnesiz] Benimsenmek, yerleşmek, kökleşmek
    • "Gelenekler gün geçtikçe iyice oturdu."
  11. Belli bir yörüngede dönmeye başlamak
    • "Uydu yörüngeye oturdu."
  12. Sıvı tortuları dibe çökmek, dipte toplanmak
  13. [nesnesiz] Herhangi bir durumda belli bir süre kalmak
    • "Arif gibi bir adamla çene yarışına girmek istememekle beraber susup oturamazdı." (Memduh Şevket Esendal)
ONARMAK

  1. [-i] Bozulmuş, eskimiş olan bir şeyi düzeltip işler veya kullanılır duruma sokmak, işe yarar duruma getirmek; tamir etmek
    • "Bozuk bir saati onardı."
  2. Bir yapının, bir heykelin, bir resmin bozulmuş yerlerini yeniden yapmak, ilk duruma getirme; restore etmek
  3. [mecaz] İşlenen bir kusuru, yapılan bir yanlışlığı giderecek veya önleyecek davranışlarda bulunmak
OSURMAK

  1. [nesnesiz, kaba konuşmada] Bakınız yellenmek
OTARMAK

  1. [-i, ağızlardan] Bakınız otlatmak
UYARMAK

  1. [-i] Bir kimseye bir davranışta bulunmasını veya bulunmamasını söylemek; ikaz etmek
    • "Mustafa Kemal Paşa gittikten sonra gelen mebuslar beni uyarıyorlardı." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Görevini gereği gibi yapmayan kimseye nasıl davranması gerektiğini hatırlatmak, ihtarda bulunmak
  3. [biyoloji] Bir canlının herhangi bir organını dıştan bir etki ile görev yapmaya zorlamak
  4. [ağızlardan] Öğütle yola getirmeye çalışmak
ISIRMAK

  1. [-i] Dişleri arasına alıp sıkmak
    • "Dolu bir kadeh içti ve meze yerine alt dudağını ısırdı." (Aka Gündüz)
  2. [nesnesiz] Dişleriyle koparmak; yemek (II)
    • "Ekmekten bir lokma ısırırken hole bakıyorum." (Ahmet Ümit)
  3. Rüzgâr sert esmek, keskin bir biçimde etkilemek
    • "Ayaz insanın yüzünü ısırıyordu." (Tarık Buğra)
  4. Kumaş dalamak, kaşındırmak
ALARMAK

  1. [nesnesiz] Bakınız kızarmak
  2. Ala renkli duruma gelmek
UÇURMAK

  1. [-i] Uçma işini yaptırmak; uçurtmak
  2. Hızlı götürmek, hızlı sürmek
    • "Arabayı kuvvetli atlar tenha yolda uçuruyordu." (Ömer Seyfettin)
  3. [argo] Gizlice alıp gitmek
AŞIRMAK

  1. [-i, -den] Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden diğer yanına geçirmek; aşırtmak
    • "Partizanlar sınırdaki dağ geçitlerinden hocayı sırtlarında aşırdılar, İsviçre'ye, özgürlüğe ulaştırdılar." (Günay Gönenç)
  2. [-i, argo] Başkasına ait bir şeyi izinsiz olarak almak
    • "Borcunu ödeyemeyecek fakat bavulunu oradan nasıl aşırabilecekti?" (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  3. [-e, -i] Tehlike içinde bulunan bir şeyi acele kaçırmak
    • "Padişahı aralarına aldılar ve harem kapısından içeriye aşırdılar." (Necip Fazıl Kısakürek)
  4. [edebiyat] Başkasının eserinden parçalar alıp kendisininmiş gibi göstermek; intihal yapmak
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü