İçinde rma olan 9 harfli 185 kelime var. İçerisinde RMA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında rma olan kelimeler listesine ya da sonu rma ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Rma Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A M R
3 Harfli Kelimeler
RAM
2 Harfli Kelimeler
AM, AR, MA, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ANIŞTIRMA
-
-
[isim]
Anıştırmak işi; ima
- "Bunlar ya sözcük oyunlarında açıkça söylenir ya da cinsellik ve cinsel sapıklıkla ilgili sözcüklere örtülü, kapalı yoldan anıştırma yapılır."
-
[edebiyat]
Bakınız telmih
-
[isim]
Anıştırmak işi; ima
- AKTARMACI
-
-
[isim]
Aktarma işini yapan kimse
-
[isim]
Aktarma işini yapan kimse
- OVUŞTURMA
-
-
[isim]
Ovuşturmak işi; delk
-
[isim]
Ovuşturmak işi; delk
- ANCHORMAN
-
Kelime Kökeni: İngilizce anchorman
-
[isim]
Bakınız ana haber sunucusu
-
[isim]
Bakınız ana haber sunucusu
- KAYDIRMAK
-
-
[-e, -i]
Kaymasını sağlamak, kaymasına yol açmak
- "Sokağa çıkıp tahta kızağıyla onu kaydırmak istedim."
-
[-e, -i]
Kaymasını sağlamak, kaymasına yol açmak
- YAĞDIRMAK
-
-
[-i]
Yağmasını sağlamak
-
[nesnesiz]
Bir şeyi aralıksız ve ısrarlı bir biçimde yapmak
- "Turhan mütemadiyen babasına, amcasına mektuplar yağdırıyor."
-
[nesnesiz]
Vermek, söylemek
- "Cemal Paşa, çılgın, Adana'ya, Afyon'a şiddetle emirler yağdırıyordu."
-
[-e, nesnesiz, mecaz]
Bol miktarda vermek, sağlamak
- "Bu fabrika piyasaya kumaş yağdırdı."
-
[nesnesiz, mecaz]
Çok sayıda ortaya koymak, sürmek
- "Çorbada tuzum bulunsun diyen para, eşya yağdırmıştı."
-
[-i]
Yağmasını sağlamak
- KAKTIRMAK
-
-
[-i]
Kakma işini yaptırmak
-
[-i]
Kakma işini yaptırmak
- SOKTURMAK
-
-
[-e, -i]
Sokma işini yaptırmak
- "Hayatımı kazandığımda senin elini sıcak sudan soğuk suya sokturmam."
-
[-e, -i]
Sokma işini yaptırmak
- HARMANİYE
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫirmen + Arapça -iyye
-
[isim]
Bakınız harmani
- "Keçi kılından kimyon rengi harmaniyesi ve başına geçirdiği aynı dokumadan külahıyla tam bir bedevi görünümündeydi Sahra."
-
[isim]
Bakınız harmani
- UYDURMACA
-
-
[sıfat]
Düzmece, sahte, yalan yanlış (bilgi, haber)
-
Kural dışı türetilmiş (söz vb.)
- "Türkçenin kurallarına uygun olarak dikkatle türetilen güzel, yeni terimlere Türkçe yerine öz Türkçe diyerek bir ayrım yapmak, hele hele bu terimlere ‘uydurmaca’ demek büyük bir hatadır."
-
[sıfat]
Düzmece, sahte, yalan yanlış (bilgi, haber)
- KILDIRMAK
-
-
[-e, -i]
Kılma işini yaptırmak
-
Namaz kılınmasını sağlamak
- "Böylece birçok cenaze namazı kıldırır, pek çok nikâh kıyarmış."
-
[-e, -i]
Kılma işini yaptırmak
- UYANDIRMA
-
-
[isim]
Uyandırmak işi; ikaz
- "Şu bizim halkı uyandırmadadır varsa felah."
-
[ruh bilimi]
Anıları zihinde yeniden canlandırma
-
Çıra, mum, ocak, lamba gibi yanan, ışık veren şeyleri sönük durumdan yanar duruma getirme
-
[isim]
Uyandırmak işi; ikaz
- HAPŞIRMAK
-
-
[nesnesiz]
Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak; aksırmak
- "Aksi gibi benim hiç durmadan esneyeceğim geliyor, hapşırmak istiyordum."
-
[nesnesiz]
Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak; aksırmak
- UYUŞTURMA
-
-
[isim]
Uyuşturmak işi
-
[tıp]
Bakınız anestezi
-
[isim]
Uyuşturmak işi
- JEOTERMAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca géothermal
-
[sıfat, fizik]
Yer altında bulunduğu veya yer altından geçtiği için sıcaklığı yüksek olan
-
[sıfat, fizik]
Yer altında bulunduğu veya yer altından geçtiği için sıcaklığı yüksek olan
- YIĞDIRMAK
-
-
[-e, -i]
Yığma işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Yığma işini yaptırmak
- SANDIRMAK
-
-
[-e, -i]
Sanmasına sebep olmak, zannettirmek
- "Kendisini ona yaklaşmış, onunla baş başa kalmış sandıran tenhalığa sevindi."
-
[-e, -i]
Sanmasına sebep olmak, zannettirmek
- UYDURMACI
-
-
[sıfat]
Uydurma işini yapan
-
Bakınız palavracı
- "Uydurmacı, insanı aldatırmış, dereye tepeye götürürmüş, kaybedermiş."
-
Kelime uyduran kimse
-
[sıfat]
Uydurma işini yapan
- BAKADURMA
-
-
[isim]
Bakadurmak işi
-
[isim]
Bakadurmak işi
- KAYTARMAK
-
-
[-den, -den]
İş yapmaktan kaçmak
- "Toplum içinde kapısının önünü süpürmekten kaytaranlar dünyanın her yerinde çoklukta."
-
[ağızlardan]
Geri çevirmek, iade etmek
-
[-den, -den]
İş yapmaktan kaçmak