İçinde rma olan 5 harfli 19 kelime var. İçerisinde RMA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında rma olan kelimeler listesine ya da sonu rma ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Rma Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A M R

3 Harfli Kelimeler

RAM

2 Harfli Kelimeler

AM, AR, MA, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

PERMA

Kelime Kökeni: Fransızca permanente'den

  1. [isim] Saçların uzun süre dalgalı veya kıvırcık kalmasını sağlamak için uygulanan işlem; permanant
HURMA

Kelime Kökeni: Farsça ḫurmā

  1. [isim] Bakınız hurma ağacı
  2. Bu ağacın tatlı meyvesi
DURMA

  1. [isim] Durmak işi; vakfe
    • "Bu rakkasın durmasına hiçbirimiz alışık değilizdir bu evde, o hep aynı ahenkle sallanmalı." (Ahmet Muhip Dıranas)
FERMA

Kelime Kökeni: İtalyanca ferma

  1. [isim] Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi
YORMA

  1. [isim] Yormak işi
FİRMA

Kelime Kökeni: İtalyanca firma

  1. [isim, ticaret] Tüzel kişiliği olsun olmasın bir ekonomik etkinlik birimi
VURMA

  1. [isim] Vurmak işi; darp
    • "O adi herife vurmana içerlemiş de değilim." (Ahmet Ümit)
FORMA

Kelime Kökeni: İtalyanca forma

  1. [isim] Bakınız biçim (II)
  2. Öğrencilerin, sporcuların, bazı mesleklerde çalışanların giydikleri, bağlı bulundukları okul, spor kulübü veya meslekleri belirten tek tip giysi
  3. Tek kâğıt tabaka üzerine basılan on altı sayfalık kırılmış kitap parçası
    • "Forma başında olduğu için sık sık aynı yerinden açılan kitabın o cümlesine tesadüf etti." (Peyami Safa)
VARMA

  1. [isim] Varmak işi; vusul
KURMA

  1. [isim] Kurmak işi; ihdas
  2. [sıfat] Bakınız prefabrik
    • "Kurma ev."
SORMA

  1. [isim] Sormak işi
IRMAK

  1. [isim] Çoğunlukla denize dökülen, özellikle genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımından en büyük akarsu; nehir
    • "Sakarya sanki adı duyulmadık hatta adı konmadık bir ırmaktı." (Tarık Buğra)
SIRMA

  1. [isim] Altın yaldızlı veya yaldızsız ince gümüş tel
    • "Açık gri etrafı iki parmak kalınlığında sarı sırma işlemeli, gayet zarif bir kumaş." (Refik Halit Karay)
  2. [sıfat] Bu telden yapılmış veya bu tel gibi olan
    • "Altın yaldızlı ve siyah çiçekli aynalar duvarlara sırma kordonlarla asılıdır." (Salâh Birsel)
  3. Rütbe gösteren sarı şerit
ORMAN

  1. [isim] Ağaçlarla örtülü geniş alan
    • "Bütün evi bir ormanmış gibi rahatça ve her anlamda kullanabiliyorlardı." (Ayla Kutlu)
  2. Bu ağaçların bütünü
YARMA

  1. [isim] Yarmak işi
  2. Engebeli bir yerde, herhangi bir yolu geçirmek için açılmış yer
    • "Demir yolu birçok yarmalardan geçer."
  3. Dövülerek gelişigüzel kırılan ve kabuğu çıkarılan buğday; dövme
    • "Yarma arpa. Yarma burçak."
  4. [sıfat] Kolay yarılan ve çekirdeğinden ayrılan
    • "Yarma şeftali."
  5. [sıfat, argo] Kaba saba, görgüsüz olan (kimse)
KARMA

  1. [isim] Karmak işi
  2. Ayrı türden olan ögelerin iç içe geçmelerini, birbiri içinde dağılmalarını sağlama
    • "İzmir karması ilk müsabakasını 2 Haziran 1913 tarihinde İstanbul şampiyonu Galatasaray'la yaptı." (Osman Öndeş)
  3. [sıfat] Ayrı türden olan ögelerin karıştırılmasıyla oluşmuş; muhtelit, kompozit
SARMA

  1. [isim] Sarmak işi
    • "Evlerindeki düzensizliğin, yozlaşmanın ve erinçsizliğin her yanı sarmasının yaratıcısı annesiydi." (Muzaffer Uyguner)
  2. Saran, içine alan şey; zarf
  3. [askerlik] Bakınız çevirme
  4. Lahana, pazı ve üzüm yaprağının içine soğan, baharat, pirinç, bulgur veya kıyma karışımı konarak pişirilmesiyle hazırlanan bir tür sarma; yaprak sarması
  5. [madencilik] Bir ayakta alınan, paralel veya dik olarak dikmelerin üzerine yerleştirilen direk
  6. [sıfat] Sarılarak yapılan
    • "Sarma yay."
  7. Bakınız yaprak sarması
KIRMA

  1. [isim] Kırmak işi; nakız
  2. Bakınız pile
  3. Kırılmış veya dövülmüş tahıl
    • "Nasibi tükendi ise önüne arpa kırması doldursan, altına kuş tüyü yatak sersen yine geberip gider." (Abbas Sayar)
  4. Basılı kâğıtları forma durumuna getirmek için belli yerlerinden bükme ve katlama işi
  5. Ot bitmeyen bayır
    • "Yeşerir bayırlar, çöller, kırmalar / Nakışların bugün dört yanın dağlar." (Âşık Ali İzzet)
  6. [sıfat] Ortasından kırılarak doldurulan (tüfek)
    • "Mustafa, kırma tüfeğe bir kurşun sürdü." (Yaşar Kemal)
  7. [sıfat, biyoloji] Bakınız melez
    • "Arap kırması bir at."
  8. [sıfat, mecaz] Yabancı etkilerle özgün niteliğini yitirmiş olan
BURMA

  1. [isim] Burmak işi
    • "Ani bir diş ağrısı gibi, manevi bir sancı ruhumu burmaya başladı." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  2. Bakınız sarığıburma
  3. Burularak yapılmış altın bilezik
  4. [sıfat] Burulmuş, burularak yapılmış, kıvrılmış
    • "Yoksa ben hiç de aptal, tutsak ruhlu, herhangi maskara herifin burma bıyıklarına hayran olan dişilerden değilim." (Halide Edip Adıvar)
  5. [ağızlardan] Bakınız musluk
  6. [ağızlardan] Eğrilmek için bükülmüş yün
  7. [ağızlardan] Yaşken burularak kurutulan ot
    • "Arabacılık, sararsın burmayı, çalarsın kamçıyı, haylarsın hayvanı geçer gidersin." (Ahmet Rasim)
  8. [ağızlardan] Bakınız kuru incir
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü