İçinde rek olan 7 harfli 36 kelime var. İçerisinde REK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında rek olan kelimeler listesine ya da Sonu rek ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
E K R Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ERK, KER
2 Harfli Kelimeler
EK, ER, KE, RE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DİREKLİ
-
-
[sıfat]
Direği olan
- "Altı direkli çadırın etrafı fırdolayı açıktı." (Refik Halit Karay)
-
[sıfat]
Direği olan
- KAREKOD
- ...
- REKOLTE
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Tarımda bir yılda derlenen ürünlerin bütünü
- "Bu yılın buğday rekoltesi..."
-
[isim]
Tarımda bir yılda derlenen ürünlerin bütünü
- İÇREKÇİ
- ...
- HAREKAT
- ...
- SİVEREK
- ...
- REKABET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Aynı amacı güden kimseler arasındaki çekişme, yarışma, yarış
- "Bu seferki kovuluşun sebebi meslek rekabeti değil, meslek ahlakı idi." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Herkesin size delilik isnat etmekte birbirleriyle âdeta rekabet etmeleri kaidedir." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
[isim]
Aynı amacı güden kimseler arasındaki çekişme, yarışma, yarış
- MÜBAREK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Verimli, bereketli
-
Kutlu, uğurlu, kutsal
- "Bunlar senin mübarek elini öpmeye geldiler." (Osman Cemal Kaygılı)
-
Çok saygı duyulan
- "Mübarek yüzlü bir ihtiyar."
-
[ünlem]
Beğenilen, sevilen şeyler için söylenen bir söz
- "Mübarek, ne güzel yer."
-
Kızılan, şaşılan (kimse veya şey)
- "Ne de hafıza vardı mübarekte, neler de anlatmazdı." (Haldun Taner)
-
[sıfat]
Verimli, bereketli
- KAREKÖK
-
-
[isim]
Karesi verilen bir sayıya eşit olan sayı
-
[isim]
Karesi verilen bir sayıya eşit olan sayı
- KÜÇÜREK
-
-
[sıfat]
Biraz küçük
-
[sıfat]
Biraz küçük
- SÜREKLİ
-
-
[sıfat]
Kesintisiz olarak süren, kalıcı, devamlı, baki, daimî
-
[zarf]
Uzun süreli olarak, daima
-
Ötümlü
-
[sıfat]
Kesintisiz olarak süren, kalıcı, devamlı, baki, daimî
- HAREKET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon
- "Ne vakit hareket edeceğiz, Kenan? Yarın mı?" (Ömer Seyfettin)
- "... saldırma için lazım gelen strateji planını tespit ederler ve ona göre harekete geçerlerdi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma
- "Her hareketi kamera önünde rol yapıyormuşçasına hesaplı." (Refik Halit Karay)
-
Davranış, tutum
- "Sakin, dürüst, kıyafeti ve hareketleriyle hiçbir ayrılık göstermeyen bir adamdır." (Halide Edip Adıvar)
- "İnsan bu kadar ölçülü hareket eder mi, edemez mi?." (Halide Edip Adıvar)
-
Yola çıkma
- "Hareketimiz iki gün ertelendi."
-
Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılan ilerlemeler, akım
- "Türkçülük hareketi. Dilde özleşme hareketi."
-
Deprem
- "Ben, diyor, hareket olurken Eminönü'nde idim." (Memduh Şevket Esendal)
-
Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri
- "Hareket cetveli. Hareket memuru."
-
Devinim
-
Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi
-
Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi
-
[isim]
Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon
- KÜREKÇİ
-
-
[isim]
Kürek yapan veya satan kimse
-
Sandal vb.nde kürek çeken kimse
- "Sicilya'da bir yalı şehrine yaptığım baskında yeteri kadar kürekçi sağladım." (Feridun Fazıl Tülbentçi)
-
Fırın, tren, vapur vb. yerlerde ocağa kürekle kömür atan kimse
-
[isim]
Kürek yapan veya satan kimse
- BÖREKÇİ
-
-
[isim]
Börek yapan veya satan kimse
- "Öğle yemeğini ana cadde üstündeki börekçide yediler." (Necati Cumalı)
-
[isim]
Börek yapan veya satan kimse
- YÜREKSİ
-
-
[sıfat]
Yüreği andıran, yüreğe benzeyen, yürek gibi
-
[sıfat]
Yüreği andıran, yüreğe benzeyen, yürek gibi
- BESEREK
-
-
[isim]
İki hörgüçlü deve ile boz devenin melezi olan tülü devenin erkeği
-
[isim]
İki hörgüçlü deve ile boz devenin melezi olan tülü devenin erkeği
- DİREKÇİ
-
-
[isim]
Alamana kayıklarında direğe çıkarak gözcülük yapan kimse
-
[isim]
Alamana kayıklarında direğe çıkarak gözcülük yapan kimse
- GEREKME
-
-
[isim]
Gerekmek işi, iktiza, istilzam
-
[isim]
Gerekmek işi, iktiza, istilzam
- KÜREKLİ
-
-
[sıfat]
Küreği olan
-
[sıfat]
Küreği olan
- BEREKET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bolluk, gürlük, ongunluk, feyiz, feyezan
- "Çocuk gönlüm kaygılardan azade / Yüzlerde nur, ekinlerde bereket." (Orhan Veli Kanık)
- "Bereket versin ki genç boksör, dayağa ezelden idmanlıydı." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Yağmur
- "Bereket yağıyor."
- "Bereket versin, gece bu kır yolu tenha idi." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
[zarf]
İyi ki, neyse ki, iyi bir rastlantı sonucunda
- "Bereket, o sıralarda henüz bu sözü bilmiyordum." (Erhan Bener)
-
[isim]
Bolluk, gürlük, ongunluk, feyiz, feyezan