İçinde re olan 7 harfli 312 kelime var. İçerisinde RE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında re olan kelimeler listesine ya da sonu re ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Re Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
ER, RE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PAYREKS
-
Kelime Kökeni: (Pyrex marka adından)
-
[isim]
Isıya ve kimyasal etkilere dayanıklı bir cam türü
-
Bu camdan yapılmış olan
-
Soda kireç camından yapılmış şeffaf ve opal eşya ürünlerinin genel adı
-
[isim]
Isıya ve kimyasal etkilere dayanıklı bir cam türü
- YÜREKLİ
-
-
[sıfat, mecaz]
Tehlikeyi korkusuzca karşılayan, hiçbir şeyden korkusu olmayan; koçak
- "Fakat onlar da aralarında hiçbir delikanlıyı ona eş olabilecek kadar yürekli bulmuyorlardı."
-
[sıfat, mecaz]
Tehlikeyi korkusuzca karşılayan, hiçbir şeyden korkusu olmayan; koçak
- REZALET
-
Kelime Kökeni: Arapça reẕālet
-
[isim]
Bakınız rezillik
-
[ünlem]
Hoşa gitmeyen, beğenilmeyen bir şey için kullanılan söz
-
[isim]
Bakınız rezillik
- ŞİRESİZ
-
-
[sıfat]
Bakınız şerbetsiz
-
[sıfat]
Bakınız şerbetsiz
- ÖĞRENME
-
-
[isim]
Öğrenmek işi; istihbar
- "Öğrenme konusundaki yorulmayan açlığımı karşılayan bir okuldaydım."
-
[isim]
Öğrenmek işi; istihbar
- KÖRELİŞ
-
-
[isim]
Körelmek işi
-
[isim]
Körelmek işi
- TİCARET
-
Kelime Kökeni: Arapça ticāret
-
[isim]
Ürün, mal vb. alım satımı; tecim
- "Ne ziraat ne ticaret için kâfi nüfus kaldı."
-
Kazanç amacıyla yürütülen alım satım etkinliği; tecim
- "Yolcuların çoğu çıkmış, artık ticareti dönüşe bıraktım."
-
Bu etkinlikle ilgili bilim
-
Bakınız kâr
-
[isim]
Ürün, mal vb. alım satımı; tecim
- MAREŞAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca maréchal
-
[isim, askerlik]
En yüksek askerî rütbe
- "Mareşal Fevzi Çakmak."
-
Bu rütbede bulunan general; müşir (I)
-
[isim, askerlik]
En yüksek askerî rütbe
- ŞETARET
-
Kelime Kökeni: Arapça şeṭāret
-
[isim, eskimiş]
Bakınız şenlik
- "Davudi sesi, şetareti, terbiyesi kendisini hem kadınlara hem erkeklere sevdirmişti."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız şenlik
- RESESİF
-
Kelime Kökeni: Fransızca récessif
-
[sıfat, biyoloji]
Bakınız çekinik
-
[sıfat, biyoloji]
Bakınız çekinik
- MEFKURE
-
Kelime Kökeni: Arapça mefkūre
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ülkü
- "Bazıları mefkûrenin enginliğini ve azametini tamamıyla kavrayamayacak derecede dardırlar."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ülkü
- MÜHRELİ
-
-
[sıfat]
Mühre ile cilalanmış
-
[sıfat]
Mühre ile cilalanmış
- SERENDİ
-
-
[isim]
Dört, altı veya sekiz direk üstüne yapılmış tahıl, meyve ve sebze kurusunu saklamak için kullanılan kiler
-
[isim]
Dört, altı veya sekiz direk üstüne yapılmış tahıl, meyve ve sebze kurusunu saklamak için kullanılan kiler
- APRESİZ
-
-
[sıfat]
Apresi yapılmamış, perdahlanmamış veya cilalanmamış
-
[sıfat]
Apresi yapılmamış, perdahlanmamış veya cilalanmamış
- PREBOLİ
-
Kelime Kökeni: Yunanca
-
[isim]
Bakınız arı zamkı
-
[isim]
Bakınız arı zamkı
- KİREÇLİ
-
-
[sıfat]
Birleşiminde kireç olan veya kireci çok olan
- "Bir söylenişe göre, arazi tamamıyla kireçli olduğu için ağaçlar serpilme gücünden mahrum kalıyormuş."
-
Kireç sürülmüş, kireç bulaşmış
- "Bugün ufka bakanın eski deniz yerine / Kireçli bir bataklık çarpıyor gözlerine"
-
[sıfat]
Birleşiminde kireç olan veya kireci çok olan
- İÇGÖREÇ
-
-
[isim, tıp]
Bakınız endoskop
-
[isim, tıp]
Bakınız endoskop
- KİREÇSİ
-
-
[sıfat]
Kireci andıran, kirece benzeyen, kireç gibi; kirecimsi
-
[sıfat]
Kireci andıran, kirece benzeyen, kireç gibi; kirecimsi
- ÇARESİZ
-
-
[sıfat]
Çaresi bulunmayan, onulmaz; umarsız, devasız
- "Çaresiz derdimi oğlana anlatıp dükkâna döndüm."
-
Çare bulamayan, zavallı (kimse); biçare
- "Viranelerde yemek için ot toplayan çaresiz kadınlarla konuştu."
-
[zarf]
Çıkar yol bulamayan bir biçimde; umarsız
- "Birdenbire kendini o kadar çaresiz hissetti ki oradan uzaklaşıp bir sütunun dibine çökerek ağlamaya başladı."
-
[zarf]
Bakınız ister istemez
- "Başöğretmen bu armağanları geri çeviremediği için çaresiz kabul eder."
-
[sıfat]
Çaresi bulunmayan, onulmaz; umarsız, devasız
- REİSLİK
-
-
[isim]
Bakınız başkanlık
- "Zavallı adam ihtiyarlıkta sürünmesin diye bir kulüp açarak reisliğini ona verdiler."
-
[denizcilik]
Küçük tekne kaptanlığı
-
[isim]
Bakınız başkanlık