İçinde re olan 5 harfli 175 kelime var. İçerisinde RE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında re olan kelimeler listesine ya da sonu re ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Re Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
ER, RE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İMREN
-
-
[isim]
Görülen bir şeyi veya benzerini edinme isteği
-
[isim]
Görülen bir şeyi veya benzerini edinme isteği
- TÖREL
-
-
[sıfat]
Töreye uygun; töreli, töresel
- "Eski Boğaziçi'nde törel bir yaşama belirmiş, sürmüş, artık sona ermiş."
-
Töre ile ilgili
-
Bakınız ahlaki
-
[sıfat]
Töreye uygun; töreli, töresel
- BAREM
-
Kelime Kökeni: Fransızca barème
-
[isim]
Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge
- "Bunların tek derdi barem basamaklarını aşarak bu mertebeye fırlayıvermekten ibarettir."
-
Bir sınıflama ve dereceleme yapabilmek için belirlenmiş olan ölçü sistemi
- "Moda Burnu’nda denize nazır bir katı var, yakında emekli olacak, biliyorsunuz onların maaşları bilmem kaçıncı baremden ödeniyor."
-
[isim]
Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge
- SÜREM
-
-
[isim]
Bakınız mevsim
-
[kimya, fizik]
Özellikleri kesintisiz olarak bir yerden bir yere değişen veya aynı kalan ortam
-
[isim]
Bakınız mevsim
- FLÖRE
-
Kelime Kökeni: Fransızca fleuret
-
[isim, spor]
Bakınız dürtücü kılıç
-
Bu kılıç kullanılarak oynanan, hedef bölgesi sadece gövde olan bir tür kılıç oyunu
-
[isim, spor]
Bakınız dürtücü kılıç
- GİREN
-
-
[isim, ağızlardan]
Hafif bulutlu, sisli hava
-
[isim, ağızlardan]
Hafif bulutlu, sisli hava
- SÜREK
-
-
[isim]
Süren, devam eden zaman
-
[sıfat]
Hızlı süren, hızlı giden
-
[ağızlardan]
Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü
-
[isim]
Süren, devam eden zaman
- GEREN
-
-
[isim, ağızlardan]
Kuruyunca çatlayan toprak, verimsiz, tuzlu, killi toprak
-
[isim, ağızlardan]
Kuruyunca çatlayan toprak, verimsiz, tuzlu, killi toprak
- GEMRE
-
-
[isim, bitki bilimi]
Son turfanda yetişen, sert kabuklu bir tür siyah üzüm
- "Onlarla bizim bahçenin ortak duvarının onların bahçesine bakan yüzünde, hereklere sardırılmış kırmızı yeşil meyveli gemre asmaları vardı."
-
[isim, bitki bilimi]
Son turfanda yetişen, sert kabuklu bir tür siyah üzüm
- AŞURE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿāşūrā
-
[isim]
Buğday, nohut vb. tanelerle kuru yemişlerin bir arada şekerle kaynatılmasıyla yapılan bir tatlı türü
- "Aşure yiyen İhsan, Orhan'ı görünce kâseyi ve kaşığı birdenbire elinden bıraktı."
-
[isim]
Buğday, nohut vb. tanelerle kuru yemişlerin bir arada şekerle kaynatılmasıyla yapılan bir tatlı türü
- İDARE
-
Kelime Kökeni: Arapça idāre
-
[isim]
Yönetme, çekip çevirme; güdüm, yönetim
- "Bu zat, propagandayı tertip ve idareye memur imiş."
-
Ülke işlerinin yürütülmesi, kamuya ilişkin hizmetlerin bütünü
-
Bir kurum veya kuruluşun yönetildiği yer veya makam
- "Meğer Gazi Paşa gelecekmiş. İdare her sınıfa Afet Hanım'ın Yurt Bilgisi kitabından üçer nüsha dağıttı."
-
Bir kurumun işlerini yürüten kurul
- "Gazete idaresi tarafından zarf kazara açılmış."
-
Bakınız tutum
- "Birdenbire, elindeki suyu günlerce idareye mecbur bir kazazede hâline geldim."
-
İdare kandili veya lambası
-
Hoş görme, göz yumma
-
Bakınız yetinme
- "Bu son hatıralarla sonuna kadar idareye çalışıyorum."
-
[isim]
Yönetme, çekip çevirme; güdüm, yönetim
- GEREK
-
-
[isim]
Varlığına ihtiyaç duyulan, yapılması, edinilmesi icap eden şey; lüzum
- "Vaziyeti bir bütün hâlinde ve bir anda kestirdikten sonra anların gereklerine göre davranırım."
-
Herhangi bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi için şart olan şey; ister, icap
- "Fakat onun için çıplak olmam gerek."
-
[sıfat]
Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen; lazım
-
[zarf]
Şart cümlelerinde güçlü ihtimal bildirir
- "Bu düşünce namusu dedikleri de epeyce önemli bir iş olsa gerek."
-
[isim]
Varlığına ihtiyaç duyulan, yapılması, edinilmesi icap eden şey; lüzum
- RESUL
-
Kelime Kökeni: Arapça resūl
-
[isim, din bilimi]
Kimi bilginlere göre, kendisine kitap indirilmiş peygamber
-
[isim, din bilimi]
Kimi bilginlere göre, kendisine kitap indirilmiş peygamber
- GEBRE
-
-
[isim]
Atı tımar etmekte kullanılan kıldan kese
- "Gebre, kıldan, hamam kesesine benzer yapılmıştır."
-
[isim]
Atı tımar etmekte kullanılan kıldan kese
- İBRET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿibret
-
[isim]
Kötü bir olaydan alınması gereken ders, uyarıcı sonuç
- "Gören göze ibret vardır her şeyde."
-
[sıfat, ağızlardan]
Çirkin, kötü, acayip
-
[isim]
Kötü bir olaydan alınması gereken ders, uyarıcı sonuç
- LİBRE
-
Kelime Kökeni: İtalyanca libbra
-
[isim]
Yarım kilogramlık bir ağırlık ölçü birimi
-
[isim]
Yarım kilogramlık bir ağırlık ölçü birimi
- AVARE
-
Kelime Kökeni: Farsça āvāre
-
[sıfat]
İşsiz güçsüz dolaşan (kimse); avara (I)
- "Daha ne kadar sürdürebilecekti bu avare yaşamını?"
-
Kararsız, dengesiz olan
-
Şaşkınlaşmış olan
-
Belli bir düzeni olmayan
-
[sıfat]
İşsiz güçsüz dolaşan (kimse); avara (I)
- BEHRE
-
Kelime Kökeni: Farsça behre
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kısmet
- "İşin içinde bir behre, bir hüner, bir iktidar dahi bulunmalıdır."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kısmet
- KİREN
-
Kelime Kökeni: Yunanca
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kızılcık
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kızılcık
- ŞAİRE
-
Kelime Kökeni: Arapça şāʿire
-
[isim, eskimiş]
Kadın şair
-
[isim, eskimiş]
Kadın şair