İçinde re olan 5 harfli 175 kelime var. İçerisinde RE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında re olan kelimeler listesine ya da sonu re ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Re Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E R

2 Harfli Kelimeler

ER, RE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

İMREN

  1. [isim] Görülen bir şeyi veya benzerini edinme isteği
TÖREL

  1. [sıfat] Töreye uygun; töreli, töresel
    • "Eski Boğaziçi'nde törel bir yaşama belirmiş, sürmüş, artık sona ermiş." (Selim İleri)
  2. Töre ile ilgili
  3. Bakınız ahlaki
BAREM

Kelime Kökeni: Fransızca barème

  1. [isim] Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge
    • "Bunların tek derdi barem basamaklarını aşarak bu mertebeye fırlayıvermekten ibarettir." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bir sınıflama ve dereceleme yapabilmek için belirlenmiş olan ölçü sistemi
    • "Moda Burnu’nda denize nazır bir katı var, yakında emekli olacak, biliyorsunuz onların maaşları bilmem kaçıncı baremden ödeniyor." (Füruzan)
SÜREM

  1. [isim] Bakınız mevsim
  2. [kimya, fizik] Özellikleri kesintisiz olarak bir yerden bir yere değişen veya aynı kalan ortam
FLÖRE

Kelime Kökeni: Fransızca fleuret

  1. [isim, spor] Bakınız dürtücü kılıç
  2. Bu kılıç kullanılarak oynanan, hedef bölgesi sadece gövde olan bir tür kılıç oyunu
GİREN

  1. [isim, ağızlardan] Hafif bulutlu, sisli hava
SÜREK

  1. [isim] Süren, devam eden zaman
  2. [sıfat] Hızlı süren, hızlı giden
  3. [ağızlardan] Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü
GEREN

  1. [isim, ağızlardan] Kuruyunca çatlayan toprak, verimsiz, tuzlu, killi toprak
GEMRE

  1. [isim, bitki bilimi] Son turfanda yetişen, sert kabuklu bir tür siyah üzüm
    • "Onlarla bizim bahçenin ortak duvarının onların bahçesine bakan yüzünde, hereklere sardırılmış kırmızı yeşil meyveli gemre asmaları vardı." (Musa Genç)
AŞURE

Kelime Kökeni: Arapça ʿāşūrā

  1. [isim] Buğday, nohut vb. tanelerle kuru yemişlerin bir arada şekerle kaynatılmasıyla yapılan bir tatlı türü
    • "Aşure yiyen İhsan, Orhan'ı görünce kâseyi ve kaşığı birdenbire elinden bıraktı." (Peyami Safa)
İDARE

Kelime Kökeni: Arapça idāre

  1. [isim] Yönetme, çekip çevirme; güdüm, yönetim
    • "Bu zat, propagandayı tertip ve idareye memur imiş." (Atatürk)
  2. Ülke işlerinin yürütülmesi, kamuya ilişkin hizmetlerin bütünü
  3. Bir kurum veya kuruluşun yönetildiği yer veya makam
    • "Meğer Gazi Paşa gelecekmiş. İdare her sınıfa Afet Hanım'ın Yurt Bilgisi kitabından üçer nüsha dağıttı." (Haldun Taner)
  4. Bir kurumun işlerini yürüten kurul
    • "Gazete idaresi tarafından zarf kazara açılmış." (Peyami Safa)
  5. Bakınız tutum
    • "Birdenbire, elindeki suyu günlerce idareye mecbur bir kazazede hâline geldim." (Necip Fazıl Kısakürek)
  6. İdare kandili veya lambası
  7. Hoş görme, göz yumma
  8. Bakınız yetinme
    • "Bu son hatıralarla sonuna kadar idareye çalışıyorum." (Sait Faik Abasıyanık)
GEREK

  1. [isim] Varlığına ihtiyaç duyulan, yapılması, edinilmesi icap eden şey; lüzum
    • "Vaziyeti bir bütün hâlinde ve bir anda kestirdikten sonra anların gereklerine göre davranırım." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Herhangi bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi için şart olan şey; ister, icap
    • "Fakat onun için çıplak olmam gerek." (Tektaş Ağaoğlu)
  3. [sıfat] Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen; lazım
  4. [zarf] Şart cümlelerinde güçlü ihtimal bildirir
    • "Bu düşünce namusu dedikleri de epeyce önemli bir iş olsa gerek." (Yaşar Kemal)
RESUL

Kelime Kökeni: Arapça resūl

  1. [isim, din bilimi] Kimi bilginlere göre, kendisine kitap indirilmiş peygamber
GEBRE

  1. [isim] Atı tımar etmekte kullanılan kıldan kese
    • "Gebre, kıldan, hamam kesesine benzer yapılmıştır." (Cahit Külebi)
İBRET

Kelime Kökeni: Arapça ʿibret

  1. [isim] Kötü bir olaydan alınması gereken ders, uyarıcı sonuç
    • "Gören göze ibret vardır her şeyde." (Âşık Veysel)
  2. [sıfat, ağızlardan] Çirkin, kötü, acayip
LİBRE

Kelime Kökeni: İtalyanca libbra

  1. [isim] Yarım kilogramlık bir ağırlık ölçü birimi
AVARE

Kelime Kökeni: Farsça āvāre

  1. [sıfat] İşsiz güçsüz dolaşan (kimse); avara (I)
    • "Daha ne kadar sürdürebilecekti bu avare yaşamını?" (Ayşe Kulin)
  2. Kararsız, dengesiz olan
  3. Şaşkınlaşmış olan
  4. Belli bir düzeni olmayan
BEHRE

Kelime Kökeni: Farsça behre

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kısmet
    • "İşin içinde bir behre, bir hüner, bir iktidar dahi bulunmalıdır." (Ahmet Midhat Efendi)
KİREN

Kelime Kökeni: Yunanca

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız kızılcık
ŞAİRE

Kelime Kökeni: Arapça şāʿire

  1. [isim, eskimiş] Kadın şair
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü