İçinde rc olan 6 harfli 29 kelime var. İçerisinde RC bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında rc olan kelimeler listesine ya da sonu rc ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AHARCI
-
-
[isim]
Kâğıt aharlayan kimse
-
[isim]
Kâğıt aharlayan kimse
- CARCAR
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Geveze, yaygaracı olan
-
[sıfat, ağızlardan]
Geveze, yaygaracı olan
- AYARCI
-
-
[isim, eskimiş]
Esnafın kullandığı ölçü aletlerini denetleyen görevli
-
Darphanede altın veya gümüşün ayarını belirleyen kimse
- "Darphanelerde ayarcı veya kalcı olarak görev üstlenen Museviler çoğunlukla piyasada sarraflık, bezirgânlık da yapıyorlardı."
-
[isim, eskimiş]
Esnafın kullandığı ölçü aletlerini denetleyen görevli
- GERCÜŞ
-
-
[isim]
Batman iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Batman iline bağlı ilçelerden biri
- CARCUR
-
-
[zarf]
"Gelişigüzel konuşmak" anlamındaki carcur etmek deyiminde geçen bir söz
-
[zarf]
"Gelişigüzel konuşmak" anlamındaki carcur etmek deyiminde geçen bir söz
- TERCİH
-
Kelime Kökeni: Arapça tercīḥ
-
[isim]
Bakınız yeğleme
- "Böyle bir tercihinin kefaretini ödemek ister gibi de bir porsiyon köfte söylemişti."
-
[isim]
Bakınız yeğleme
- TERCAN
-
-
[isim]
Erzincan iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Erzincan iline bağlı ilçelerden biri
- SPORCU
-
-
[isim]
Sporla uğraşan kimse; sportmen
- "Sporcular da birbirlerini sık sık ziyaret etsinler."
-
[isim]
Sporla uğraşan kimse; sportmen
- HERCAİ
-
Kelime Kökeni: Farsça her + cāʾ + Arapça -ī
-
[sıfat]
Hiçbir şeyde kararlı olmayan veya konudan konuya geçiveren (kimse); yeltek, gelgeç
-
Aşkta değişken olan
-
Kalıcılığı olmayan, gelip geçici olan
-
[sıfat]
Hiçbir şeyde kararlı olmayan veya konudan konuya geçiveren (kimse); yeltek, gelgeç
- MERCEK
-
-
[isim, fizik]
İçinden geçen paralel ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran veya birbirinden uzaklaştıran, camdan veya ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış saydam cisim; adese, lens
-
[isim, fizik]
İçinden geçen paralel ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran veya birbirinden uzaklaştıran, camdan veya ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış saydam cisim; adese, lens
- MERCAN
-
Kelime Kökeni: Arapça mercān
-
[isim, hayvan bilimi]
Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, geniş resifler oluşturan, mercanlar sınıfının örneği olan, kırmızı kalker iskeletli hayvan; mercan balığı (Corallium rubrum)
-
Bu hayvanın iskeletinden elde edilen ve süs eşyaları yapımında kullanılan madde
- "Alafrangalık, parmaklarımızı narin bir mercan gibi ortaya çıkaran kınalarımızı bile ortadan kaldırmıştı."
-
[sıfat]
Bu maddeden yapılmış
- "Mercandan bir kolye ile mercan küpeler takmıştı."
-
[hayvan bilimi]
İzmaritgillerden, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz'de bulunan, açık kırmızı renkte, eti beğenilen bir balık; mercan balığı (Pagrus pagrus)
-
[isim, hayvan bilimi]
Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, geniş resifler oluşturan, mercanlar sınıfının örneği olan, kırmızı kalker iskeletli hayvan; mercan balığı (Corallium rubrum)
- ŞİİRCE
-
-
[isim, edebiyat]
Bakınız mensur şiir
-
[isim, edebiyat]
Bakınız mensur şiir
- ASURCA
-
-
[isim]
Sami dilleri ailesine giren ve milattan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanılmış olan ölü bir dil
-
[sıfat]
Bu dille yazılmış olan
-
[isim]
Sami dilleri ailesine giren ve milattan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanılmış olan ölü bir dil
- KIRCIN
-
-
[isim]
Hayvan kıranı
- "Son kırcında çok davar öldü."
-
[isim]
Hayvan kıranı
- AMİRCE
-
-
[zarf]
Amire yakışır bir biçimde, amir gibi; amirane
- "Ter sızan is karası kaşlarını avcunun içiyle silerek bu kez gerçekten amirce, kantarcının omzunu dürttü."
-
[zarf]
Amire yakışır bir biçimde, amir gibi; amirane
- DERCEP
-
Kelime Kökeni: Farsça der + Arapça ceyb
-
[isim, eskimiş]
Hakkı olmayan parayı veya malı zimmetine geçirme
-
[isim, eskimiş]
Hakkı olmayan parayı veya malı zimmetine geçirme
- ÖŞÜRCÜ
-
-
[isim]
Öşür alan, toplayan görevli; aşarcı
- "Öşürcüler, ağnamcılar, tahsildarlar, zaptiyeler köylerde kuzu gibi namuslu namuslu dolaşırlarmış."
-
[isim]
Öşür alan, toplayan görevli; aşarcı
- UYARCI
-
-
[isim]
Uygun davranışta bulunan, uyumlu görünen kimse
-
[isim]
Uygun davranışta bulunan, uyumlu görünen kimse
- AĞIRCA
-
-
[sıfat]
Oldukça ağır
- "Biraz sonra aşağıda bir kapı açıldığı, sonra da ağırca bir şeyin devrildiği duyulur."
-
Kötüleşmiş (hasta)
-
[zarf]
Oldukça ağır bir biçimde
- "Kafası çalışıyor mutlaka ama biraz ağırca çalışıyor."
-
[sıfat]
Oldukça ağır
- AKARCA
-
-
[isim]
Irmak, dere, çay gibi küçük akarsu
-
[ağızlardan]
Kemik veremi
-
[tıp]
Sürekli akan çıban; fistül
-
[tıp]
Doğuştan veya sonradan oluşan, bir organdan diğerine veya deri yüzeyine uzanan, iki ucu açık, tüpe benzeyen, normal dışı geçiş veya kanal; fistül
-
[isim]
Irmak, dere, çay gibi küçük akarsu