İçinde rak olan 6 harfli 40 kelime var. İçerisinde RAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında rak olan kelimeler listesine ya da Sonu rak ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A K R Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ARK, KAR
2 Harfli Kelimeler
AK, AR, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- RAKICI
-
-
[isim]
Rakı yapan veya satan kimse
-
Rakı içen kimse
-
[isim]
Rakı yapan veya satan kimse
- TOPRAK
-
-
[isim]
Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü
- "Kara toprak. Kireçli toprak. Killi toprak."
- "Bu sabah hesap ettim, küçüğüm toprağa düşeli tam yetmiş üç gece olmuş." (Reşat Nuri Güntekin)
- "On dakikaya kalmadan adamcağız sizlere ömür! -Toprağı bol olsun diyeceksiniz." (Refik Erduran)
-
[sıfat]
Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış
- "İki toprak duvarın birleştiği bir girintide diz üstü büzülmüş görünüyor." (Memduh Şevket Esendal)
- "Boş saatlerde, şimdi ikisi de toprak olan iki dostumla sanat tartışmaları yapıyorduk." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
Arazi, tarla
- "Köylüye toprak dağıtmak."
-
Kara
- "Toprağa ayak basmak."
-
Ülke
- "Bu toprak bizimdir, içinde yabancının işi yok." (Ruşen Eşref Ünaydın)
-
[isim]
Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü
- ARAKÇI
-
-
Araklayan, çalan kimse, arakçı, hırsız
-
Araklayan, çalan kimse, arakçı, hırsız
- TRAKYA
- ...
- BORAKS
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Yoğunlaşmış borik asitten türeyen sodyum tuzu
-
[isim]
Yoğunlaşmış borik asitten türeyen sodyum tuzu
- BERRAK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Duru, temiz, aydınlık, açık
- "Bu sabah hava berrak / Bu sabah her şey billurdan gibi." (Cahit Sıtkı Tarancı)
-
[sıfat]
Duru, temiz, aydınlık, açık
- OTURAK
-
-
[isim]
Oturulacak yer veya şey
-
Alçak iskemle
-
Bir şeyin yere gelen tarafı, taban
-
Ördek
-
İçkili, çalgılı ve kadınlı eğlenti
-
Boru mengenesinin tezgâha oturduğu ve vidalandığı bölüm
-
[sıfat]
Bacaklarında veya başka bir yerinde, gezmesine engel olacak bir özrü olduğundan hep evde oturan (kimse), kötürüm
-
Kürekli teknelerde kürekçilerin oturduğu enli tahta
-
[isim]
Oturulacak yer veya şey
- ARAKLI
- ...
- BOZRAK
-
-
[sıfat]
Rengi boza çalan
-
[sıfat]
Rengi boza çalan
- TRAKİT
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Yanardağ kayalıkları arasında bulunan bir feldspat türü
-
[isim]
Yanardağ kayalıkları arasında bulunan bir feldspat türü
- MATRAK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kalın sopa, değnek
- "Matrak mı geçiyorsun benimle?" (Necati Cumalı)
-
[sıfat]
Eğlenceli, gülünç, hoş
- "Cavcav gibi matrak oğlan var mı yahu?" (Atilla İlhan)
-
[isim]
Kalın sopa, değnek
- MİHRAK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Odak
-
[isim]
Odak
- BAYRAK
-
-
[isim]
Bir milletin, belli bir topluluğun veya bir kuruluşun simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dikdörtgen biçiminde kumaş, sancak
- "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır / Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır." (Mithat Cemal Kuntay)
- "Matbaaya bir bayrak asmayı uygun gördük." (Hüseyin Cahit Yalçın)
-
Öncü
- "Yeni bir sanat kuşağının bayrağıydı o." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
Simge, sembol
- "Kız, Sinekli Bakkal'ın erkek dünyasına meydan okuyan bir bayrak gibiydi." (Halide Edip Adıvar)
-
Baklagilllerde diğerlerinden daha üstte bulunan, daha büyük olan ve çoğunlukla başka bir renkte ve yuvarlakça olan taç yaprağı
-
Atletizmdeki bayrak yarışında dört sporcunun elden ele geçirdiği kısa, yuvarlak değnek
-
Gerektiğinde indirilip kaldırılan, açılıp kapatılan kol
- "Yoldan, bayrağı açık bir taksi çevirdiler." (Mahmut Yesari)
-
[isim]
Bir milletin, belli bir topluluğun veya bir kuruluşun simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dikdörtgen biçiminde kumaş, sancak
- VARAKA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Varak
- "Vazife esnasında hakaret diye zabıt varakası tutabilirdi." (Aka Gündüz)
-
[isim]
Varak
- YIPRAK
-
-
[sıfat]
Yıpranmış, aşınmış, eski
- "İç cebindeki meşin cüzdandan çıkardığım, ortasından ikiye bölünmüş yıprak bir sarı kâğıdı uzatıyorum." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[sıfat]
Yıpranmış, aşınmış, eski
- ÇAPRAK
-
-
[isim]
Eyer örtüsü, şaprak
-
[isim]
Eyer örtüsü, şaprak
- DIŞRAK
-
-
[sıfat]
Herkesin öğrenmesinde sakınca görülmeyen, gizli kapalı olmayan (her türlü bilgi, öğreti), içrek karşıtı
-
[sıfat]
Herkesin öğrenmesinde sakınca görülmeyen, gizli kapalı olmayan (her türlü bilgi, öğreti), içrek karşıtı
- BRAKET
-
Kelime Kökeni : İngilizce
-
[isim]
Dikişten çıkan kitapların sırtına makine ile bez geçirme
-
[isim]
Dikişten çıkan kitapların sırtına makine ile bez geçirme
- UFARAK
-
-
[sıfat]
Biraz ufak
- "Kara ve pos bıyıklar bu kuru ve ufarak yüzü karanlıklar içinde bırakıyordu." (Peyami Safa)
-
[sıfat]
Biraz ufak
- IRAKLI
- ...