İçinde ra olan 7 harfli 459 kelime var. İçerisinde RA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ra olan kelimeler listesine ya da sonu ra ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ra Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A R

2 Harfli Kelimeler

AR, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DARALIŞ

  1. [isim] Daralmak işi
KIRANTA

Kelime Kökeni: İtalyanca quaranta

  1. [sıfat] Saçları ağarmaya başlamış (erkek)
    • "Yeni şube reisi, kırk beşlik, ellilik, kıranta, ağzı kalabalık bir adam." (Memduh Şevket Esendal)
  2. İlerlemiş yaşına rağmen bakımlı, özenli (erkek)
    • "Masanın başında, güneşten yanmış yüzü, sert ve derin çizgilerle dolu, keskin bakışlı, kıranta bir adam oturuyor." (Esat Mahmut Karakurt)
  3. Kırlaşmış (saç, sakal)
    • "Erkek, tıraşı uzamış kıranta saçlı, kırk yaşlarında bir köylüydü." (Reşat Nuri Güntekin)
CIVADRA

Kelime Kökeni: İtalyanca givadera

  1. [isim, denizcilik] Geminin baş tarafından havaya doğru biraz kalkık olarak uzatılmış bulunan direk
    • "Cıvadra gönderine harp gemilerinde gemi demirliyken küçük bir millî sancak çekilir." (Mustafa Zaloğlu)
PARAVAN

Kelime Kökeni: Fransızca paravent

  1. [isim] Menteşelerle birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan ve yapılarda bazı bölümleri ayırmakta kullanılan, katlanır, taşınır çerçeveli perde; paravana
    • "Merdivenin başındaki paravanın arkasında garip bir sahne gördüm." (Aka Gündüz)
  2. [sıfat, mecaz] Adından, yetkisinden, gücünden kendisine belli etmeden yararlanılan (kişi veya kuruluş)
HARABAT

Kelime Kökeni: Arapça ḫarābāt

  1. [isim, eskimiş] Harabeler
  2. [edebiyat] Bakınız meyhane
SİRAYET

Kelime Kökeni: Arapça sirāyet

  1. [isim] Hastalık başkalarına geçme, bulaşma
    • "Yapılan muayene neticesinde, hastalığın kimseye sirayetine meydan verilmeyecektir." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. [mecaz] Etkisi altına alma
    • "Vehbi'nin bu şüphesi büyüklere sirayete başladı, çocuk bu fırtınada başka köye gitmiş olamaz." (Reşat Nuri Güntekin)
BURAĞAN

  1. [isim] Kısa süreli olup çok şiddetli esen rüzgâr
ANTRAKT

Kelime Kökeni: Fransızca entracte

  1. [isim, sinema, tiyatro] Bakınız ara
MURATLI

  1. [isim] Tekirdağ iline bağlı ilçelerden biri
DOKTORA

Kelime Kökeni: Fransızca doctorat

  1. [isim] Bir fakülte veya yüksekokulu bitirdikten sonra o bilim dalında sınav ve bilimsel bir eserle erişilen derece, basamak
    • "Gezdiricimiz, büyük romancı üstüne doktora tezini hazırlayan bir genç." (Melih Cevdet Anday)
YARADAN

  1. [isim] Bakınız Allah
TORAKÇI

  1. [isim] Meşe odununu yakarak odun kömürü elde edilmesini iş edinmiş kimse; torlukçu
RABBENA

Kelime Kökeni: Arapça rabbenā

  1. [ünlem, din bilimi] "Tanrı'mız!" anlamında kullanılan bir söz
DROSERA

Kelime Kökeni: Fransızca droséra

  1. [isim, bitki bilimi] Droseragillerden, topuz biçimindeki yapraklarının üst yüzeyi, böcekleri yakalayan yapışkan tüyler ile örtülü otsu bir bitki (Drosera rotundifolia)
PARASAL

  1. [sıfat] Para ile ilgili, para bakımından; mali, nakdî, akçasal
    • "Parasal kuvvete sahip kimselerin kitaplarıma gösterdikleri ilgi bana güç veriyor." (Cahit Uçuk)
BALSIRA

  1. [isim] Yaprakların üzerinde oluşan bir küf türü
  2. Bir kudret helvası türü
KARKARA

Kelime Kökeni: Arapça ḳarḳara

  1. [isim, hayvan bilimi] Uzun bacaklılardan, bataklık bölgelerde yaşayan, kışı sıcak ülkelerde geçiren, başı sorguçlu turna
FARFARA

Kelime Kökeni: Arapça ferfere

  1. [sıfat] Çok konuşan
    • "Dalmış gülüp konuşmaya yüzlerce farfara / Yorgun kulaklarımda sürerken bu yaygara" (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Bakınız ağzı kalabalık
  3. Yüksek sesle konuşan
  4. Çok övünen
ÇIRALIK

  1. [sıfat] Çıra olarak kullanılmaya elverişli (ağaç, tahta)
  2. [isim] Çıra konulan yer
    • "Çıralık yanınca Koca Osman onu öylece gördü, yüzüne ters ters, alaylı baktı." (Yaşar Kemal)
  3. [isim] Mum yakılan yer
  4. [isim] Alevilikte hizmetleri karşılığında, talipler tarafından dedeye sunulan para, hediye veya mal
TRAVERS

Kelime Kökeni: Fransızca traverse

  1. [isim] Bakınız tabanlık
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü