İçinde ra olan 4 harfli 75 kelime var. İçerisinde RA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ra olan kelimeler listesine ya da sonu ra ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ra Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A R

2 Harfli Kelimeler

AR, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SERA

Kelime Kökeni: İtalyanca serra

  1. [isim] Sebze ve meyvelerin yetiştirildiği ve hava şartlarına karşı korunduğu cam ve naylonla kaplı yer; limonluk, ser (II), tavhane
SIRA

  1. [isim] Yan yana, art arda olan şey, olay veya canlıların tümü; dizi, kol (I), saf (I)
    • "Dalış sırası gene gelinceye dek o koca süngerden başka bir konudan söz etmedi." (Halikarnas Balıkçısı)
    • "Şehir esnafı şekercisinden tutum da berberine kadar iki sıra durup kendisini alkışladılar." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Bu biçimdeki şey, olay veya canlıların durumu
    • "Sırayı bozmayın."
  3. Belirli bir düzene ve niteliğe göre dizilme durumu
    • "Boy sırası. Yaş sırası."
    • "Sıraya girmek. Sıraya dizilmek."
  4. Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman
    • "Bu sırada yan odadan sesler gelmeye başlamıştı." (İhsan Oktay Anar)
  5. Tahtadan oturak
    • "Oturacak yerler tahta sıralardan olur." (Salâh Birsel)
  6. Dershane, meclis vb. yerlerde kullanılan ve oturup yazı yazacak biçimde yapılan mobilya
  7. Ardı, arkası, önü, peşi ve yanı kelimelerinden sonra gelerek tamlamalar kuran ve "ardından, arkasından, önünden, yanından, beraberinde" anlamlarında kullanılan bir söz
    • "Ardı sıra gelmek. Arkası sıra koşmak. Önü sıra gitmek. Yanı sıra yürümek."
ZİRA

Kelime Kökeni: Farsça zīrā

  1. [bağlaç] Bakınız çünkü
    • "Yeter ki şu ikramiyeli çikolatalardan vazgeçiniz. Zira görüyorum ki merakınız günden güne artıyor." (Nâzım Hikmet)
AFRA

  1. "Afra tafra" ikilemesinde kullanılır: kendini üstün gösterme, üstünlük taslayış
ABRA

Kelime Kökeni: Ermenice

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız dara
  2. Bir değiş tokuşta üste verilen şey
RAŞİ

Kelime Kökeni: Arapça rāşī

  1. [isim] Rüşvet veren kimse
    • "Rüşvet yiyene mürteşi, rüşvet verene de raşi denir." (Burhan Felek)
RACİ

Kelime Kökeni: Arapça rāciʿ

  1. [sıfat, eskimiş] Geri dönen
  2. Dokunan, ilgilendiren, dayanan
CURA

  1. [isim] İki, üç, dört, beş veya altı telli olabilen, alt teli “la”, üst teli “re” sesine ayarlanmış, mızrapla veya parmakla vurularak çalınan, bağlama ailesinin en küçük çalgısı
    • "Nurhak’taki köyden aşiretiyle birlikte Elbistan ve Kayseri’ye doğru yola çıkan Karacaoğlan, aşiret içinde cura çalmaz, koşma söylemez olur." (Nail Tan)
  2. [ağızlardan] Doğan cinsinden küçük, yırtıcı ve bağırgan bir kuş
  3. [sıfat, ağızlardan] Ufak tefek, gelişmemiş
GRAM

Kelime Kökeni: Fransızca gramme

  1. [isim] Kilogramın binde biri değerindeki ağırlık ölçüsü birimi
İBRA

Kelime Kökeni: Arapça ibrāʾ

  1. [isim, hukuk] Bakınız aklama
BORA

Kelime Kökeni: İtalyanca borea

  1. [isim] Genellikle arkasından yağmur getiren sert rüzgâr; boğanak
    • "Boraların savurduğu karla siyah sakalı savrulup beyazlanırken bile şemsiye ve palto gibi şeyler kullanmazdı." (İbrahim Alâeddin Gövsa)
RAMİ

Kelime Kökeni: İngilizce ramee

  1. [isim, bitki bilimi] Isırgangillerden, Çin, Vietnam ve Malezya'da yetişen değerli bir bitki (Boehmeria nivea)
  2. Bu bitkinin dokumacılıkta kullanılan lifi
RAVİ

Kelime Kökeni: Arapça rāvį

  1. [isim] Rivayet eden, nakleden
RACA

Kelime Kökeni: Fransızca raja

  1. [isim] Hindistan'da prenslere verilen ünvan
BURA

  1. [isim] İçinde bulunulan, işaret edilen, kastedilen yakın bir yer veya çevresi; burası
    • "En solda yarım ay biçiminde soyunma odaları ve duşlar bulunurdu ve burayı erkek çocuklar kullanırdı." (Ayla Kutlu)
ÜCRA

  1. [sıfat] Çok uçta, kenarda veya kıyıda köşede olan
    • "Oğlu savaşın birinde şehit düştü, iki kızı da evlenip ücra yerlere gittiler." (Halikarnas Balıkçısı)
ŞIRA

Kelime Kökeni: Farsça şīre

  1. [isim] Henüz mayalanmamış üzüm suyu; şire
  2. Bazı meyve ve sebzelerin özü; şire
    • "Elma şırası."
  3. [argo] Süzülmüş afyon
BARA

  1. [isim, fizik] Aynı gerilimdeki besleme hattı veya çıkışların toplandığı ve dağıtıldığı boru veya iletken çubuk veya lama
NARA

Kelime Kökeni: Arapça naʿre

  1. [isim] Haykırma, bağırma
    • "Akıncıların naralarıyla savaş alanı çınladı."
  2. Sarhoş veya külhanbeyi bağırması
RAST

Kelime Kökeni: Farsça rāst

  1. [sıfat, eskimiş] Doğru, düzgün
  2. [isim] Bakınız tesadüf
  3. [isim] Atılan şey hedefi vurma
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü