İçinde r olan 4 harfli 498 kelime var. İçerisinde R harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında r harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu r harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ACAR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Atılgan
  2. Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik
    • "Bunlar yarının kadın hakları savunucuları, acar avukatları olacak soydandırlar." (Haldun Taner)
  3. Yeni

LORT

Kelime Kökeni : İngilizce

  1. [isim] İngiltere'de babadan oğla veya ailenin ilk erkek kişisine geçen veya kral tarafından bağışlanan soyluluk unvanı
    • "O sırada yaşlı bir lort beni pek sevdi." (Refik Halit Karay)
    • "Onların öyle lort gibi kurulup durduklarına bakmayın." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Lortlar Kamarası üyesi
  3. Çok zengin kimse
  4. Sükseli, kalantor, gösterişli kimse
    • "O bildiğimiz doktor gitmiş, yerine bir lort gelmiş." (Sermet Muhtar Alus)

ÜCRA

  1. [sıfat] Çok uçta, kenarda veya uzakta bulunan
    • "İşte, Marmara'nın uzak ve ücra bir köşesinde uyuyan bu küçük nahiyeciğe hürriyet böyle geldi." (Memduh Şevket Esendal)

EĞRİ

  1. [sıfat] Doğru veya düz olmayan, bir noktasında yön değiştiren, çarpık, münhani, doğru karşıtı
    • "Eğri bir yol."
  2. Yay gibi kavislenmiş, eğmeçli, mukavves
    • "Eğri kılıç."
  3. Yatay veya düşey olmayan, bütünüyle bir yana eğilmiş bulunan, eğik, mail
    • "Eğri bir masa."
  4. [zarf] Yanlış bir biçimde
    • "Gazetecilik bu oğlum, eğri, doğru yazılıp çıkmalı." (Memduh Şevket Esendal)
  5. [isim] Bir olayın şiddetindeki azalış ve çoğalışları gösteren çizgi
    • "Sıcaklık eğrisi. Hava nemi eğrisi."
  6. [isim] Doğru veya düz olmayan çizgi, yüzey

FARZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Müslümanlıkta, özür olmadıkça yapılması zorunlu, yapılmaması günah sayılan ibadet
    • "Peki, farz edelim ki esas itibarıyla arzunu kabul ettim." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Bunun üzerine, işe bir son vermek farz oldu."
    • "Vapurun kahvecisi Kefalonyalı denilen ve kötü bir insan farz olunan biriydi." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Yapmak zorunda kalınan şey, boyun borcu

STOR

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Ağaç, kumaş vb.nden yapılmış bir kanal içinde hareket ederek açılıp kapanan perde
    • "Pencerelere stor perdeleri çekilmişti." (Sait Faik Abasıyanık)

FÜRU

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Dallar, kollar, ayrıntılar
  2. Çocuklar, torunlar

ŞURA

  1. [isim] Anlatana veya söyleyene göre biraz uzakta olan yer, şu yer
    • "Şuraya oturmuştu."

ZERK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İç itim

GARK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Suya batma, boğulma
    • "Toprağa gark olmuş nazik tenleri / Söylemekten kalmış tatlı dilleri." (Yunus Emre)
  2. Suya batırma
    • "Bu hayrı ile milletimizi nura gark edeceğine herkes kani idi." (Yahya Kemal Beyatlı)
    • "Paraya gark oldu."

KORE
...
KURT

  1. [isim] Köpekgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'da yaşayan, postu gri sarı renkli, yırtıcı, etçil memeli hayvan (Canis lupus)
    • "Kurdun oğlu akıbet kurt olur, demiş ve bu söz beş muallimin meslek ve ilim haysiyetine dokunmuştur." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Bir yeri, bir şeyi iyi bilen
  3. [sıfat] İşini iyi bilen, aldanmaz, kurnaz
    • "Deminden beri sus pus olmuş, fırsat bekleyen kurt müşterilerin ilk defa sesi duyuluyor." (Haldun Taner)

TERS

  1. Gerekli olan duruma karşıt, zıt
    • "Yerden göğe kadar haklı olan bir uyarıyı, içimizden bir arkadaş ters anlamış." (Haldun Taner)
    • "Daha sonra o eşsiz lidere ters düşmek bahtsızlığına kapılmıştır." (Haldun Taner)
    • "Hacı Ömer'in o gün ters tarafından kalktığına artık şüphe yoktu." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [isim] Bir şeyin içe gelen yanı, arkası
    • "Elinin tersiyle küçük bir tokat vurmuştu." (Çetin Altan)
  3. [isim] Kesici bir aletin kesmeyen yanı
    • "Kollarına bıçağın tersiyle birkaç tane vurmuşlar." (Memduh Şevket Esendal)
  4. Uygun olmayan, elverişsiz, münasebetsiz
    • "Ters sözlerinle, fazilet iddialarınla beni hırpalama." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  5. Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz, sert
    • "Ters adamın işi de ters gider." (Memduh Şevket Esendal)
  6. [isim] Bir şeyin aksi, karşıtı
    • "Anlattığının tersi anlaşılınca utandı."

UĞRA

  1. [isim] Yufka açılırken hamurun tahtaya yapışmaması için serpilen kalın un

ZARF

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kap, kılıf, sarma
  2. İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese
    • "Bir sabah kahvaltımı yaparken bana gösterişli bir zarf getirdiler." (Ahmet Haşim)
  3. İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap
    • "Kenarları ezik bir çift altın kahve fincanı zarfını elinde evirir çevirirdi." (Reşat Enis)
  4. Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç: Az yaşamıştı. Geç kalınca utandı gibi

AHAR

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılan özel bir karışım

GIRT

  1. [isim] Sert veya kalın bir şey kesilirken çıkan ses

PRİZ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Elektrik akımı almak için fişin sokulduğu yuva
    • "Hatta bir keresinde prizdeki ütüyü devirip handiyse evi bile yakıyordu." (Haldun Taner)

ŞERH

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Açma, ayırma
  2. Bir anlatım veya kitabı açıklama, yorumlama
  3. Bir şeyi açıklamak amacıyla yazılmış kitap
  4. Açık ve ayrıntılı anlatma

TİRE

  1. [isim] Dikişte kullanılan pamuk ipliği
    • "Parmak uçlarında ince ince delik çorapları renkli tire ile iliştiriyordu." (Mahmut Yesari)
  2. [sıfat] Pamuk ipliğinden yapılmış

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü