İçinde r olan 4 harfli 498 kelime var. İçerisinde R harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında r harfi olan kelimeler listesine ya da sonu r harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

FORM

Kelime Kökeni: Fransızca forme

  1. [isim] Bakınız biçim (II)
    • "Dünyada hangi nesil kullandığı şiir formunun ismiyle anılır?" (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Bir şeyin istenilen ve olması gereken durumu
  3. İstenilen şeylerin yazılması, doldurulması için hazırlanmış basılı belge
ARLI

  1. [sıfat] Utanma duygusuna sahip, utangaç olan
  2. Namuslu, ahlaklı olan
    • "Ağaların yiğittir, arlıdır, oğul!" (Tarık Buğra)
ARKA

  1. [isim] Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı; ense, ön karşıtı
    • "Evin arkasında dekorlar boyarlardı." (Adalet Ağaoğlu)
  2. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi
    • "Genç kadının arkası dönük olduğu için yüzünü görememektedir." (Orhan Kemal)
  3. Geri kalan bölüm
    • "Hikâyenin arkası daha acıklı, kocası da ağırca yaralanmış." (Oktay Akbal)
  4. Bir şeyin sonra gelen bölümü; art, geri (I), peş
    • "Adımlarımı açtığımı, neden sonra arkamdan gelen ıslık sesine dönünce anladım." (Erdal Öz)
  5. Otururken sırtın dayandığı yer
    • "Otomobile bindiğimiz zaman başını arkaya yaslamış, gözlerini yummuştu." (Tarık Buğra)
  6. İnsanın vücudu, bedeni
    • "Arkasında beli kemerli, dar, şık bir pardösü vardı." (Refik Halit Karay)
  7. [sıfat] Ön kabul edilen yere göre geride bulunan
    • "Babamla Bandırma'ya giderken arka koltukta oturduğum, arka camdan geride kalan yolları, ağaçları, insanları seyrettiğim anları düşünüyordum." (Salim Nizam)
  8. [sıfat, mecaz] Kayıran, destekleyen
    • "Memur olmak için büyük bir arka gerek." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  9. [mecaz] Geçmiş, geride kalmış zaman
    • "Bütün gözler arkaya, maziye çevrilmişti." (Yahya Kemal Beyatlı)
ROTA

Kelime Kökeni: İtalyanca rotta

  1. [isim] Bir gemi veya uçağın gidiş yönü, izleyeceği yol
  2. [mecaz] Görüş veya tutuma göre gidilen, izlenen yol
    • "Sarhoş serseri, bir eliyle boyuna rotayı ayarlamaya çalışıyordu." (Çetin Altan)
ŞİRE

Kelime Kökeni: Farsça şįre

  1. [isim] Bakınız şıra
  2. Bakınız şerbet
  3. [ağızlardan] Üzüm şırasından yapılan tatlı yiyecekler
KÜRK

  1. [isim] Bazı hayvanların, giyecek yapmak için işlenmiş postu
  2. [sıfat] Bu posttan yapılmış
    • "Kürk manto."
  3. Hayvan postundan yapılan giysi
    • "Ben yatağımın üstünde, kürkümün içinde soğuktan titreyerek oturuyorum." (Halide Edip Adıvar)
VURU

  1. [isim] Kalbin, gevşeyip kasılmasından ileri gelen atım hareketi
KERH

Kelime Kökeni: Arapça kerh

  1. [isim, eskimiş] Tiksinme, iğrenme
  2. Bir işi istemeyerek zorla yapma
TÜRK

  1. [isim] Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse
    • "Ben bir Türk'üm, dinim, cinsim uludur." (Mehmet Emin Yurdakul)
  2. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse
    • "Ne mutlu Türk'üm diyene!" (Atatürk)
ROBA

Kelime Kökeni: İtalyanca roba

  1. [isim] Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça
ORUÇ

Kelime Kökeni: Farsça rūze

  1. [isim, din bilimi] Tanrı'ya ibadet amacıyla yeme, içme vb. şeylerden belli bir süre kendini alıkoyma
    • "Eh, biz her vakit duamızı, orucumuzu eksik etmeyiz, çok şükür!" (Necati Cumalı)
  2. [mecaz] Çok sevilen veya istenen şeylerden uzak durma
FERT

Kelime Kökeni: Arapça ferd

  1. [isim] Bakınız birey
    • "Mustafa Kemal bir fert değil bir timsaldir." (Yahya Kemal Beyatlı)
ENİR

  1. [isim, bitki bilimi] Bir tür yaban mersini
BRİÇ

Kelime Kökeni: İngilizce bridge

  1. [isim] İkişer kişilik takımlar halinde dört kişi arasında elli iki kağıt ile oynanan bir iskambil oyunu
    • "Briç masasında operetçi Muhlis Sabahattin başı çeker." (Salâh Birsel)
ÖZÜR

Kelime Kökeni: Arapça ʿuẕr

  1. [isim] Bir kusurun hoş görülmesini gerektiren sebep; mazeret
    • "Harp tarihi bu saldırı için hiçbir özür bulamayacaktır." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Bir kusurun, bir suçun elde olmadan yapıldığını ileri sürme; mazeret
  3. Elverişsiz olma durumu
    • "Bu evin birtakım özürleri var. Özrüm var, uzun yol yürüyemem."
  4. Bakınız bozukluk
PERİ

Kelime Kökeni: Farsça perī

  1. [isim] Doğaüstü güçleri olduğuna inanılan, hayal ürünü varlık
    • "Acaba böyle bir meraka uymak perilere karşı gelmek midir?" (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. [mecaz] Çok güzel, alımlı, becerikli kadın
KERE

Kelime Kökeni: Arapça kerre

  1. [isim] Bakınız kez
    • "Bir kere düştün mü ne arayan olur ne soran!" (Burhan Felek)
GURU

Kelime Kökeni: Sanskrit

  1. [isim] Brahmacı eğitimde, yüksek kasttan gençleri ve öğrencileri yetiştiren, manevi gücünün en yüksek noktada olduğuna inanılan kimse
  2. Bakınız pir
TARH

Kelime Kökeni: Arapça ṭarḥ

  1. [isim] Bahçelerde çiçek dikmeye ayrılmış yer
    • "Çiçek tarhları üzerinde küçük sinek kümeleri görünüyor, birden kayboluyorlardı." (Ömer Seyfettin)
  2. [eskimiş] Vergi koyma
  3. [eskimiş] Kurma, tertip ve tanzim etme
  4. [eskimiş, matematik] Bakınız çıkarma
ÜRÜN

  1. [isim] Doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey; hasılat, mahsul
  2. Türlü endüstri alanlarında ham maddelerin işlenmesiyle elde edilen şey
  3. [mecaz] Sanatçının ortaya koyduğu eser
    • "Cumhuriyet Dönemi ressamlarının ürünleri sergilendi."
  4. [mecaz] Bir tutum veya davranışın ortaya çıkardığı şey; meyve
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü