İçinde r olan 3 harfli 108 kelime var. İçerisinde R harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında r harfi olan kelimeler listesine ya da sonu r harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

IRK

Kelime Kökeni: Arapça ʿirḳ

  1. [isim] Kalıtımsal olarak ortak fiziksel ve fizyolojik özelliklere sahip insanlar topluluğu; budun
    • "Türkler, insan olarak, ulus olarak doğunun en üstün ve şerefli ırkıdır." (Salâh Birsel)
  2. Bakınız soy
    • "Esasta dağlı ırktan cahil bir kızcağızdı." (Refik Halit Karay)
  3. [biyoloji] Bir canlı türünde aynı karakteri taşıyan canlıların oluşturduğu alt bölüm
ÇİR

  1. [isim, ağızlardan] Kayısı, erik, zerdali vb. meyvelerin kurusu
    • "Neler getirmiş neler... Herkese bir şeyler... avuç avuç leblebi, şekerleme, kuş üzümü, pestil, çir, ceviz..." (Ali Balkız)
ÖRÜ

  1. [isim] Örmek işi
  2. [ağızlardan] Yama olarak yapılan örgü
  3. [ağızlardan] Tarlalarda sele karşı taştan yapılmış set
IRZ

Kelime Kökeni: Arapça ʿirż

  1. [isim] Bir kimsenin, başkaları tarafından dokunulmaması ve saygı gösterilmesi gereken iffeti
    • "Bekçiye mahalle, ırzını, namusunu, malını, canını tereddütsüz teslim edebilirdi." (Sâmiha Ayverdi)
CER

Kelime Kökeni: Arapça cerr

  1. [isim, eskimiş] Çekerek, sürükleyerek götürme
ORA

  1. [isim] Anlatana veya söyleyene uzakta olan yer; orası
    • "Bizimkiler ora senin, bura benim derken bir ulu dağın başına geldiler." (Yaşar Kemal)
İRİ

  1. [sıfat] Olağandan daha hacimli, olağanı aşan büyüklüğü olan; müşekkel, ince karşıtı
    • "Erdal, nişan halkasına benzediğini fakat taşlarının iri olduğunu söyledi." (Emine Işınsu)
  2. Bakınız yapılı
ORG

Kelime Kökeni: Fransızca orgue

  1. [isim, müzik] Klavyeli büyük ve küçük borulardan yapılmış, körüklerden elde edilen havanın bu borulardan geçmesiyle değişik ses tonları verebilen, genellikle kilise çalgısı; erganun
MİR

Kelime Kökeni: Farsça mīr

  1. [isim, eskimiş] Bakınız komutan
  2. Bey, emîr. mirim “beyim, aziz dostum, arkadaşım” anlamlarında bir seslenme sözü
    • "Hızır Bey, mirim, çoktan beri göründüğünüz yoktu." (Vâlâ Nureddin)
RIH

Kelime Kökeni: Farsça rīg

  1. [isim, eskimiş] Yazıdaki mürekkebi kurutmak için dökülen çok ince ve renkli bir kum türü
FER

Kelime Kökeni: Farsça fer

  1. [isim] Bir şeyin parlak olması
  2. Bakınız canlılık
    • "Otuz yaşıma gelmeden gözlerimin feri sönmüştü." (Halide Edip Adıvar)
  3. Bakınız güç (I)
FIR

  1. [zarf] Bakınız fırıl fırıl
  2. [isim, argo] Bakınız piç
PER

Kelime Kökeni: Fransızca paire

  1. [isim] Bazı iskambil oyunlarında farklı renklerden iki benzer kartın bir arada bulunma durumu
YIR

  1. [isim, ağızlardan] İslamlık öncesi sözlü Türk edebiyatında koşma ve türkülere verilen genel ad
SÖR

Kelime Kökeni: Fransızca soeur

  1. [isim] Katolik mezhebinde kendini dine adayan ve manastırda yaşayan kadın
  2. Katolik mezhebinde dinle ilgili bir yükümlülük almayan ancak din uğruna hemşirelik, hasta bakıcılık vb. işlerde çalışan kadın
TIR

Kelime Kökeni: İngilizce (İng. Transport International Routier sözünden)

  1. [isim] Genellikle uluslararası kara yolu taşımacılığında kullanılan, dingil sayısı fazla olan uzun kamyon
FAR

Kelime Kökeni: Fransızca phare

  1. [isim] Taşıtların ön bölümünde bulunan, kısa ve uzun mesafeyi aydınlatmaya yarayan ışık düzeneği
    • "Taksi yaklaşırken farların ışıkları gittikçe güçlenerek yukarılara doğru tırmandı." (Necati Cumalı)
PÜR

Kelime Kökeni: Farsça pur

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız dolu (II)
PİR

Kelime Kökeni: Farsça pīr

  1. [isim] Yaşlı, koca, ihtiyar kimse
    • "Ak sakallı pir, bunları söyleyerek sırra kadem basmış." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bir tarikat veya sanatın kurucusu
    • "Büyük Itri'ye eskiler derler / Bizim öz musikimizin piri" (Yahya Kemal Beyatlı)
  3. [zarf] Adamakıllı, iyice
    • "Ancak, sarhoşluk zamanlarında bazen dili bir açılırmış ama pir açılırmış..." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. [mecaz] Herhangi bir konuda, bir meslekte deneyim kazanmış, eskimiş kimse; guru
SUR

Kelime Kökeni: Arapça sūr

  1. [isim] Kale duvarı
    • "Kıyamet kopar gibi bir velvele koptu, bütün ordu surların üstüne atıldı." (Yahya Kemal Beyatlı)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü