İçinde r olan 3 harfli 108 kelime var. İçerisinde R harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında r harfi olan kelimeler listesine ya da sonu r harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- IRK
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿirḳ
-
[isim]
Kalıtımsal olarak ortak fiziksel ve fizyolojik özelliklere sahip insanlar topluluğu; budun
- "Türkler, insan olarak, ulus olarak doğunun en üstün ve şerefli ırkıdır."
-
Bakınız soy
- "Esasta dağlı ırktan cahil bir kızcağızdı."
-
[biyoloji]
Bir canlı türünde aynı karakteri taşıyan canlıların oluşturduğu alt bölüm
-
[isim]
Kalıtımsal olarak ortak fiziksel ve fizyolojik özelliklere sahip insanlar topluluğu; budun
- ÇİR
-
-
[isim, ağızlardan]
Kayısı, erik, zerdali vb. meyvelerin kurusu
- "Neler getirmiş neler... Herkese bir şeyler... avuç avuç leblebi, şekerleme, kuş üzümü, pestil, çir, ceviz..."
-
[isim, ağızlardan]
Kayısı, erik, zerdali vb. meyvelerin kurusu
- ÖRÜ
-
-
[isim]
Örmek işi
-
[ağızlardan]
Yama olarak yapılan örgü
-
[ağızlardan]
Tarlalarda sele karşı taştan yapılmış set
-
[isim]
Örmek işi
- IRZ
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿirż
-
[isim]
Bir kimsenin, başkaları tarafından dokunulmaması ve saygı gösterilmesi gereken iffeti
- "Bekçiye mahalle, ırzını, namusunu, malını, canını tereddütsüz teslim edebilirdi."
-
[isim]
Bir kimsenin, başkaları tarafından dokunulmaması ve saygı gösterilmesi gereken iffeti
- CER
-
Kelime Kökeni: Arapça cerr
-
[isim, eskimiş]
Çekerek, sürükleyerek götürme
-
[isim, eskimiş]
Çekerek, sürükleyerek götürme
- ORA
-
-
[isim]
Anlatana veya söyleyene uzakta olan yer; orası
- "Bizimkiler ora senin, bura benim derken bir ulu dağın başına geldiler."
-
[isim]
Anlatana veya söyleyene uzakta olan yer; orası
- İRİ
-
-
[sıfat]
Olağandan daha hacimli, olağanı aşan büyüklüğü olan; müşekkel, ince karşıtı
- "Erdal, nişan halkasına benzediğini fakat taşlarının iri olduğunu söyledi."
-
Bakınız yapılı
-
[sıfat]
Olağandan daha hacimli, olağanı aşan büyüklüğü olan; müşekkel, ince karşıtı
- ORG
-
Kelime Kökeni: Fransızca orgue
-
[isim, müzik]
Klavyeli büyük ve küçük borulardan yapılmış, körüklerden elde edilen havanın bu borulardan geçmesiyle değişik ses tonları verebilen, genellikle kilise çalgısı; erganun
-
[isim, müzik]
Klavyeli büyük ve küçük borulardan yapılmış, körüklerden elde edilen havanın bu borulardan geçmesiyle değişik ses tonları verebilen, genellikle kilise çalgısı; erganun
- MİR
-
Kelime Kökeni: Farsça mīr
-
[isim, eskimiş]
Bakınız komutan
-
Bey, emîr. mirim “beyim, aziz dostum, arkadaşım” anlamlarında bir seslenme sözü
- "Hızır Bey, mirim, çoktan beri göründüğünüz yoktu."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız komutan
- RIH
-
Kelime Kökeni: Farsça rīg
-
[isim, eskimiş]
Yazıdaki mürekkebi kurutmak için dökülen çok ince ve renkli bir kum türü
-
[isim, eskimiş]
Yazıdaki mürekkebi kurutmak için dökülen çok ince ve renkli bir kum türü
- FER
-
Kelime Kökeni: Farsça fer
- FIR
-
-
[zarf]
Bakınız fırıl fırıl
-
[isim, argo]
Bakınız piç
-
[zarf]
Bakınız fırıl fırıl
- PER
-
Kelime Kökeni: Fransızca paire
-
[isim]
Bazı iskambil oyunlarında farklı renklerden iki benzer kartın bir arada bulunma durumu
-
[isim]
Bazı iskambil oyunlarında farklı renklerden iki benzer kartın bir arada bulunma durumu
- YIR
-
-
[isim, ağızlardan]
İslamlık öncesi sözlü Türk edebiyatında koşma ve türkülere verilen genel ad
-
[isim, ağızlardan]
İslamlık öncesi sözlü Türk edebiyatında koşma ve türkülere verilen genel ad
- SÖR
-
Kelime Kökeni: Fransızca soeur
-
[isim]
Katolik mezhebinde kendini dine adayan ve manastırda yaşayan kadın
-
Katolik mezhebinde dinle ilgili bir yükümlülük almayan ancak din uğruna hemşirelik, hasta bakıcılık vb. işlerde çalışan kadın
-
[isim]
Katolik mezhebinde kendini dine adayan ve manastırda yaşayan kadın
- TIR
-
Kelime Kökeni: İngilizce (İng. Transport International Routier sözünden)
-
[isim]
Genellikle uluslararası kara yolu taşımacılığında kullanılan, dingil sayısı fazla olan uzun kamyon
-
[isim]
Genellikle uluslararası kara yolu taşımacılığında kullanılan, dingil sayısı fazla olan uzun kamyon
- FAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca phare
-
[isim]
Taşıtların ön bölümünde bulunan, kısa ve uzun mesafeyi aydınlatmaya yarayan ışık düzeneği
- "Taksi yaklaşırken farların ışıkları gittikçe güçlenerek yukarılara doğru tırmandı."
-
[isim]
Taşıtların ön bölümünde bulunan, kısa ve uzun mesafeyi aydınlatmaya yarayan ışık düzeneği
- PÜR
-
Kelime Kökeni: Farsça pur
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız dolu (II)
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız dolu (II)
- PİR
-
Kelime Kökeni: Farsça pīr
-
[isim]
Yaşlı, koca, ihtiyar kimse
- "Ak sakallı pir, bunları söyleyerek sırra kadem basmış."
-
Bir tarikat veya sanatın kurucusu
- "Büyük Itri'ye eskiler derler / Bizim öz musikimizin piri"
-
[zarf]
Adamakıllı, iyice
- "Ancak, sarhoşluk zamanlarında bazen dili bir açılırmış ama pir açılırmış..."
-
[mecaz]
Herhangi bir konuda, bir meslekte deneyim kazanmış, eskimiş kimse; guru
-
[isim]
Yaşlı, koca, ihtiyar kimse
- SUR
-
Kelime Kökeni: Arapça sūr
-
[isim]
Kale duvarı
- "Kıyamet kopar gibi bir velvele koptu, bütün ordu surların üstüne atıldı."
-
[isim]
Kale duvarı